Araçlar
Kayıt Giriş

zamanehatunlari.com

BURADASINIZ: Ana Sayfa » Hikayeleriniz » O kadar kolay ki
Pazar, 20 May 2012
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 13
ZayıfEn iyi 

O kadar kolay ki

e-Posta Yazdır

FEVZİYE AKPINARFEVZİYE AKPINAR -2

Artık hiçbir şey eskisi gibi değil.
Zaman hızla değişip gelişmekte...
En basitinden; sokağımızın köşe başında öylesine durup, çok zengin seçenekleri olmasada, her daim ihtiyaçlarımızı karşılayan; sevimli bakkal, pişirdiğin yemeği paylaşmadan içine sindiremediğin-kapı komşun, içine sığdıramadığın, heyecandan uyuyamadığın, hatta hazırlıkları günlerce süren; eski bayramlar bile yok...

Kimbilir belkide böyle olması gerekiyor...
Teknolojiyi yakalamış fakat; bir o kadar da birbirimizden uzaklaşmış gibiyiz... Haksızmıyım?
İnternet sayesinde; kıtalar ötesindeki, canıım sevdiklerimizle görüşürken, karşı apartman komşumuzun halinden habersiz değilmiyiz?

Önceleri elimizdekilerin değerini çok çok iyi anlayabiliyorken. Şimdilerde ise sırf tüketim toplumu olmuş gibiyiz....



Belki de mesele globalleşen dünyada buna mecburuz. Çünkü; herşey o kadar çabuk değişip, gelişiyor, istek ve arzular bitmek bilmiyor...

Bizi, tüm bu değerler içinde, hayatı yakalamak adına; zorlayan bir çok sebep varken,,
artık çalışmayıp evde oturan, hatta; kocasının getirdiği para ve gereksinimlere razı gelen kadınlar çok az.

 

Bu kadınları çoğuna sorarsanız; onlarda koşulları gereği çalışmak isteyen, ancak ya uygun şartları olmadığı için, yada iş bulamadığı için çalışmıyorlardır...

Neticede her insan ve her kadında ailesi, çocukları ve kendisi için en iyisini isteyendir.
İşte bu yola baş koymuş kadınlar; hayatı kovalayan insanlardır.
Zor olanda; İş hayatının içinde yerini almış bir kadının, tüm sorumlulukları ile birlikte işinide devam ettirebilmesi, bununla birlikte; ev hanımlığını, anneliğini, iyi bir eş olma yolundaki tüm görevlerini aksatmadan sıralamayı şaşırmamasıdır....

Aslında kadın ruhu; Kendiliğinde ve o kadar vericidir-ki....
Ona karşı bir adım bile atmanız yeter,, onun size koşabilemesi adına.

Ailesi adına; Kendini paralar; adeta,,
Ama ; bu durum onun için o kadar sıradan bir hal almıştır..ki;
Bir ayrıcalık olarak düşünmez bile yaptıklarını...
Onlar zaten olması gerekenlerdir....

İşte bu yüzden de; her işkadını bir kahramandır aslında....

Bende, evlilikten sonra ki iş yaşamımda anladım bunları,
evlilik öncesinde her şeyin nasılda farklı ve kolay olduğunu.
Ama dediğim gibi bende çok şikayetçi değilim bu durumdan, sonuçta herşey güzel şeyler adına yapıldı...

Evlenmeden önce; iş çıkışında eve gittiğimde, bizim evin zamane hatunu olan anneciğim; her şeyi yıkır tıkır halleder, yemekler çoktan hazırlanmış, ev işleri hallolmuş, oda kendince olan tüm görevlerini yerine getirmiş olurdu. Bende zamanla yemek yapma, bulaşık, çamaşır, ütü, silip süpürmek, tül yıkama, cam silme alışveriş yapma,pazara gitme,alınan pazarlıkları yerleştirme, misafir ağırlama... konularında kendimi geliştirdim sanırım :))

İnsan bir çoğun minnet duygusunu da; yaşayarak anlayabiliyor.
Oysaki; çok sıradan gelen detaylar bile; kendi içlerinde ne çok şeyi barındırabiliyorlar..

Kendi adıma, en çok iş yaşamında zorlandığım dönem hamilelik esnasındaki rahatsızlıklarım, doğum ve sonrasında emzirme dönemlerim oldu diyebilirim...

Sonunlarla cebelleştiğim bu dönemde, ağır iş temposuna ayak uydurabilmekte oldukça zorlandığımı itiraf edebilirim.Elbetteki son denemler de artık iyice beni zorlayan koşullar nedeni ile erken izne ayrılmıştım.

Fakat doğumdan sonrada 2-ay kadar evde kalıp yeniden iş başı yapmak durumundaydım.Ne mutlu-ki bana;
yine anneciğimin desteği ile işimi bırakmadan kaldığım yerden devam etme fırsatına sahip olabilenlerdendim.Bizlere bakıp büyütmesi yetmezmiş gibi, birde torununa bakmak istemişti ve bende mesai saatlerimin çok uzun olmasından dolayı, zaten epeyce kaygılandığım bu durum için, annemin teklifini, ona kıyamadığım halde, sırf bebeğimin emin ellerde olabilmesi adına kabul etmiştim..

