Araçlar
Kayıt Giriş

zamanehatunlari.com

BURADASINIZ: Ana Sayfa » Hikayeleriniz » 2001 yılının mayıs ayıydı
Pazar, 20 May 2012
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 

2001 yılının mayıs ayıydı

e-Posta Yazdır

ÖZDEN TOKUL

2001 yılının mayıs ayıydı, eve geldiğimde telefon çalıyordu, aldığım haberle birlikte hikayem başlamış oldu.Telefondaki bayan:

-Milli Eğitimden arıyorum öğretmenim,tayininiz Emiralem Sabahat Akşiray Otistik Çocuklar Eğitim Merkezine çıktı dedi.

Bu habere inanamadım herhalde birisi bana şaka yapıyor diye düşündüm.Çünki Otizmin ne olduğu konusunda hiç fikrim yoktu ve bu alanda eğitim de almamıştım.Neden beni seçmişlerdi gerçekten anlamıyordum.

Bana iki gün içinde ilişiğimi keserek yeni okulumda başlamam gerektiğini söylüyordu memur.Ben şaşkınlıkla “-nasıl olur ben müzik öğretmeniyim ,benim otizm konusunda hiçbir bilgim yok benim o çocuklara faydam dokunmaz “ desem de...


-İki gün içinde karar vermek zorundasınız. diyordu telefondaki ses.

Telefonu kapattığımda hala şaşkınlık içindeydim ne yapmam gerektiğini bile düşünemiyordum.

Akşam eşim eve geldiğinde olayı anlattım, o da bu konuyu yetkili bir kişiyle görüşmemi önerdi.Ertesi gün Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube Müdürü’yle görüşmeye gittim.Durumu anlattım müzik öğretmeni olduğumu, otistik çocuklar hakkında en ufak bilgim olmadığını belirttiysem de müdürüm beni ikna ederek bu okulu bir kere ziyaret etmem gerektiğini söyledi.

Tam ikna olamamıştım, aklımda soru işaretleriyle oradan ayrıldım.Ertesi gün okula gitmek için yanıma annemi ve 1,5 yaşındaki küçük oğlumu da alarak yola çıktım.Bir saat süren bir yolculuktan sonra okula ulaştık.

Okul çileğiyle ünlü Emiralem beldesinde geniş bir arazi üzerine kurulmuştu.Fiziki şartları güzel bir okula benziyordu.Sağlık Bakanlığından Milli Eğitim Bakanlığına geçtiği için öğretmen kadrosunun yeni yeni oluşturulduğunu orada öğrendim.Birer ikişer ay farkıyla atanan genç bir öğretmen kadrosuyla karşılaştım.Hepsi çok güleryüzlü ve sıcak bir şekilde beni karşıladılar.Onlarla tek tek tanıştım aynı zamanda öğrencileriyle de.

Gün boyunca müzik öğretmeni arkadaşım eşliğinde öğretmen arkadaşlarımdan bilgi aldım,yemekhanede,sınıfta,bahçede neler yaptıklarını,nasıl davrandıklarını ( birkaç kriz anına tanık olarak) izledim.Bu arada annem de izliyordu olan biteni , bana dönerek

-Sen burada yapamazsın kızım dedi.

Doğal olarak o da çok etkilenmişti çocuklardan.Otistik çocuklar veöğretmenleri otizm şenliği çalışmaları için okulun salonunda toplanmaya başladılar.Çocuklarla birlikte her sene şenlik hazırlıkları yapılıyormuş biz de bir kenarda onları izlemeye koyulduk.

Salonda onları izlerken elimde olmadan çok duygulandım.Öğretmen arkadaşların özveriyle çocuklara bir şeyler yaptırdıklarını görmek,o gayretleri gerçekten takdir edilecek düzeydeydi.

Evet kararımı o anda verdim.Bu okul benim için mesleki anlamda bir tecrübe olacaktı.Ben de çocuklarla müzik yoluyla iletişim kurabilirdim.Kötü ihtimalleri de düşünmek zorundaydım,diyelim başaramadım zorlandım iki sene sonra tayinimi isteyebilirdim.

