BÜŞRA SEZGİN
Ben Büşra, 1987 Adapazarı doğumlu, boğa burcuyum. Bu yazıyı yazıyorum yaşadıklarımı başardığım işleri yazılı olarak bir başkası gibi okumak istedim. 1999 da yaşanan Marmara depremiyle eğitimimin adapazarın da iyi olamayacağına karar verip babama yatılı olmama ikna ettikten sonra kendimi ergenliğimin ilk yıllarında İstanbul Çamlıca Kız Lisesinde buldum.Babam yaşanılan depremde kaybettiklerimizden sonra beni ve kardeşlerimi yatılı yapma taraftarı değildi fakat yatılılık benim çocukluğumdan beri hep özendiğim bir hayat olmuştu. Kardeşlerimi adapazarında özel bir yatılı okula yazdırmayı onların eğitimine katkısının büyük olacağına ikna ettim, ayrıca depremde yaşanılanalrdan bir nebzede olsa uzak kalmalarını istiyordum. Yatılık sizi yaşıtlarınıza oranla bir çırpıda büyütüyor, olgunlaştırıyor...
İstemesenizde size kankan grip olduğunda onu nelerin iyi geleceğini, gece yarısı karnın zil çalarken olan elmanın paylaşmayı verdiği hazzı, tuvaletlerde gizli bucak sigara içmenin verdiği tadı, kendi dolabında sanki hiç kıyafetin yokmuş gibi haftasonları kadıköye kaçmak için arkadaşının dolabına istilaya geçmenin zevkini, sabah 06.30 etüdlerinde uykunun nasıl tatlı olduğunu, yasak olan cep telefonlarını yaz tatillerinde bile nimet olarak görmeyi, her hafta yapılan dolap kontrollerinde dolabının yatak çarşaflarının pürüssüzlüğünü göstermenin ne kadar sıkıcı olduğunu öğretiyordu. Üniversiteye hazırlandığım lisemin son senelerinde annem ile babam ayrılma kararı almıştı. Hayata olan sorumluluğum dahada fazla artmıştı. Velayetimizin babamda olmasına karar verildi. Haftasonları evime gidip hem annelik vazifelerimi yapmam hemde üniversiteye hazırlanmam gerekiyordu. Haftasonları evime gittim bir yandan bizimkilerin derslerine yardımcı olup yemeklerimizi çamaşırlarımızı hallediyordum. Annem her zaman büyük destekcimiz oldu. En büyük gücümü ondan aldım. Annem güçlü bir kadındı, hayatın zorluklarına karşı hep hazırladı beni.
Sevdiğim yeni yayınlanan kitapları okumaya gece ütülerimizi yaparken fırsat bulabiliyordum. Herzaman dört kardeş birbirimize bağlandık, her şeyin yanında gezmelerimizden de eksik kalmadık, yaz tatillerinde partime işlerde çalışarak harçlıklarımızı çıkardık, yazın açılan sosyal faaliyetlere muhakkak katıldık.Okullar açılıp tekrar birbirimizden ayrıldığımızda onları hergün arayıp destek olmayı ihmal etmedim, kız kardeşim o sene adapazarının yüzme birincisi olması erkek kardeşimin koşuda derece yapması bizi başarılar için daha da tetikledi.Anne babamızın ayrı olması çok zorlamıştı bizi fakat dünyanın sonu olmadığını öğrendik.
Velhasıl kelam Erzurum Atatürk Üniversitesi Hemşirelik bölümünü kazandım.Hemşirelik hiç aklımda olan bir meslek değildi.Babamın yine kızımı 17 yaşında taa Erzurumlara yollamam demesine rağmen kendi sorumluluklarımı kendi vermem konusunda ihtisas yapmış biri olarak babamı dinlemeyip kayıt için yollara düştüm ilk yolculuğumu tren ile yaptım Adapazarı Haydarpaşa expresinden trenlere alışıktım.Kaydımı yaptırdım,okuluma başladım ama aklım kardeşlerimden dolayı adapazarındaydı bundan dolayı Sakarya Üniversitesine yatay geçiş yapmayı düşünüyordum.
Herzaman yeni yerler yeni kültürler tanımak hobim olmuştu ve annemin çalış üniversiteye kapağı at hayat senin cümlesi her an kulaklarımdaydı.Biliyordum ki hayat ne kadar karışık zor olsa da bir şeyleri düzenli sıra halinde yapmak bana hayatın tadına bakmamda yardımcı olacaktı.Mardin’ in inanılmaz lezzetlerini, tarihini, Van’ın otlu peynirini o meşhur kahvaltı salonlarında kahvaltı yapmanın tadını.muradiye şelalesinin üstündeki asma köprüden geçerken yaşadığım o adrenalin dolu anlarını yaşadım,ilk kalorifer sisteminin ishak paşa sarayına geldiğini öğrendim. Bu sırada 2 numara kız kardeşim Karadeniz Teknik üniversitesini kazandı onu evine yerleştirdim sayesinde babamın memleketi olan Trabzonu gezme fırsatım oldu.Radyoda çalışan bir arkadaşım sayesinde merakım olan diceyliği sunuculuğu yaptım, derslerime düzenli çalıştım hemşirelik ilk zamanlarımda kafama yatmıyordu,hastaneye girdiğimde alkol kokusunda bile bayılacak gibi oluyordum,ama hocalarım sayesinde mesleğime ısındım,sevdim merakım arttı,dönemin sonunda onur belgesi aldım.
