Araçlar
Kayıt Giriş

zamanehatunlari.com

BURADASINIZ: Ana Sayfa » Hikayeleriniz » İyi niyet gülüşü
Pazar, 20 May 2012
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 22
ZayıfEn iyi 

İyi niyet gülüşü

e-Posta Yazdır

Rumuz: EFSUN

Dile kolay onbeş yılımızı vermiştik çalıştığımız kuruma... Omuz omuza, sırt sırta , gece gündüz çalışmış ve bir gün bile birbirimizden kırılmamıştık. Sahiplenmiştik kurumu, o da bize arka çıkmıştı. Üniversiteyi bitirir bitirmez personelini seçer, alır ve yetiştirirdi. Kot pantolon tişörtle okula gidip, simit ve çaya talim eden bizlerin çoğu, kurumumuzun verdiği sosyalleşme toplantılarında görmüştü ünlü otellerin içini... Birbirimizi anlayıp, tanıyalım diye farklı ilde düzenlenen toplantılara gönderilirdik ki ben uçağa ilk defa bu şekilde binmiştim. Yaygın şube ağı ve merkez, bir aile gibiydi. Geleneksel ast üst ayrımı yoktu, Genel Müdür Yardımcımız ile kahve içip erkek arkadaşlarımız hakkında görüşlerini alabilirdik. Kurum sahibi ise aile büyüğümüzdü ve onun varlığı için şükür ederdik. Tüm bunların yanında iyi de kazanırdık. Bir çok sosyal hakka sahiptik. Çok iyi paralar ile gelen transfer tekliflerine “hayır” derdik. Çok mutluyduk çünkü, niye gidelim ki?!

Biz gitmedik ama hepimiz bir anda başka kurum olduk... Bizden daha küçük yapıda bir firma büyüme isteği ile bizi satın aldı. Birleşmenin hemen ardından kurum, “biz” ve “siz” olarak ikiye bölünmüştü. O zaman anladık ki, “biz” mükemmel ve çok steril bir ortamda çalışmışız. Çünkü biz hep “bir” dik. Aramızda “diğeri” hiç olmamıştı...


Sonuçta “biz” den bazı çalışma arkadaşlarımız “zorunlu” olarak işten ayrıldı. Bazı arkadaşlarımız ise senelerini verdiği çalışma ortamında “diğeri” olma durumunu kaldıramadı ve kendi isteği ile ayrıldı. Buraya kadar olan kısım; her kurumda bir gün olabilecek, herkesin başına gelebilecek olağan bir süreçtir. Bundan sonraki kısım ise bana özeldir...
Ben çalışmaya halen devam ediyordum ama üzerimde kurulan baskı dayanılacak gibi değildi. İşin ilginç tarafı, yüz yüze çalıştığımız anların çok eğlenceli, güle oynaya geçmesi idi!

“Diğer” tarafı kesinlikle yargılamıyordum ve anlıyordum aslında. Kendi kültüründen kişilerle çalışma isteği bir tercihti ve saygı duymak zorundaydık. Anlayamadığım husus, tarzlarıydı. Bunda da yapabileceğim bir şey yoktu.
Yaptığım iş gereği; sektördeki rakiplerimiz ile bazen birlikte çalışıyorduk. Bir tanesi ile son zamanlarda artan yoğunlukta çalışmalarımız olmuş ve sadece telefon ile görüşüyor olsak da bir dostluk kurmuştuk. Bir gün telefonda dertleşirken kendisi ile çalışmaktan mutlu olacağımı söyleyiverdim! Aslında hiç planlamamıştım, öylesine aniden ağzımdan çıkıvermişti... Nedense hiç şaşırmadı ve kesinlikle “birim” olduklarında beni alacağını iletti. Karşılıklı iyiniyet köprüsü kurulmuştu artık...

Çalıştığım bölümde; biri “zorunlu”, diğeri “isteğe bağlı” olarak iki yakın arkadaşım isten ayrılmıştı. Bir zaman sonra ben de artık çalışmamaya karar verdim ve işten ayrılma prosedürünü başlattım. Yalnız yaşıyordum, evim kiraydı, çalışmam şarttı ve bir iş bile bulmadan istifa dilekçemi sunmuştum. Tek avantajım çalışma sürem, tazminat almaya yetiyordu. Bu para iş bulamazsam beni bir süre idare ederdi, iş bulursam zaten harika olurdu. Prosedür gereği 1,5 ay ihbar sürem vardı ve kullanmam gerekiyordu. Bu sürede yeni bir iş imkanı çıkabilirdi. İyiniyetli yaklaşımım arkadaşlarımı güldürmüştü... Sonuçta “akan su bir şekilde yolunu bulur”du. Su yolunu bulduğuna göre ben de bulabilirdim...