Şenlik çalışmalarını yapan çocukları izlerken birden bire aklıma 1,5 sene önce hamilelik döneminde yaşadığım olay geldi.Hamileliğim döneminde yaptırdığım testlerden birinde sonuç biraz riskli çıkmıştı.Doktor:

-Çocuğunuzun Down Sendromu olma riski var,biraz zor bir hamilelik olacak. Demişti

O anı hatırlıyorum da en korktuğum şey mi geliyor başıma acaba diyerek yıkıldım.Sonucun kesinleşmesi için Amniyosentez yapılması gerekiyordu fakat bu işlem için de geç kalındığını söylüyordu başka bir doktor.Riskli de olduğunu söylüyor,ben bu çocuğu alamam diyordu.Eşimle birlikte aklımız iyice karışmıştı bir karar vermemiz gerekiyordu.Doğum sonrasını düşünüyor aklımdan bir sürü senaryo geçiyor ağlıyordum.Moralim iyice bozulmuştu ama çocuğumu aldırmak da istemiyordum.Eşimin de kafası iyice karışmıştı o da ne söyleyeceğini bilmez bir halde düşünüyordu.Bir süre sonra birdenbire bana döndü ve büyük bir kararlılıkla:

-Ben bu çocuğu istiyorum,bu çocuğu her şeyi göze alarak, nasıl olursa olsun kabul ediyorum sen de kabul ediyorsan doğurmalısın diyerek bana büyük bir güç verdi.

Onun böyle bir karar vermesi beni müthiş cesaretlendirmişti.Vereceğimiz her iki kararda risk taşıyordu ama biz herkezin çok kolay veremeyeceği bir kararı vermiştik galiba.

Dört ay sonra ikinci oğlum dünyaya geldi.Son derece sağlıklı bir doğum gerçekleşti.Herşey normaldi daha sonraki aylarda da bebeğimiz sağlıklı bir şekilde gelişerek büyüdü.(şimdi on yaşında,son derece zeki,sosyal,özgüveni fazlasıyla yerinde güzel bir çocuk.)

Otistik çocukları izlerken bir taraftan da bu düşünceleri geçiriyordum aklımdan.Ben de böyle bir çocuğa sahip olabilirdim diyordum.Bu bir piyangoydu sanki.Belki tayinimin bu okula çıkması tesadüf değildi dedim kendimce belki de bir mesajdı bu kimbilir.

Nasıl olursa olsunlar,anneler ve babalar evlatlarını her şeyleriyle kabul etmeliydiler.Biz bu durumu çocuğumuz dünyaya gelmeden kabul ettik ama çok şükürler olsun ki sağlıklı bir çocuğa kavuştuk.

Engelli bir çocuğa sahip olmadım ama onlara hizmet verebilirdim onlar için faydalı olabilirsem çok mutlu hissedecektim kendimi.Kararım bir kez daha pekişti bu okulda kalmalıydım.

İşte en kötü ihtimal iki sene kalırım dediğim bu okulda dokuz senedir görev yapmaktayım.Burada acı tatlı pek çok anımız birikti.Dokuz sene önce birer küçük çocuk olan öğrencilerim şimdi birer delikanlı ve genç kız, onlardaki olumlu gelişmeleri görmek beni ve arkadaşlarımı çok mutlu ediyor.Otizm eğitimi uzun bir süreç ama bu sürecin belli birkısmını yaşayıp küçük sonuçlar almak bile çok mutlu ediyor insanı.

Vermiş olduğum bu kararla gerçekten farklı tecrübeler kazandım en önemlisi hiç bilmediğim otizmi yaşayarak öğrendim.

TANRI BÜTÜN ÇOCUKLARI KORUSUN.

 

Paylaşmak ister misin?:

Deli.cio.us    Digg    reddit    Facebook    StumbleUpon    Newsvine

Yorum ekle


Güvenlik kodu Yenile