Sakarya Üniversitesine yatay geçiş yaptım.Okulun Erasmus programının olduğunu ilk ülkenin İtalya yani hayallerimin ülkesi olduğunu öğrendim, İngilizce sınavında başarılı olmak ve ortalamamın yüksek olması gerekiyordu ve ilk ikiye girmek zorundaydım o yüzden çok çalışmam gerekiyordu, İngilizcemi arttırmak için çok çalıştım kursa gittim,sınava gireceğim gün tavla tutkumdan dolayı saatin nasıl geçtiğini anlamamışım sınava yarım saat geç kaldım,panikledim aklımı topladım sorulara odaklandım yaptık çıktım, kazandım. Hayallerimin ülkesine gidecektim.
O sene erkek kardeşim İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Ekonometri bölümünü kazandı ve en ufağımız hala ufaktı benim desteğime ihtiyacı vardı,onların gel dediğinde hemen gelemeyeceğim bir yere gitmek beni ürkütmüştü,bir yandan da hayallerimin ülkesine burslu gitme imkanım vardı.Annem yine yanımdaydı, biraz kendini düşün dedi git. Gittim. Harika dopdolu 7 ay İtalya macerası yaşadım. Roma'yı tüm sokakları da dahil 3 gün araçsız gezdim, aşk çeşmesine kendim ve Türkiye de ki bütün kankalarım dul ahbaplarım için dilekler attım, baya param gitti ama olsun;) ,Venedikte (maalesef kız arkadaşlarım ile) gondola bindim. Milano'da Como gölünün enfes manzarasında huzur buldum,uzata uzata İtalyanca konuşmasını, tortelininin bir adamın sevdiği kadının göbek deliğinden esinlenerek hamuru o kıvama getirmenin sonucunda oluştuğunu öğrendim,cumartesi geceleri sabahlara kadar dans etmeyi, İtalyan erkeklerinin nasıl çekici ve yakışıklı olduklarını tasdikledim.
O sarayı, şu manzarayı şu katedralin kubbesini çekeyim derken fotoğrafcılığa ilgim arttı, döndüğümde kendime profesyonel fotoğraf makinesi aldım. Türkiyeye döneceğim gün Milano hava alanında italyaya artık veda ederken,bursumun son damlacıklarıyla aldığım biletimi check ettirdim, güvenlikten botlarımı bile çıkartarak geçtikten sonra en son artık vize mühür bölümüne geldim pasaportumu vermek için çantamı açtım pasaportumun yok olduğunu farkettim, aradım bütün ceplerine baktım yok, uçağımın kalkmasına on dakika var yada yok, başımdan aşağı kaynar sular döküldü, uçağı kaçırmam demek o kadar valizimle modenaya geri dönmem, kaydımı sildirdiğimden dolayı kendime yeniden kalacak yer bulmam demekti ve bir dahaki indirimli uçak biletini hangi gün bulacağım meçhul idi, bunarlın hepsi alelacele o pasaportu bulamam için gişelerden koşa koşa geri çıkarttı beni biletimi check ettiğim yere gittim ne kimse var ne pasaport, o an kalakaldım o koca havaalaını başımın üsütndeydi başka bir ülkeden tekrar pasaport çıkarmamın güçlükleri de cabasıydı.o an çantamın arka cebine koyduğum aklıma geldi.koşa koşa güvenliğe geri döndüm bu sefer güvenlik görevlisi sayın sinyor beni pasaportsuz içeri almadı, o an bayanlığımın verdiği bütün cazibeyi ve duygusallığı kullandım ve geçtim :D , uçağa oturuduğumda koltuğunu duvarlarını öpmek istedim o uçağın.
Ülkeme döndüm,dünyanın hiçbiyerine değişmeyeceğime bir kez daha karar verdim bu ülkeyi.Mezun oldum .İstanbulda özel bir hastanede kalp damar cerrahi servisinde çalışmaya başladım,yoğun bir temponun içinde buldum kendimi.Eğitimlerimi aldım, birebir hasta bakmaya başladım.Bypass vakalarına girdim,kalpteki tıkalı damarın bacaktaki sağlıklı damar ile nasıl dolaşıma katıldığını izledim,bu sırada en ufak kardeşim AFS programını kazanarak Amerika yolcusu oldu,onun hazırlıkları ile uğraştım. Yine yoğun dopdolu geçen bir hayatım var,yine ailemden uzaktayım bir yandan da yüksek lisans yapmak için yüksek lisans sınavına hazırlanıyorum.Her anım yine planlı, aileme vakit ayırmak için uykumu ancak nöbet çıkışlarımda İstanbul Adapazarı yolunda alıyorum.
