SENEM TEKİN
Bu yarışmayı okuduğumda başladı aslında serüvenim... Bu başlıkla kendimi sorguladım birden, farkında ya da değil ben annemden bambaşka bir hayat sürüyorum...
Küçüçük bir kız hergün okuldan döndüğünde sıcacık bir tebessümle açılan evimin kapısı, sıcacık, yeni pişirdiği peynirli böreğinin kokusu... Annem, tüm hayatını bizim eğitim ve mutluluğumuza adamayı misyon edinmiş kanatsız bir melek. Tüm evin yükünü üstüne sırtlamış kocaman bir adam; Babam...O kocaman hem yüreği büyük hepimize yeticek kadar, hem çok güçlü... Bir anda bugüne ışınlanıyorum yeniden; tüm seçimlerini kendi yapmış, dişini tırnağına geçirmiş, asla vazgeçmeyen, bugün ne iş olsa elimden gelir diyebilecek kadar güçlü, korkusuz ben.
Aslında ben henüz yirmiyedi yaşındayım, şu anda Türkiye’nin önde gelen hızlı tüketim firmalarından birinde marka yöneticisi olarak çalışıyorum. Zaman çok hızlı geçiyor. Çok acil ile başlayan mailler, bitmek bilmeyen aktivite takvimi, yeni başlayan projeler, onay süreci, bütçe, iş kadar diğer departmanlarla olan ilişkilerin de önemli olduğu muhteşem bir şirket. Muhteşem diyorum çünkü hayatın ta kendisi; işini ne kadar iyi yaparsan yap, arkasında kocaman bir yürek, inanç ve birlik olmadığı müddetçe sen başarılı değilsin. Bambaşka kültürlerden gelmiş, bir sürü insan herkes aynı amaç uğrunda çalışıyor, empatik olmayı öğrenmek zorundasın. Empatik olmak yetmiyor, kriz= fırsat. Zorluk yok zorlanmak yok, gülmeyi ilke edindim kendime, içinde bulunduğum herşeye sevgi katıyorum... Sevgisiz olmuyor...
İşimden söz ettikten sonra biraz da aileme girmek istiyorum. Anneanemle yaşıyorum, çünkü Anneannemin evi işime nispeten daha yakın. Nispeten diyorum çünkü yine de hergün geçmek zorunda olduğum köprüye engel değil. Anneanneyle yaşamak çok farklı, siz hayatınız baharındasınız bir sürü hayalleriniz, hedefleriniz ve umudunuz var geleceğe dair. O ise geçmiş bu yollardan, şimdi sizinkini anlamaya çalışıyor. En azından benim anneannem öyle; ilişkilerimden, arkadaşlıklarıma, kariyerimden tatillerime kadar her daim yapacak bir yorumu ve dinleyecek bir sabrı var. Onun düzenine alışmak kolay değil çünkü ben aceleden gömleğimi beş dakikada ütülemeye alışmışken, o kolalamadan asamıyor bile yerine. Hızdan bahsedeceğim sonraki paragraflarda, hız kesiyor adeta anneannem zaman zaman.
Ben zamane hatunuyum neden mi? Gelin beraber inceleyim benim günümü, bakalım neler olup bitiyor, nası geçiyor benim bitmek bilmeyen zamana uyum sağlamaya çalışan gelişim sürecim. Uyum sağlamak diyorum, inanın zaman benden ileri gidiyor zaman zaman...Bir de beni ben yapan anılarıma bakalım, kimlere kafa tuttum, doğru yaptığıma inanırken aslında neleri yanlış yapmışım; hepsi beni ben yapan tecrübeler...
Saat 07:30 dindondindon alarm çalıyor kalk, aman ananem uyanmasın kıyamam, ama o da kalkmadan edemez... Hemen giyiniyorum ve havaların güzel olduğu bu günlerde metrobüse yürüyorum. Onbeş dakikamı alıyor. Bu süreç içerisinde 500ml suyumu içiyorum. Karşıya geçtim, minibüse bindim, Maslak’da indim direk işime gidiyorum... 1 litre su daha alıyorum, öğlene kadar bitmek zorunda... Mail kutumu açtığım anda kahvaltı kavramı kendiliğinden yok oluyor... Her sabah çok sevdiğim yöneticim Marc’ın ‘’How is Senem feeling today?’’ cümlesi ile enerjimi alıyorum, ‘’Senem is always happy, let the show begin’’... Yasin’in Starbucks’a taş çıkaran kahvesini yudumlarken bir bakmışım saat 10:45, derken 12:30 midem gurulduyor, yemek, iş, sunumlar, toplantılar ne ara 6:00’yı vurdu çanlar, koş Senem koş...
Bir saat yirmi dakikalık bir trafikten sonra eve geliyorum... Acil üstümü değiştirip kendimi Pilates kursumda buluyorum. Ben zamane hatunuyum, her fırsatta tıpkı sabah yaptğım gibi yürümek zorundayım, susuz olmaz sağlıklı bir cilde ihtiyacım var, suyumu içiyorum. Spor olmak zorunda, doğru nefes almalı enerji fazlamı bir şekilde açığa çıkarmalıyım... Bakımlı olmalıyım, ben zamane hatunuyum dişimden tırnağıma net ve farklı durmalıyım. Modayı takip etmeli, ama kurbanı olmamalı, farklı durmalı ama kurumsal hayatın kurallarını da unutmamalıyım. Kuaforden randevumu aldım, bazen bekledikleri oluyor. Eve geldim saat 21:00, Anneannem masayı toplamamış, her defasında anneanne beni bekleme lütfen dememe rağmen içi rahat etmemiş, bu saatte yersem kilo alırım dememe rağmen iş hayatının beni bir deri bir kemik bıraktığına inanmış anneannemi ikna edemiyorum. Tüm günü anneanneye anlatmak benim önemli bir görevim. Sen tüm gün ne kadar yorulursan yorul, ne kadar yoğun olursan ol, orda kocaman bir kalp ellerini açmış sana dua ediyor, evin içinde bir ses kocaman bir neşe onun için, o senden gelecek en ufak havadisle dünyasını süslüyor, o bitanecik anneannem benim.
