Araçlar
Kayıt Giriş

zamanehatunlari.com

BURADASINIZ: Ana Sayfa » Hikayeleriniz » Genç Kızlık Hayallerim
Pazar, 20 May 2012
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 4
ZayıfEn iyi 

Genç Kızlık Hayallerim

e-Posta Yazdır

Rumuz: Sözcü

Ekmeğin aslanın midesinde , şartların çok ağır olduğu zamanlar… Zor yıllar, zor yollar…
Okumak, iş sahibi meslek sahibi olmak için ertelenmiş genç kızlık hayalleri… Bunca fedakarlıktan elde edilen bir meslek…

Öğretmenliğimin ilk yılında evime yakın bir okulu kurayla çektim(büyük şans).İlk iki yılımda okulda pek öğretmen sıfatıyla anıldığımı söyleyemem. Öğretmenlerime göre sevimli küçük kız, öğrencilerime göre arkadaş veya platonik aşk... Ben her ne kadar saygı duyulması için çaba harcasam da kazanabildiğim sevgiydi ötekisi için zaman gerekliydi şüphesiz ne gariptir ki öğrenci milletti erkek öğretmene her yaşta bir türlü saygı duyar ya da duymuş gibi davranır ama maalesef bayan öğretmenler o saygı için iki katı çaba sarfetmek zorundadır.

 

Velhasıl kelam tam o okulda bana saygı duyulmasını sağlamıştım ki zorunlu hizmetimin yaklaştığını fark ettim.Buna çözüm olarak ya evlenmem ya da yüksek lisans yapmam gerekiyordu.Tabi ki ben ilk önce yüksek lisans için İngilizce kursuna yazıldım. Bir taraftan kursa gidiyor, bir taraftan okula geliyor, bir taraftan okulda tiyatro çalıştırıyor ve bir taraftan da evlenmek için bana getirilen adaylarla çay , kahve içiyordum.

Öğretmen kız ideal eş mantığıyla hareket eden yurdum insanı…
Bir Pazar sabahı arkadaşımda kahvaltıya gittim ,o da ne ,eve döndüğümde beni istemeye gelen birileri.Ben ki görücü usulü evlenmem diye manifestolar yayınlayan insanım: ama başıma gelene bakın siz işte Allahın sopası yok…Benim o anda feleğim şaşmış sayım suyum yetişin a dostlar onca yıl oku üniversite bitir şu başına gelene seyreyle…

Ben de kursu falan bir kenara bıraktım(orda da ne işin var senin yüksek lisansla falan evlen kur yuvanı öğütleri dinlemekten) iyi bari herkes böyle düşünüyorsa vardır elbet bir bildikleri dedim ve çevremde bulunan gayet beyefendi eli yüzü düzgün biriyle evlenmek adına çıkmaya başladım.Ama ben de mantık evliliği yapacak mantık ne arasın nitekim olmadı.
Ve ben İstanbul’a geldim zorunlu hizmet olarak.

İstanbul ,herkesin uğruna kanlar akıttığı,aç kalma pahasına memleketinden göç ettiği şehir…Burada hayat daha zordu bir bayan için 10 kat belki 100 kat daha…
Okulda bütün öğretmenler neredeyse gençti üniversite gibi okul ortamı.Rekabet flörtler,gizlenmeyen gizli ilişkiler,kimin eli kimin cebinde durumları…Tabi işin esprisi bunlar aslolan 70 er kişilik sınıflar ,yine yeniden zor şartlar…Tozlu hatta çamurlu yollar…Herkesin unuttuğu mahalleler,gece kondular…Yürekleri temiz kıyafetleri tozlu çocuklar…Umutsuzluklar içindeki umutlar…Kim demiş öğretmenlik kolay iştir diye…Yürekle yapıyorsan hiçbir iş kolay değildir.Belki de hayatımda ilk kez şükretmeyi öğrendim…İşe yaramanın ne demek olduğunu…Ve sürüp giden bir ekmek mücadelesini…

Hala İstanbul ‘dayım ve nihayet kendi ayaklarımın üstünde durabiliyorum.İki yol vardı evlenip iki kişilik bir yalnızlık yaşamak veya tek kişilik yalnızlığınla hayata karşı zafer kazanmak.
Ben ikinciyi seçtim ;ayaklarımın üstünde durmayı başardım,şimdi sıra genç kızlık hayallerimi gerçekleştirip beyaz atlı prensimi bulmakta…

Paylaşmak ister misin?:

Deli.cio.us    Digg    reddit    Facebook    StumbleUpon    Newsvine

Yorum ekle


Güvenlik kodu Yenile