AYTÜL UZAN
Zamane hatunlarından değilim ben. On yıl genç olsam belki olabilirdim. Sanırım zamane hatunları yirmi beş - kırk yaş civarında olmalılar. Hepsinin birer kariyer hikayesi var. Benim kariyer hikayem de yok. Şimdi ”peki o halde bu yarışmaya niye yazıyorsun” diye soracaksınız. Yazıyorum çünkü benim hayallerim var. Aslına bakarsanız ben kariyer hikayemi çoktan tamamladım. Yirmi bir yaşımda hayata İngilizce öğretmeni olarak atıldım. Hiç sorun yaşamadan iş buldum, evlendim, çocuğum oldu ara vermedim devam ettim. Mesleğimi severek yaptım, öğretmenlik için yaratıldığımı düşündüm hep. 1998 Adana depremi olana kadar hayallerimi de tamamladığımı sanıyordum. Ne olduysa depremden birkaç ay sonra oldu. Ailemi kaybetme korkusu ardından bilmeden yaşadığım panik atakları beni beş ay yatağa mahkum etti. Geçen aylar sonunda ilk bahara kavuştuğumuzu yavaş yavaş yürüyüp pencerenin önüne gidebildiğim ve o harikulade baharı müjdeleyen kaysı ağacındaki çiçekleri gördüğümde anladım. Hayata yeniden dönmüştüm; içim kıpır olmuştu birden, yaşamak çok güzeldi ve ben gerçekten baharı çok severdim. Birden bire şu şarkı sözleri ve melodisi döküldü dudaklarımdan.
BAHAR
En sevdiğim mevsim ne yaz ne sonbahar Bu bahar başka aşklar
Biliyor musun bende baharın tadı var Her yerde bir sevda başlar
Kucak açıp beni sarmalar Ne yer ne zamanın önemi var
Gönlümde yalnızca sen Anlamı olan tek şey baharım
Ne dün ne de yarınlar Bir de sen varsan eğer
Ben her bahardan daha bahtiyarım
Bu şarkı ve ardından gelen,ağzımdan dökülen sözcükler ve yüreğimden gelen melodiler beni daha hızlı bir şekilde iyileştirmeye başladı.Kısa sürede ayağa kalkıp okuluma öğrencilerime kavuştum.Yeni bir aşk başlamıştı içimde;üretmek…üretmek…şarkılarımı duyurabilmek... Üç sene bu şekilde devam ettim.İstanbul dışında ikamet ettiğim ve yoğun çalıştığım için kimselere ulaşmaya fırsat ve zaman bulamıyordum. Tesadüfen bir dost aracılığıyla meşhur bir şairle görüşme imkanı buldum.Mesam’a (musiki eserleri sahipleri birliği) üye olmamda bana yardımcı oldu ve şarkılarımı çok beğendiğini ancak şarkıcılara özel şarkı yapmanın onlara ulaşmada daha kolay bir yol olacağı konusunda beni bilgilendirdi.Yavaş yavaş bir yerlere ulaşmaya başlamıştım.O sene hayatımda hayatımı birden değiştirecek sürpriz bir gelişme oldu.Yıllardır isteyip de sahip olamadığımız ikinci çocuğuma hamile kalmıştım.Menopoz haberi alacağımı düşünerek gittiğim doktor bana bebek müjdesini verdiğinde sevinç ve kaygı duygusu içerinde ağladım ağladım ağladım.Kırk yaşındaydım riskli bir dönem bekliyordu beni.Bebeğimi aminosentez sonucu çok düşük ihtimalle de olsa kaybedeceğim korkusundan dolayı testi yaptırmadım.Stres içinde geçen dokuz ay sonunda Allaha çok şükür ki sağlıklı bir erkek evlat sahibi oldum.Hayallerime bir süreliğine ara vermiştim farkında olmadan artık her şey yaşama sevincim kırk bir yaşımda kucağıma aldığım ”Ata” oğlumdu.Ona ninniler besteledim.Onu “dandini dandini destana danalar girmiş bostana” ninnisiyle değil kendi yaptığım ninnilerle uyutup büyüttüm.Ata altı yaşına geldiğinde Çukurova Devlet Senfoni Korosuna girmeye hak kazandı.Bende çocuk şarkıları yapmaya başladım.O söyledi ben ürettim.Bu arada on sekiz yaşındaki kızımın üniversite telaşı başlamıştı.Büyük azmin sonunda onu Ankara ODTÜ’ye yolladım.Artık öğretmenliğe bir dur demenin zamanı gelmişti.
Hayallerimin peşinden gidemiyordum.Hem okul hem küçük çocuk beni yoruyor ve yeni mesleğime kavuşmama engel oluyordu.Hikayeler yazıyor ama toparlayamıyordum.Vaktim yoktu.Sonunda emekli oldum,artık hazırdım.Eşimin hayallerimi hafife almaması ve bana destek olması beni daha da yüreklendiriyordu.İlk olarak internette bestekarlar sitesine profesyonel kimliği altında üye oldum.Genç bir konservatuar öğrencisiyle çalışmaya başladım.Şimdi şarkılarıma birlikte çalışıp demo hazırlıyoruz.Kendisi şarkılarımı çok güzel yorumluyor ve bana inanıyor.Sitede çok güzel dostluklar edindik, birbirime destek oluyor ve mailleşerek bazılarının şarkı sözlerini de besteliyorum.Bu benim ilk adımım.İkinci adımım bir gazetede,hep hayal ettiğim gibi, yazımı görmekti.Onu da başardım. Bu ay Türk Spor da 7 ağustos 2010 tarihinde sayfa 7’de okur gözüyle bölümünde“Ağaç Ve Spor” başlıklı yazım basıldı.Çocuklar gibi heyecanlandım;sevinçten ağladım.Çok beğenilmişti ;hemen yayınladılar.Bu benim gazetede çıkan ilk yazımdı.Uğurlu sayım yedidir,böyle bir tesadüf olabilir miydi.
Devamı gelecek biliyorum,hissediyorum.Bir gün tanınan bir şarkı sözü ve bestecisi olacağım,belki kitap bile çıkaracağım.Ben kırk sekiz yaşında değil hissettiğim yaştayım.Kariyerim,hayallerim ve hikayem hiç bitmedi yeni başlıyor.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


Yorumlar
aradan çok uzun yıllar geçti..ben ramazanoğlu ilköğretim okulunda sizin öğrencinizdim.1999 mezunuyum...en sevdiğim öğretmenimdiniz ..hiç unutmam dalya yı ve sizin 2 ay falan hastalalıp okula gelemediğinizi...sonra liseye başladım...lisedede uzun süre aradım sizi...sonra kayboldu numaranız..ben ankaraya geldim okumaya..sizin ise yaşadıklarınız yukarda yazılı zaten..şimdi evliyim ama hala sizin küçük öğrenciniz deniz...anladım ki bir insan için öğretmeninin sevgisi hiç azalmayor..hep içinde kalıyor...umarım bu yorumumu okursunuz size ulaşabilirim...canım öğretmenim sizi çok ösledim....
ellerinizden öpüyorum
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.