Araçlar
Kayıt Giriş

zamanehatunlari.com

BURADASINIZ: Ana Sayfa » Hikayeleriniz » Dont vori be hepi...
Pazar, 20 May 2012
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 6
ZayıfEn iyi 

Dont vori be hepi...

e-Posta Yazdır

H. ELIF ŞAKARELİF ERKAN ŞAKAR - 2

YIL 1994 ...Sıcak mı sıcak bir Temmuz günü CINE 5’ in popüler olduğu henüz kimsenin dekodırını geri vermek istemediği zamanlar..İstanbul Jazz festivali tüm hızıyla devam ediyor.

Biletleri havada kapışılan  starlar  İstanbulda...

Bana ve çılgın partnerim Serhat'a konser vermeye gelen starlarla sahne arkası röporatajlarla, havalı  bir jazz programı yapma görevi verilmiş. Kanımın beyne ulaşana kadar kırk şekil değiştirdiğini ,adrenalin hissetmek için hiç bir şeye ihtiyaç duymadığımı bugün gibi hatırlıyorum.Tırnaklarımın hepsini yiyorum, sadece yarım saat var. Meşhur şarkısı yüzünden ortalıkta salak bir gülümsemeyle günlerce dolaştığım acayip kişilik ile tanışmak için yedinci kahvemi içerek otelin pastanesinde bekliyorum.

Hem radyo programım için hem de TV programı için röportaj yapacağım. O an sanki zannedersiniz ki Evereste beş dakika önce tırmanmış inmiş, aşağıda bekleyenlere nanik yapıyorum, öyle böyle değil..Şu an pek moda olan kişisel gelişim koçlarının tüm söylemlerini geride bırakacak tüm telkinleri yapıyorum kendime.”Sana sadece sana geliyor, mükemmelsin kızım, işte budur, senin elinden ne kurtulur, yürü güzelim yürü, yık engellerini,şu hayatta istediğin herşeyi elde edebilirsin yeter ki elini uzat “..amigo kıvamındayım yani..

 

Akrep ile yelkovan oyun oynuyor gibi sürekli saatime bakıyorum ne gelen vaar ne giden..Arkadaş, eş dost, akraba havaya girmiş bekliyor, vatanın her köşesini öyle  beklentiye boğmuşum..ki zannedersiniz ki zenci olmayan bir OPRAH WİNFREY'İM de  ben dahil hiç kimsenin haberi yok.

Garson 151. kez yanıma gelip hala bir şey isteyip istemediğimi soruyor, abuk sabuk siparişlere devam ediyorum.’Hadi Bobby’ diyorum yapma bunu bana karizmayı böyle güzel bir günde çizdirmek olmaz, gel, hem dont wori deyip durup sonra da bu kazık atılmaz derken..menajeri ufuk çizgisinde gözüküyor.

Ayağa fırlıyorum, sakarlık serde olduğundan zincirleme reaksiyon hareketler arka arkaya geliveriyor. Önce kahveyi döküyorum ardından pasta vitrinine çarpmak suretiyle ortalığı birbirine katıyorum, finiş çizgisine vardığımda adamın yüzündeki ekşi ifadeyle karşılaşıyorum. Arkadan beklenen cümle geliyor ... o aslında sadece “Mr Mcferrin sesini dinlendiriyor” derken,ben nedense gayet öz türkçe “kısaca ayvayı yediniz”i duyuyorum. İki saat beklemenin dayanılmaz hafifliğine, hayalkırıklığı sosuna bulanmış delilik ekleniyor ve ağzımdan çıkan kelimelerden dehşete düşüyorum ”Ona bir hediye göndermek istiyorum”.

Şaşkın adamı bir kaç dakika beklettikten ,tüm menüyü yediğim için kanka ilan ettiğim sevgili garsonumdan bir çikolatalı cheesecake istiyorum..ve yanına tüm hayatımın geri kalanında hep gülerek hatırlayacağım cümleyi yazıyorum: ‘Bu röportajı vermezseniz hiç üzülmeyin hep mutlu olun, ama bilinki verirseniz birisini daha da mutlu edeceksiniz.’

Menajer gülerek mesajımı götürüyor... veeeeeeeeeeeee... dıdnınınnnn...

O   gerçekten bembeyaz dişleriyle gülümseyerek kısa bir süre sonra yanıma geliyor...Hayatımın en zor ama en keyifli beş dakikası oluyor o  beş dakika süren röportaj.... hiç unutulmayacak... anımsadığımda hep “don’t worry be happy” dedirtecek hafızamda tadına doyulmaz bir lezzet bırakan  beş dakika... Uçarak ayrılıyorum yanından dudaklarımda bir gülümseme,  o şarkı ıslığımda...

Bu şarkıyı hiç unutma .,ne zaman pes etmeye yaklaşırsan gri hücrelerini notaya dönüştür ve hep bu şarkıyı çal..hep çal...

Don’t vori bi hepiiiii...

Hayatında ulaşmak istediğin herşeye   açılacak bir kapı var ..yeterki kapıyı çal..hep çal..

Paylaşmak ister misin?:

Deli.cio.us    Digg    reddit    Facebook    StumbleUpon    Newsvine

Yorum ekle


Güvenlik kodu Yenile