Araçlar
Kayıt Giriş

zamanehatunlari.com

BURADASINIZ: Ana Sayfa » Hikayeleriniz » Yetkin ama Yetkisiz Liderlere Öneriler
Pazar, 20 May 2012
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 5
ZayıfEn iyi 

Yetkin ama Yetkisiz Liderlere Öneriler

e-Posta Yazdır

Dr. NECLA İLTER KÜÇÜKÇOLAK

“Çocuklar, itaat etmek kadar lider olmak için de eğitilmeliler.” (John Deway, ABD'li filozof ve eğitim kuramcısı)

Amerikalı profesör Ronald Heifetz “Bir kişiye, organizasyona ya da topluma yapılabilecek en büyük kötülük, onlar adına onların yapmaları gerekeni yapmak ve sorunlarını çözmektir. İşi sahibine geri verin, onların size bağımlılığını değil değişime uyum ve çözüm yeteneği geliştirmelerini sağlayın” der. Hayatı boyunca kadınların “yetkisiz liderlik yaptığı” ve bunun sonucu olarak yapabildiklerinin sınırlı olduğunu ancak, gerekli stratejik adımları atarak güven, saygınlık ve ikna kabiliyetini artırarak yetkiyi ve kredibiliteyi artırıp makus talihimizi değiştirebileceğimizi de düşünmekte. Sonuçta liderlik, verilmeden ya da istenmeden sorumluluk ve risk almayı gerektirir. Bu çerçevede, sorumluluktan kaçmak yok, iş yine bize düşüyor!

 

Liderlik vizyon sağlamak ve çevresindekilerin bu vizyonu içselleştirmelerini sağlamaksa, annenin çocuğu ile ilişkisi aslında kadınlar için süper bir liderlik uygulama alanı. Hatta belki de en yetkin ve de yetkili olduğumuz, liderlik sergileyebildiğimiz alan “çocuk yetiştirme”. Yetkin ama yine de yetkisiz liderlik bir yana, çalışan bir anne olarak bir çok şeyi çocuklarım adına ama çocuklarıma danışmadan, özellikle de çalışan anneler bağlamında kendi hayatımı kolaştırmak için yaptığımdan dolayı, “çocuklarıma yapacağım en büyük kötülüğün, onlar adına, onların yapması gereken şeyleri ya da çözmesi gereken sorunlarını çözerek” aslında kaş yapacağıma göz çıkarttığım ve onlara büyük bir kötülük yaptığımı idrak etmem durup düşünmeme neden oldu. Bu konuda Türk anneleri arasında yalnız olmadığıma eminim. Belki de bu alanındaki temel hatamız, çocuklarımızı kendimize bağımlı yapıp, hayatı onlar adına kolaylaştıran anne olmak; otokratik ve kontrolcü ebeveyn ile katılımcı ve demokratik ebeveyn arasındaki dengeyi kuramamak. Yanlarında olmadığımızda- okul, iş, evlilik hayatları- bocalamalarına, başları sıkıştığında hemen başkalarından yardım istemelerine yol açan temel nedenlerde birinin bu bağımlılık olduğunu düşünüyorum.

Her ne kadar yerimiz biraz geride de olsa, “Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır” sözüyle başarıda bizimde tuzumuz biberimiz olduğunun belirtilmesinden ne kadar mutlu ve gururluyuzdur. Bir arkadaşım, atasözündeki “kadın” ifadesinin “anne” için kullanıldığını ileri sürsede- bence anne, eş, ya da kız çocuğu- önemli olan tümünün erkeğin hayatına değer ve renk kattığı. Katıldığım bir seminerde ABD başkanı Barak H. Obama’nın danışmanı, mentörü ve beynin diğer yarısı “bayan” Valerie Jarrett, “Obama’nın güçlü kişiliğinin sırrı üç bayanla (eşi ve iki kızı) aynı evi paylaşması” değerlendirmesini yapmıştı.

Özgüveni yüksek ve tek başına ayakları üstünde duran bireyler yetiştirmeye yönelik  “batılı” Amerikan ekolünü bir kenara iterek, dayanışma-yardımlaşma ve grup çalışmasının bir değer olarak ortaya çıkarmayı seven biz “doğulu”ların, Amerikalı liderlik gurusu Heifetz’ın yukarıda belirttiğim sözlerinden yine de ders alabileceğimizi düşünüyorum. Neden derseniz, işte hayatımdan küçük bir örnek:

İki çocuğum büyüdükçe (şuan yaşları 8 ve 12) evimize gelen yardımcılarla ilgili sorun çıkartmaya, eleştirmeye başlamış, yardımcı ile çocuklar arasındaki olumsuz diyaloglar sonucu da sık sık yardımcı değiştirir olmuştuk.  Neredeyse “Nanny McPhee” filmindeki bakıcıları kaçırtan çocuklar durumu bizim evde de yaşanmaya başlamıştı. Her değişiklik, çalışan anne olarak benim hayatımı zorlaştırmakta, izin alınarak yapılan aday mülakatları, arkasından da evin düzenine yönelik her yardımcının eğitilmesi süreci beni yıpratmaya başlamıştı.

Çocuklar yardımcıların fiziki özelliklerine bile eleştirir hale gelince en son yardımcıyı gönderme sürecinde (Temmuz 2010), bundan sonraki bakıcıyı kendilerinin seçeceğini ama benim kriterlerimi de dikkate alacaklarını, verebileceğimiz aylığı kabul eden, iyi yemek ve temizlik yapan bir top-model bulurlarsa, bunun benim için de uygun olacağını ilişkin resti çektim.

Çalıştığımız şirketten üç yardımcı adayı geldi. Bunlardan ilki Türkiye’ye yeni gelmiş Moldova’lı genç ve güzel bir abla ama ne yemek ne temizlik deneyimi var. Normalde çocukların hemen işe alacakları türden birisi ama kimi tercih ettiler biliyormusunuz, 50li yaşlarda, temizlik ve yemek konusunda deneyimli, eli-yüzü düzgün ama kesinlikle top-model diyemeyeceğimiz bir bayan. Oğlumun bana kaçamak bakışlar atarak babası ile adayları değerlendirirken duyduğum ve kıs kıs güldüğüm sözleri “Moldovalı abla olmaz güzel ama iş bilmiyor; hiç olmazsa Zehra hem güler yüzlü hem de yemek yapabiliyor”. Şimdi Zehra teyzeleri ile gül gibi geçinip gidiyorlar...

Yardımcının çocuklarla evde daha fazla vakit geçirdiği, ben sabah evden çıktığımda eve girip, akşam ben eve geldiğimde evden ayrılan birisi olduğunu düşündüğümde, seçim sürecinde yaşları itibariyle çocuklarıma da söz hakkı verebileceğim değerlendirmesi ile” sorumun çözümüne işin sahiblerinden biri olan çocukları dahil etmek” yolunu izledim. Böylece ben de onlarda rahata ettik.
Yüzünüzde hafif bir tebessüm bırakmak adına, yazımı Amerikalı hukukçu/politikacı Brooks Hays’in bir sözü ile sonlandırmak istiyorum:

“Her başarılı adamın arkasında onunla gurur duyan bir karısı ve bu işe şaşakalmış bir kayınvalidesi vardır.”

Paylaşmak ister misin?:

Deli.cio.us    Digg    reddit    Facebook    StumbleUpon    Newsvine

Yorum ekle


Güvenlik kodu Yenile