PINAR REYHAN ÖZYİĞİTYıl 2002... Ay Mayıs...
Yeni doğum yapmışım. Hayatımda kucağıma bir bebek almamışım ve o an ellerimin arasındaki o minicik bebeğe hem şaşkınlıkla hem de daha önce asla tanımadığım bir duygu ile bakıyorum. Mis gibi bir koku, şahane bir his ama son derece berbat, iç acıtan, insanı kendinden soğutan bir duygu ile “vicdanım kanıyor” Neden doğurduğumu da, ona nasıl bakacağımı da sorguluyorum. Emziremiyorum ve emmiyor karışımı bir durum içindeyim. Tüm dünyanın emzirmek en harika şey bağrışlarına karşı duruyor gibi hissediyorum kendimi. Kapı gıcırdasa ağlayan, birer karpuz olmuş göğüslerden başlayarak tüm vücudu saran 40 derecelik ateşim düşmüyor.
Bir de işsiz kalmışım. Kucağımda bebecik. Uzunca süre çıkmamaya karar vererek Beşiktaş’taki minicik bezelye kadar eve, bezelye kadar parmakları olan bir bebecik ile kapanıyor ama kendimi internet dünyasına salıyorum.
Ne bir mama, ne de iyi bir ıslak mendil alabilecek durumdayım. Yalnızım. Hem evli hem yalnız olunur mu demeyin. Yalnızım. Bir şey yapmam lazım diye düşünüyorum ama uzunca değil. Uzun uzun düşünmem ben. Aklıma aniden bir isim geliyor. Bu isim beni heyecanlandırıyor. Ve babamın emeklilere verilen kredi kartı numarası ile aldığım bir domain adresi ile hayatım değişiyor.
Şu an yaptığım işimi 2002 yılının Mayıs ayında doğurduğum çocuğum kucağımda gece – gündüz çalışarak hazırlıyorum. Küçücük hackerlardan, minicik öğrencilerden destek alıyorum. Chat odalarında “çocuklar ne olur söyleyin bunu nasıl yazarım?” diye sorarak. Hiç tanımadığım insanlar yardım ediyor. Bir sürü insan destek oluyor. Aslında sonradan moda olan user-generated web sitesi modelinin ilk örneği ülkemizde ilk olarak benim yaptığım site ile uygulanıyor.
31 Ekim 2002 günü açıyorum sitenin kapısını. İlk gün iki yüzden fazla, kulaktan kulağa dolaşan bir fısıltı sayesinde üyem oluyor. Ama asıl iş bundan sonra başlıyor. Para kazanmam lazım. Bebeğim daha çok ilgi istiyor, ihtiyaçları artıyor.
Bir gün HUMANA bebek mamalarını arıyorum. Telefondaki insan “gel” diyor. Gidiyorum ve aman allahım ilk reklamımı alıyorum. Hem de o zamana göre iyi bir paraya. Ve halime acıyan o insan arabasına mamalar doldurup beni eve gönderiyor. Oğlumu öyle büyütüyorum... Mustafa Aşıkoğlu ile o günden beri çalışıyoruz. Ne yapsam yanımda oluyor.
Çok kısa bir süre sonra ATAMAN ile tanışıyorum. Benim Ataman Babam oluyor o. Şu anı hiç unutmuyorum. Okurlarıma yaptığı ürünü test ettirmem için bana ıslak mendil yollayacağınız söylüyor. Tamam diyorum. Eve bir mendil geliyor ki kutularca kolilerce. Mendiller eve sığmıyor. Bir iki ay önce bir ıslak mendil yüzünden nerdeyse kafam uçurulacakken evde şimdi kolilerce mendilim var. Bu ilahi adalet değil de ne? O da başlıyor bana para vermeye. Ve bu motivasyon ile o da ben de büyüyoruz. Ataman Babam yani Uni Baby’im şimdi pazar lideri oldu. Bense fena değilim diye düşünüyorum.
Bebeğim gibi baktığım büyüttüğüm işimi çok sevdim. Bir sürü güzel anne ve insanın desteği ile geliştirdim. Serdar Erener’in İŞK diye tarif ettiği şekilde tam anlamıyla “İŞ AŞKI” ile yapmaya devam ettim.
