ELİF ERKAN ŞAKAR - 1
Kadınlığınızın tarihini yazsanız..içinizdeki küçük kızdan başlamak gerekir.
Çünkü o orada duruyordur ..hiç bir yere gitmemiştir aslında..Bir elinizde tava, bir elinizde cep telefonu, bir elinizde bebek bezi bile varken; o küçük kız hiçç istifini bozmadan içinizde öylece oturur. Hararetle düşündüğü konu, evden ilkokula yürüyerek giderken köşedeki bisikletçiye uğrayıp, akşamüstü teslim alacağı patlak lastikli bisikletiyle sokakta oynadığı o kara kaşlı, yakışıklı küçük oğlana nasıl hava atacağıdır; tabii önce çamdan dökülen fıstığı ezip, papatya suyunu karıştırıp saçına sürmesi gerekecektir, akşam eve dönünce fırçayı yer o ayrı...
Hayat son derece anlamlı, bir o kadar basittir..evin tam karşısında henüz apartman olmamış bir koca bahçeli ev vardır; içinde oynayan iki oğlan.. Biri yakışıklı gözükür gözüne, öbürünü pek anımsamaz bile. Tüm mesele okuldan eve, evden okula gidip gelmek, kırtasiyeci amcadan şeker almak, ödev yapmak ve oyun parkının içine girip kardeşiyle oynamaktır.
Küçük kız içinde oturduğu bu kocaman kadının şu anına bakınca dehşete düşer.. “Mail de ne demek acaba?” diye düşünür. “Mailime at” dediğine göre atılacak kadar sevmediği bir şey olsa gerek. Eee niye atıp kurtulmuyorlar ki bu mail denen şeylerden?.. der kendi kendine.
Bu kocaman kadın cidden acayip. Her sabah aynı şeyi yapıyor. Hep çay bardağını doldurup, hep yarım bırakıyor çayını; çünkü hep telefonda, birilerine sürekli bir laf yetiştiriyor, evdeki ablaya etli fasulye tarifi verirken, bir eliyle oğlunun proje ödevine göz gezdiriyor, diğer eliyle kaçmış olduğunu farkettiği pantolon çorabını değiştirmek için dolaba yöneliyor, o gün çok sevdikleri bir dostun doğumgünü, ona özel bir hediye istiyor.
Tatlı kadın ama öyle abur cubur hediye almayı sevmiyor, eliyle bir kart hazırlamak istiyor, “öğle yemeği yerken iş yerinde halledecekmiş” öyle söylüyor telefondaki arkadaşına, hah tamam bitiyor konuşması.
Banyoda şimdi yüzündeki kırışıklıkları inceliyor, bir küfür sallayıveriyor, utanıyor sonra. Fırlıyor evden muzip muzip, atlıyor arabasına ..Kendi kendine gülümsüyor aynaya “bu kocaman kadın gerçekten deli galiba”. Neler anlatıyor neler?..Küçük kızın ağzına sinek kaçacak neredeyse..
“Bak küçüğüm” diyor dikiz aynasından..Ben bu kızı kolay büyütmedim.., Genç kız, sınav, ders, gece çıkmak, yasak, öpücük, ayıp, aşk, sevgili, iş, kadın, çiçek, yüzük, gelin, koca, çocuk, sorumluluk, ev, yeni ev, eşya, kitap, spor, parti, yemek, aile, dost, düşman,..
Bu kızı bunlar büyüttü..kocaman yaptı...
Ayıp olanın gerçek olduğunu öğrendi, bir erkekle yaşamayı öğrendi. Babanın koca demek olduğunu, kocanın baba, kadın gibi kadın olmak için nelere eyvallah deyip, nelere demeyeceğini öğrendi, çocukla çocuk olmayı da. İş yerinde kadın kalmak için sadece ruj sürmenin yeterli olmadığını, zekayı hamura katmanın gerekliliğini öğrendi . Hamurunda yoksa bile süslenmeyi, hem seksi hem cici olmayı öğrendi.
Metrelerce mesafeden karşıdakinin adam gibi adam mı yoksa müsvedde mi olduğunu anlayabilmeyi öğrendi. Gerektiği yerde susmayı, gerektiği yerde arkada durmayı, çılgınlıkların sakil durmadığı anlar olduğunu öğrendi. Toyken olgunluğa özendi, olgunken toyluğa, gençken burun kıvırdığı müzikte ağlamayı öğrendi. Bedenin ruhuna dar geldiğinde kaçıp gitmeden başetmeyi öğrendi.
Hayatın her deminde aslında ne kadar muhteşem olduğunu öğrendi..
Bak küçüğüm, unutma, ben bu kızı kolay büyütmedim....
| < Önceki | Sonraki > |
|---|

