NEŞE ARSLANTÜRK
60 yılllık koca bir ömür; hani derler ya "ooo.. hayatımı yazsam roman olur..!" işte roman olacak bir hayat. Neresinden başlasam?
1969 yılından başlamayı uygun buldum. Aradan tam 41 yıl geçmiş. En net hatırladığım 19 yaşındayım, Sarıkamış'tan İstanbul'a dönmüşüz.
Taşradan büyük şehire gelenlerin ürkekliği var üzerimde. Ama içim içime sığmıyor; evler bana dar geliyor. Bir şeyler yapmalıyım!
Evde benden 4 yaş büyük kıskanç abim, üniversitede okumakta ve benim çalışmama şiddet ile karşı çıkmakta... Müthiş bir baskı altındayım.
Oturduğumuz apartmanda abim ile aynı yaşta üniversiteli bir kız arkadaşım var: Zehra. Bir gün kapı çaldı, gelen Zehra idi : "Sirkecideki büyük postanede memur alımı için sınav var; oraya gidiyorum. İstersen sen de gel.." demez mi..? Sevinçten ayaklarım yerden kesildi. Ama müracaat için bir adet vesikalık fotoğraf gerekli idi. "Eyvah! fotoğrafım yok, ne yapmalıyım..?" diye düşünürken birden abimin hatıra defterindeki
kız arkadaşlarının fotoları aklıma geldi. Sayfa sayfa karıştırıp bana benzeyen, renkli gözlü, sarışın bir tanesini yapıştırıldığı yerden çıkartıp yanıma aldım.
Heyecanla Sirkeci'nin yolunu tuttuk. Büyük postanede sınavın yapılacağı bölüme gitmeden personel müdürlüğünde kaydımızı yaptırmamız söylendi. Ayaklarım titreyerek kayıdın yapılacağı odaya girdim.
Müracaat dilekçemi ve benim olamayan, başkasına ait vesikalığı masanın üzerine ellerim titreyerek koydum. İlgili büro şefi bir vesikalığa baktı bir de bana ve gözlerimin içine bakarak: "Bu fotoğraf sana mı ait..?" diye sordu.
Hiç tereddütsüz "Hayır, ben değilim..Fakat vesikalık çektirecek hiç zamanım olmadı; çalışmayı çok istiyorum. Mecburen bu yola başvurdum. Sınavdan sonra derhal çektirip getiririm." dedim. Hala dün gibi hatırlarım; o gür kaşlı babacan şefin usulca kulağıma eğilip "Aramızda kalsın. Telafi edeceğini biliyorum. Böyle azimli, çaresiz durumlarda çare üreten, çalışkan gençlere ihitiyacımız var. Sana başarılar dilerim." diyen sesini.
Sonrasında yazılı sınavı kazanıp, mülakatı da başarı ile geçtim. Ve böylece çalışma hayatım başlamış oldu.
Tabii abiyi ikna edene kadar geçen fırtınaları yazmıyorum.
3 yıl çalıştıktan sonra evlendim. Sanki evlenince çalışılmazmış gibi eşimin isteği doğrultusunda çok sevdiğim işimden istifa ettim.
16 sene zarfında kızımı doğurdum, büyüttüm, eğitimi ile ilgilendim ve bu arada bir çok kurslara gidip (çocuk eğitimi, seramik, ingilizce, T.sanat müziği..vs) kendimi yetştirmeye devam ettim.
Derken 1987 yılında o zaman ki PTT'ye (şimdiki Telekom) tekrar başvurdum. Sicil raporlarım ve takdir terfilerim göz önüne alındığından derhal işe başlamam için davet aldım.
O tarihten 2009 yılına kadar Telekom'un çeşitli birimlerinde önce şef, sonra uzman olarak toplam 25 yıl hizmetten sonra bir senedir emekliliğin keyfini çıkartmakla meşgulüm.
Emekliliğimi evde oturarak geçirdiğimi sanmayın sakın. Yine o kurs senin, bu kurs benim dolaşmaktayım. Vaktin nasıl geçtiğinin farkında bile olmuyorum çoğu zaman.
İleride biricik torunuma anlatacağım dolu dolu yaşanan bir hayat hikayem var.
Hanımlar sizler yeter ki yürekten isteyin ve çabalayın; azmin elinden hiçbir şey kurtulmaz.
Örnek mi? Ben, Neşe Arslantürk..!
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


Yorumlar
Sevgi ve Saygilarimla
Songul Erden
sevgilerle,
anneçocuk gülay74
Bir solukta okudum hikayenizi.
Sağlıklı ve güzel bir emeklilik dönemi geçirmenizi dilerim ailenizle.
Hikayenız çok samimi çok icten ve çok Bizden.Yuregınıze saglık..
Sizin dürüstlüğünüz ve büro şefinin akılcı ve ılımlı yaklaşımı yüzümü güldürdü.
İyi ki o işe girmişsiniz, iyi ki sonrasında yarım bırakmayıp devam etmişsiniz.
Size özendim.. Ben de bu aralar çalışmak istiyorum fakat içimde yeterli azim ve istek yok maalesef ki. Sizin ışığınız, azminiz, gayretiniz ve başarınız bana da bulaşır umarım ki
Sevgilerimle
Nuray
Hayranlıkla okudum yazdıkarınızı. Yaşadıklarınız ve cesaretli kararınız birçoğumuzu harekete geçirmeli aslında. Sanırım bugünkü genç bakışlarınızın kaynağı da içinizdeki bu cesur enerji...
Saygı ve sevgilerimle...
Pınar Türker
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.