Sonrasında, her mesai gününde bana toplamda yemek ve emzirme izni olarak verilen 1-saatlik süre içerisinde koşturup, yorulduğum kadar hayatımda yorulmadığımı söyleyebilirim.Zaman dilimi çok kısıtlı olunca ve size bağımlı ufacuk bir bebek söz konusu olunca sanıyorum bunu tüm anneler severek yapardı.
Ancak; yetişemem yada iş yerinden bir tepki alırsam kaygısıyla, büyük bir mücadele verip 6 ay içerisinde 16-kilo verdiğim de ap açık bir durumdu.

Üstelik, bebeğimin işe başlamam nedeniyle artık emmek istememesi nedeni ile de günde sabah, öğlen iznimde, akşam gelir gelmez, gece yatmadan ve gece yarısı olmak üzere 5-kez süt çekip onu doağl yollardan beslemeyi tercih etmiştim.çoğu gece kafam uykusuzluktan düştüğü halde bebeğim ağlamadan sütü hazır olması için makina ile sütü çekip termosuna yerleştirirdim. Çevremdekiler hala bu konuda bana gerçekten bravo sana derler.

Bu gün aynı şeyleri yaşayacağımı bilsem yinede aynı şekilde davranırdım, sanırım tüm annelerde aynı şeyi yaparlardı...

Yoksa iş hayatı insanı hiçbir zaman yormaz aslında, daha doğrusu iş yormaz.
Yeter-ki; kafası rahat olsun insanların,
Yeter-ki; insana insan gibi muamele edilsin,
Yeter-ki; hakettiğini alabilsin...

Hatta şuna inanıyorum-ki; İnsanlar eğer yaptıklaro işi gerçekten sever ise o zaman bu olay ona bir işten çok; bir eğlence olarak gelecek ve işine koşarak gidebilecektir...

İnsan eğer işini seviyor ve kendini çoğu konuda aşmışsa, o zaman iş yerinde yaşanan problemleride aşacaktır.Ve işe bile espri ile yaklaşıp, hayatı ve işyaşamını daha kaliteli ve eğlenceli bir hale getirebilecektir..

Sizlerle bu konuyla ilgili bir anımı paylaşmak isterim....

Çok yoğun bir iş temposuyla çalıştığımız şirketimizde, zamanla yarışmak zorundayız.
Günlük sevkiyatın olması şart olduğu gibi, yüzlerce koli sevkettiğimiz ve Türkiye'nin dört bir yanına giden ürünlerimiz zamanında ve doğru yere teslim edilmek zorunda.

Yine böyle telaşlı bir günde, yeni bayiilerimizden biri bizi arayıp, 1-hafta içerisinde 3-kez gönderi yaptığımızı, fakat her seferinde ayrı bir kargo ile gelen ürünler yüzünden hem ayrı kargolarla muhatap olmak zorunda kalmış ve hemde ayrı bedeller ödemesi fena halde canını sıkmıştır.
Hal böyle olunca bayiimiz haklı olarak açtı ağzını yumdu gözünü....

Karşısında telefonda onu sabırla dinleyip, bayiimizin %100 haklı olduğunu bildiğim için, o konuyu bana anlatırken hemen birşeyler yapmam lazım diye düşünmeye başladım.Ve bir anda aklıma gelen fikirle bayiimize sakin olmasını söyleyerek, beni biraz dinlemesini rica ettim.Aslında yeni olan bayiilerimize her seferinde bilerek farklı kargolarla gönderi yaptığımızı, bundan kastımızın; bayiimizin hangi kargodan memnun kalır ise o şekilde, çalışmak istediği kargoyu kendisinin belirleyeceğini, bunun şirketimzin prensibi gereği yıllardır böyle işlediğini söyleyince karşımdaki ses bir anda kesilivermişti.

Bayiimiz bir anda 90 derece dönüş yapıp, özür üzerine özür diliyor, teşekkür üzerine teşekkür ediyordu.

Bunca yıllık Ticaret hayatı içinde böyle ciddi bir firma ile ilk kez çalıştığını söyleyip, telefonu memnuniyet ile kapatmıştı.Yetkili müdürümüzde bu konudan çok hoşnut olup bana teşekkürlerini sunmuştu.Benim için güzel ve ders çıkarılması gereken; bir fikir olduğundan sizlerlede paylaşmak istedim....sevgiyle kalın....

Paylaşmak ister misin?:

Deli.cio.us    Digg    reddit    Facebook    StumbleUpon    Newsvine

Yorumlar

0 dilek yavuzaslan 04-10-2010 10:14 #1
bol sans
Alıntı

Yorum ekle


Güvenlik kodu Yenile