Bu arada en önemli şeyi unuttum; aşkımı... İsmi Mert, benzer hayatları sürüyoruz kendisiyle. İkimizinde gelecek için güzel planları var ama bu yoğunlukta görüşemediğimiz günler oluyor. Cumayı iple çekiyor olmak, Mertle birlikteliğin en güzel yanı belkide. Onu özlemek, ilgiden eksik bırakmamaya çalışmak... Günümüzde artık erkek üstün değil ki! Ben her ne kadar kaçan kovalanır’a inansamda, zamane erkekleri de burnundan kıl aldırmıyor. İlgi görmek istiyorsan, göstermeli, minimum kapris maximum mutlulukla ilişkini devam ettirmelisin... İnanın bunları düşünmeye vaktim kalmıyor, ama beni aşk besliyor, bu sebeple bunca yoğunluğa rağmen, aşkımı doyasıya yaşamaya çalışıyorum. Bu kadar güçlü durmama ve hayatımda hiç bir kararı kimseye bırakmayı sevmememe rağmen, söz konusu Mert oldu mu istiyorum ki başımı ona yaslıyayım, bırakayım bir şeyleri ikimiz adına kendisi düşünsün. Fakat o kadar alışmışım ki programlı gitmeye, her kararı gözden geçirmeye,yapamıyorum. Kavgalarımız benim ‘’ilişkimi profesyonel hayat gibi görmemden’’ dolayı çıkıyor, en azından Mert’in deyimiyle.
Özetle; Mertle ilişkini güzelce devam ettir, anneanneye saygıdan kusur etme, onu herşeyden öte tut. Anneyi babayı unutma; onlarla kahvaltı et, zaman geçir, onları haftasonu ziyaret etmeden yeni haftaya başlama. Kardeşinin okulu ile ilgilen, kariyerine yön ver. Dostlarını çok sev ve onlara zaman ayır; onlarsız hayat tuzsuz yemek. İşine sevgi kat; iş arkadaşlarını sev, başarı en büyük tatmin. Kendin için bir şeyler yap, sağlıklı beslen, spor yap, bakımlı ol derken bazen hayata dur diye bağırasım geliyor. Dur! Bir, iki, üç... Hiç kendini düşünmeye vaktin kalıyor mu, anı yaşayabiliyor musun Senem? Farkındalığın yüksek, çok fazla kişisel gelişim kitabı okuyorsun da hayat her zaman beklediğin gibi gelmiyor ki...
Hiç unutmam bir keresinde iş için Diyarbakır’a gitmiştim. Satış performansını gözlemlemek, nokta sahipleriyle konuşup ürünlerimizle ilgili bir rapor hazırlamam gerekiyordu. Satışlarımızın büyük bir çoğunluğu bakkal kanalında gerçekleştiği için bakkal amcalarla sohbet etmek gerekiyordu. Sahaya çıktım, yanımda bölge müdüleri de vardı, mağazaya girdik ve sohbet etmeye koyuldum; kendi kendime konuştuğumu anlamam uzun sürmedi... Bayan olduğum için dinlenmiyordum. Birinci nokta hadi onu geçelim. İkinci nokta da elimi uzattım bu seferde o reddedildi.. Allah’tan üçüncü nokta da çay ikram edildi yoksa raporumu yazamaz hale gelicektim. Bugün her ne kadar kadınla erkek eşit desek te, bunun böyle olmadığını yukarıda belirttiğim örneğin farklı yansımalarıyla hepimiz yaşıyoruz. Benim ki sadece yaşadıklarımdan bir tanesiydi ama herşeye rağmen eğer işimi bitirmem gerekiyorsa devreye karşı tarafın ‘’saygı duyacağı’’ kişileri sokarak, kimi zaman tatlı dil kullanarak kimi zaman da yılmadan, yorulmadan istediğim sonuca ulaşana kadar çalışırım. Biz zamane hatunları böyleyiz işte, içimiz hernekadar narin ve hassas olsa da bir yerimiz yılmaz savaşçıyı barındıyor, zafer hep bizim, ajandamız da yer bulamasakta o yeri yaratıyor, kendimizi şımartmayı da herşeye rağmen beceriyoruz.
Sizinle duygularımı ve yaşadıklarımı süzgeçten geçirmeden paylaşmaya çalıştım. Birilerinizin okuduğunda hakkaten de böyle demesi ya da daha dur sen yolun başındasın asıl bende neler var diyor olması da büyük olasılık... Yazımın başında da belirttim daha gencim ama yüreğim büyük, en azından böyle hissediyorum. Tipik bir zamane hatunuyum hergün bir kesit yazdım, son güne geldim, yumurta kapıya dayandı çok sevdiğim bir sözle bitireyim dedim ‘’Okyanusu suya bakarak aşamazsın’’, yola devam...
| < Önceki | Sonraki > |
|---|