Ve kuruluştan 4 sene sonra el emeği göz nuru dantel gibi örülmüş bebeğimle Hürriyet’e geldim. Tek başıma artık yapamıyordum. 50.000 olmuştu üye sayısı teknik maliyet, trafik yönetemiyordum çünkü param yoktu kazandığım ile ancak geçiniyordum ve yatırım yapamıyordum. Dergimi bir matbaaya senet imzalatarak bastırıyordum. Reklam paralarını toplayınca gidip ödüyordum. Ödeme gecikirse gelip ofisimi basıyorlardı. Öyle bir durum içindeyken elimden Hürriyet tuttu. Aldı iş bebeğimi kendi bebeği yaptı. Dokundu, besledi ve büyüttü.
Tam 4 yıldır işim artık benim “kendi işim” değil ama içimdeki iş aşkı asla değişmedi.
Çaba, emek, zaman harcanan değer verilen işlerin gerçekten sevilerek yapılırsa nasıl olabildiğini anlayın diye anlatıyorum bunları.
Bana hep yazan, soru soran, dert yanan hanımlar...
“Param var yatırım yapıcam ne yapsam bilemedim fikriniz var mı?” diyenler...
“İçinizdeki bir heyecan büyüterek yaşamınızı nasıl değiştirirsiniz?” sorusuna yanıt arayanlar...
“Pınar SIR senin yazman gereken kitaptı bize anlat bize yardım et” diye soranlar...
Hiçbir şey PIT PIT PIT diye kendiliğinden olmuyor.
Yaşam gerçekten sevgiyle verilen emek istiyor.
Yaptığım işle ilgili kilometre taşlarını listelerken düşündüm de...
1- Anne olduğum an
2- İşimi kurduğum an
3- Cengiz Semercioğlu’nun beni aradığı an
4- Mehmet Barlas’ın bana canlı yayında yaptığı jest
5- Ahmet Toksoy ve Vuslat Doğan Sabancı ile tanıştığım an. olarak belirledim.
Her şeyi yapabilirsiniz ama birilerinin gaz vermesi lazım. Destek olması lazım. 2002’de henüz internet emeklerken açılmış yeni bir web sitesini fark edip yaptığı canlı yayına “gel bir anlat bakalım sen ne yapıyorsun” diye beni çağıran Cengiz...
Ve o programda önüne koyduğum ne yaptığımı anlatmaya çalışan yazıya bakıp “Eeee Pınar kaç üyen var?” dedikten sonra daha ben cevap veremeden gözüme bakıp önünde yazan 2000’li sayıyı geçip, belki de bana o an acıyan “Ooo demek 12.000 kadın seni okuyor harika tebrik edelim Pınar’ı” diye yorumlayan programdan çıkarken de göz kırpıp “Doğru yoldasın şimdi git gerçekten çok çalış” diyen Mehmet Barlas...
Bu isimler bana fark edilmenin ne demek olduğunu öğrettiler.
Ve en yakınlarından medet ummanın yersiz olduğunu da...
Birilerinin bir yerlerde sana dokunabileceğini de...
Şu an yapmak istediklerim kabuğuma sığmıyor, edindiğim tecrübe alttan alttan sürekli itiyor biliyorum...
Ama her sabah koşarak, severek işe gidiyorum.
Şimdi ise doğum yaptığımda beni rahat bırakan iş ahlakı ile insani ahlakini bir arada tutan kocaman yürekli gazetemden çalışanların sorduğu “Pınar yeni doğum yaptın yat dinlen işe gelme” diyen dostlarıma “sayenizde şu an yaşıyorum yoksa 4 sene önce ölmüştüm” diye cevap veriyorum.
Pınar Reyhan
8 Yaşındaki Emre Berent, 1 yaşındaki Kaila Sim ve 2 aylık Rüzgar Ege’nin annesi, Bora Özyiğit’in hayat arkadaşı...
37 yaşında...
Anneyiz.Biz’in Yayın Yönetmeni
Hürriyet Kelebek Yazarı
Hürriyet Çocuk Gazetesi Proje & Yayın Yönetmeni
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


Yorumlar
herzaman senin ardındayım.
Herşeyin gönlünce olması dileği ile
Sevgiler
Size benzetiyorum kendimi diyorum ya gerçekten aynı şeyleri yaşadım yaşıyorum desem inanırmısınız?
Sevgiler
Benim hayatta en sahici, en samimi örneğim, en büyük motivemsin.:)
Belki kısa bir zaman sonra benim buna benzer bir hikayem olacak...
YOLUN HEP AÇIK OLSUN...BÜTÜN GÜZELLİKLER SENİN OLSUN...
Birilerinin bana gaz vermesine ihtiyacım var....
seni kendime örnek yaptımmm....
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.