Araçlar
Kayıt Giriş

zamanehatunlari.com

BURADASINIZ: Ana Sayfa » Hikayeleriniz » Hayat üçgenimin iç açıları toplamı
Pazar, 20 May 2012
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 10
ZayıfEn iyi 

Hayat üçgenimin iç açıları toplamı

e-Posta Yazdır

Yard. Doc. Dr. EBRU YALÇIN

Hissettiğim tek şey yorgunluk... Tüm hücrelerime yayılan kronik, bulaşıcı bir yorgunluk... Bebeğim doğalı 3 ay oldu, uyku benim için artık hayal. Son 1 ay işe başladığım için hayatım daha da zorlaştı. Kliniğe gelen hasta hayvanların sayısı ile birlikte üzerine eklenen nöbetler depresyonumu tetikliyor. Uyku... En çok ihtiyacım olan şey bu sanki... Gebelik depresyonunu okuyorum internetten ama yok, yaşadığım bu değil sanırım. Bebeğimi görünce onu ne kadar sevdiğimi ve özlediğimi anlıyorum. Onu elime aldığımda, kokusunu içime çektiğimde derin bir vicdan azabı hissediyorum. Onu bu kadar küçükken bırakmak ne kadar mantıklı? Acaba işi mi bıraksam? Sonra klasik ‘Ama ben ona daha iyi bir gelecek hazırlamak için çalışıyorum’ yalanı (!) devreye giriyor, vicdan azabımı hafifletiyor. İyi ki annem var, bebeğim onun ellerinde güvende...

Şu aralar en çok Finlandiya’da yaşayan kadınları kıskanıyorum, 3 yıl maaşlı izin kullanabiliyorlarmış. Neyse kendi gerçekliğime dönmeliyim. Hamileyken yaşadığım toksoplasma kabusum artık yok en azından... Bir veteriner hekim, binlerce kediyi muayene edip sevmesine rağmen nasıl toksoplasma negatif olabilir anlamıyorum, neyse bu korku da bitti artık... Endişeler, hayatımı kemiren kabuslar gibi...

Doktora tez savunma sınavıma 15 gün sonra gireceğim ama hala eksikliklerim var, gözlerim doluyor, uyumak istiyorum. Bu koşuşturmaca içinde nasıl oluyor da hala kilo alıyorum anlamıyorum. Kızımın uyuduğu 2 saat içinde aynı anda uyumak, kitap okumak, güzel bir kahve içmek, spor yapmak, arkadaşlarımla buluşmak, internette saatlerce gezinmek, ev işlerini tamamlamak mümkün mü? İşleri uçuca eklemek konusunda üstad oldum ama biri programımı bozarsa vay haline... Yanardağın lav püskürmesi yanımda sönük kalır... İçinden çıkamadığım üçgenin köşelerinde uyumayan bir bebek ve iş yaşamının zorlukları, karşı köşesinde ben...

Bir sabah kalktım ve bu böyle sürmez dedim kendime. Kalk ve savaş... Önce bir psikoloğa gitme cesaretini gösterdim, antidepresan kullanmaya karşı olmama rağmen doktorumun sözünü dinledim ve beni kemirip bitiren endişelerim hafiflemeye başladı. Yürüyüşe başladım ama rejime değil, artık sağlıklı besleneceğim. Kendime bu kadar acımasız davranmayacağım. Artık mükemmel olma takıntımı yok ettim. Tüm bu kararlarım aslında en çok ailemi rahatlattı, artık hiçbirşeyden memnun olmayan, vırvırcı, endişeli kadından eser yok. Normalde yere düşen bebeğimi havada tutmaya çalışan ben, artık daha rahat bir anneyim. Düşecek ve kalkmayı öğrenecek, mikroplarla tanışacak ve yeni arkadaşlar edinecek, biliyorum ve hayatı biraz kendi akışına bırakıyorum. Hayat bana rağmen değil benimle akacak artık...

Ve aradan tam 6 yıl geçti, kızım bugün ilkokula başladı, yeni bir dönüm noktası daha... Hayatımın dökümünü yapıyorum bir bir... Tüm zorluklara rağmen şu an işimde çok iyi bir konumdayım, öğretim üyesi oldum. Kızım sağlıklı, sosyal ve en önemlisi mutlu bir çocuk... Tüm sevdiklerim fiziksel ya da ruhen yanımda. Hala yeterince fit değilim ama olsun hayata devam, her sorunun çözüleceği bir gün mutlaka vardır değil mi?

Tüm bu zorluklarla savaşırken, hamileliğim boyunca benim yerime tüm kedilere bakan hocalarıma ve iş arkadaşlarıma, zeytinyağlı yemekler taşıyan, kakaolu sütler pişiren dostlarıma teşekkürler...

Annem, canım annem. Hep yanımda olan, hep hayatımı kolaylaştıran... Zamanında bana hayat veren kan damarını aslında hiç bırakmadım, hala senden besleniyorum çoğu zaman...

Ablam... Büyüdükçe bir kardeşin ne kadar muhteşem bir hediye olduğunu daha da iyi anladığım kardeşim, arkadaşım, dostum... Sırf bu yüzden ikinci çocuğu daha bir hararetle savunur oldum. Olsun kızlarımız kuzen değil kardeş değil mi nasıl olsa? Kocam, hayat ortağım, her daim yanımdaki... Zor günler geçirsek de beni hep seven adam. Kariyerim için kendi hayatını erteleme cesareti gösteren, tüm huysuzluklarıma dayanabilen yegane erkek, iyi ki hayatımdasın.

Ve babam... Bu hissettiklerimi anlattığım zaman diliminden 1 yıl sonra aniden bir kalp krizi ile hayatımdan ayrıldı. En çok neye üzülüyorum biliyor musunuz? Hep yorgun ve zor anlarımı gördü son günlerinde... Bak şimdi iyiyim, güçlüyüm ve dimdik ayaktayım, tam sana yakışan bir evlat gibi...

Hayat bana ne zor dönemeçler hazırladı kimbilir? Yaşamak ve görmekten başka çare var mı? Ee ne demiş Nietzsche ‘Beni öldürmeyen herşey beni güçlendirir’.

Paylaşmak ister misin?:

Deli.cio.us    Digg    reddit    Facebook    StumbleUpon    Newsvine

Yorum ekle


Güvenlik kodu Yenile