İhbar süremin dolmasına üç hafta kala mucize gerçekleşti! Sürekli telefonda görüştüğümüz rakip firma arkadaşımdan beklediğim mail geldi. İlgili birim kurulmuş, arkadaşım başına geçmişti. Benimle çalışmak istiyordu. Cevabım tabii ki “evet” olmuştu. Bu sefer de ben arkadaşlarımın kötümserliğine güldüm...

İhbar süremin dolmasına bir hafta kala çok farklı bir iş teklifi daha aldım. Bu teklif ikinci mucizeydi... Tam 7 sene önce bir insan kaynakları danışmanlık şirketinin internet sitesine bıraktığım ve açık unuttuğun CV im dikkate alınmıştı! Cv de mevcutta yaptığım iş görülmüyordu bile... Bir önceki çalışma alanım ile ilgili görüşme talep ediliyordu. Danışmanlık şirketinden arayan kişiye, “bir hafta sonra yeni bir işe başlayacağımı ama iki yakın arkadaşımın teklifle ilgilenebileceklerini, isterlerse cv lerini ulaştırabileceğimi” belirttim. İşten benden önce ayrılan yakın arkadaşlarımdan biri yazlığa gitmişti, diğeri ise İstanbul'da idi. Beni kırmamak için danışmanlık firması ile görüşmeyi kabul etti. Teklif edilen pozisyon için arkadaşımın özelliklerinin çok fazla olduğunu biliyordum ama arkadaşımın harika bir danışman olabileceğine inanıyordum. O da zaten bu tür bir işte çalışmak istediğini bir kaç defa söylemişti. Tanışmak, faydalı olacaktı. Görüşme sonucunda yanıldığım tek bir husus vardı. O da zamanlamaydı! . Arkadaşım “hemen” danışman olmuştu... İki hafta sonra ise yazlıktaki arkadaşım da danışmanlık firmasına girmişti... İhbar süremin sonunda iki yakın arkadaşım ve ben, yeni işlerimizin başındaydık. Bu sefer üçümüz, diğer arkadaşlarımıza gülücüklerimizi gönderdik...

Yaklaşık 3 yıldır gayet başarılı olarak “yeni” işlerimizde çalışmamız devam ediyor. Son mucizemizi ise iki gün önce yaşadık...

Ben 23 temmuzda, bir hastanede annemin yanında refakatçi kalırken aniden fenalaştım ve ameliyat oldum... Dolayısı ile refakatçi halinden hasta haline geçiş yapmıştım. Eski kurumdan yadigar kalan dostlarımdan Ayşen refakatçim oldu. O da farklı bir kuruma gitmişti fakat kısa bir süre önce çalıştığı bölüm kapandığından işsiz kalmıştı.Bir iki iş görüşmesi yapmış ama sonuçlanmamıştı. “Ben eylül ayına kadar dinlenmek istiyorum, benim işim beni bulacak” diyerek dolaşıyordu etrafta. Bu sefer ben ona gülüyordum... Bir de “bak iyi ki çalıştığım bölüm kapanmış, yoksa sana nasıl bakacaktım” dediğinde vücudumun muhtelif yerlerinden çıkan kablolara aldırmadan, tüm acıma rağmen kahkaha atmıştım... Refakatçi dostum sadece benim ile değil ziyaretçilerim ile de ilgileniyordu. Bu arada danışmanlık şirketinde çalışan arkadaşlarım da ziyaretime gelmişlerdi. Sohbet esnasında Aysen iş aradığını söyledi. Halbuki iş aramıyordu, işin kendi kendine gelmesini bekliyordu... Tesadüf bu ya, danışmanlık firmasında Aysen’e uygun bir pozisyon vardı. Gerçekten onun işi onu bulmuştu... Sıkı bir mülakat ve sınav sonrasında gerçekten eylül ayında Aysen, diğer arkadaşlarım ile birlikte çalışmaya başladı. Şimdi de “iyi ki refakatçin olmuşum, yeni işimi nasıl bulacaktım” diyerek mutlu mutlu çalışıyor. Benim de “iyi ki hastalanmışım” diyesim geliyor...

 

onuçta, 7 sene önce doldurduğum ve bir şekilde dikkat çeken Cv im farklı zamanlarda üç arkadaşımın aynı firmada çalışmasına sebep olmuştu. Yoksa tüm bunlara sebep, arkadaşlarımızı gülümseten iyi niyetli beklentilerimiz miydi?

Biz gülücükler içinde çalışmaya devam ediyoruz, sorunun cevabını ise size bırakıyoruz..
Sevgiler…

Paylaşmak ister misin?:

Deli.cio.us    Digg    reddit    Facebook    StumbleUpon    Newsvine

Yorum ekle


Güvenlik kodu Yenile