Yolculuğum bitmeden hemen arka koltuğun arkasında makyajımı tazeliyorum ki göz şişlilklerim belli olmasın,en büyük enerji kaynağım müzik .müzik çalarımı çantamdan bir an için ayırmıyorum ,yorgun gecelerin sabahlarında ilk işim müzik setinin start düğmesine basmak,23 yaşındayım şimdi hayatın hiçbir zoruluğu hala yıldırmaya yetmiyor beni.inanınca her şey oluyor çünki.dostlarımın gidemediğim doğumgünlerin de gönüllerini almak için çareyi hem mideye hem göze hitap eden meyve çiçeklerinde buldum,gitmek istediğim il dışı kongrelerini erkek kardeşimin olduğu şehirde tercih ediyorum,onunla izmirin kızları hakkında konuşuyoruz ;) geleceğinin planlarını yapıyoruz..nöbetlerimde gece yemeklerinin sağlıksız olduğunu bildiğim için meyvemi alıp servisime çıkıp o süreyi amerikada ki kardeşimle mailleşerek geçiriyorum.İş hayatımda yaşadığım sorunları insanları anlamaya çalışarak halletmeye çalışıyorum,biliyorum ki yaptığım her şey iyi yada kötü bana geri dönecek.
Servis çalışanlarımızın çoğu evli olduğundan dolayı eğlence programları yapmak benim görevim olduğunu düşünüp fasıl geceleri düzenliyorum,hem birbirimizi daha iyi tanıyoruz hem ekip olarak stres atacak güzel anılar paylaşıyoruz,Bakım için zamanımmı var diyen bayanlara çok kızmışımdır her zaman insan her daim kendine bakacak fırsatı yaratmalı ilk önce kendini sabah evden çıkmadan aynaya baktığında iyi hissedeceksin ki işinde özel hayatında kendi iç hayatın da mutlu başarılı bir hayat yakalayabilesin, hergün kuoföre gitmek zorunda değilsin ufak ayrıntılarla güzelliğini bakımını kendin evde sağlayabilirsin. Bana kız lisesinde okumuş olmanın verdiği staj tecrübesi yine bir çok bayanın arasına düşmüş olamanın yaşattığı zorluklara karşı hazırlıklı olma fırsatı yarattı.malesefki biz kadınlar biraz tehlikeli varlıklarız.İşimde her adımımı bir kez daha düşünerek atıyorum.
İSO 9001 2008 program sertifikası için katıldığım eğitimde Japonların geliştirmiş olduğu PAKU ‘yu öğrendim.(P:Planla,A:Araştır,K:Kontrol et,U:Uygula)bunu kendime hayat felsefesi yaptım. Mesleğime alıştım, insan vücudu, ameliyatlar bir insanın iyi edip evine yollamaya kattığım destek kadar hiçbirşey egomu bu kadar tatmin etmedi şimdiye kadar, işimi seviyorum şimdi en donanımlı hale gelmek istiyorum bu meslekte,birde fotoğraf sergisi açmak istiyorum yine planlarımı yaptım sıraya koydum,çalışıyorum ve inanıyorum. Kendine her zaman vakit ayırmalı insan ilk önce kendi iç dünyada mutlu başarılı olmalısın ki sonra başkalarını mutlu, memnun edesin. Çünkü yorgunum yapamadım,fırsatım yok demeye bir kere başladığımızda ipin ucu kaçmış oluyor,yakalamasıda güç. Bu kadar yoğunluğum içinde kendime koyduğum kesinlikle yapacağım ve yapmayacağım kurallarım var.
*Nöbetlerimde uyuklamamak için kahve dozunu abartmamak
*Haftada en az bir kez balık günde en az bir tane meyve yemek,annemin küçüklükten alıştırdığı uyumadan önce bir bardak sütümü içmeden yatmamak,
*On beş günde bir muhakkak kuzenlerimle sinemaya gidip vakit geçirmek ,akrabaların dedikodularını dinlemek
*Ne kadar yorgun olursam olayım makyajla yatmamak evde geliştirdiğim cilt bakımını uygulamak(karbonat ve yoğurt maskesi cilt yorgunluğu uykusuzluk ve cilt temizliği için bire bir)
*Her akşam malum meslek hastalığı olan varisleri engellemek adına ayaklarımı yukarı dikmek kitabımı bu şekilde okumak ,hazırlanan tatil valizlerine gereksiz kıyafetten önce ilk olarak ayak bakım kremlerimi koymak,
*Zamanımın ve mevsimin müsaade ettiği sporu yapmak( liseden beri lise ve üniversite takımlarında voleybol oynadım devam ediyorum)
*iş yaşantımın yanında beni stresten uzak tutacak rahatlatacak başka bir ilgi alanı geliştrimek.
*Belirli zamanlarda kafamı dinleyip gezip göreceğim yerlere gitmek (Asos u tavsiye ederim)
*Kendini sevmek ne olursa olsun kendine saygını yitirmemek.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|

