MELTEM AÇIKEL
Yıl 1987 eve gelip evlenmek istiyorum dedim... Annem ve babam adayın kim olduğunu bildikleri için hayır dediler... Sebep yaşam tarzlarının farklılığı...
Karadenizli bir ailenin, örf ve adetlerini kaldıramayacağımı düşündüler... Bilmem kaç göbek İstanbul'lu sülalenin tek kızı özgür her istediği yapılan bir kız. Yapamazsın dedi babam ama ben alışmışım, her istediğim olsun istiyorum, evlendim. Sonrası sanki dünden bugüne, bir an gibi geçti...
Evlendik balayında pişman oldum,babam haklıydı yapamayacaktım. Benim için terslik balayında başladı.. Balayına dört kişi gittik. Birlikte çalıştığı arkadaşı ve karısı. Karadenizin tanınmış ailelerinden birinin oğlu. Bütün gün deniz güneş kum. Akşam yemeği, sonra biz iki hanım odaya,beyler vur patlasın çal oynasın. Balkonda kocalarını bekleyen hanımlar,ikinci günün sonunda bütün oteli ayağa kaldıracak kavga. Mutsuz dönülen balayı.
Pişmanım ama gururuma yedirip dönemiyorum baba evine. Aradan 3 ay geçti canım burnumda tuhaf şeyler oluyor bedenimde,sinirden diyorum kendime. Reglilerim düzensizleşti, doktora gitmeliyim dedim neden sonra... Mutlu haber hamileyim.
Hamileyim ama sevinen koca yok, kızdı üstelik ''daha yeni evliyiz, ne çocuğu'' dedi. 22 yaşındayım, nasıl üzüldüm saklanmak istiyorum her dediğimi yapan babamın kucağına. Hamilelik problemli, düştü düşecek çocuk derken, hamileliğimin 6. ayında babamı kaybettim.
7ci ayın başında zaten sorunlu giden hamileliğime birde babamın üzüntüsü ekelnince erken doğum yaptım. Hap kadar bir kızım oldu. Eşim yine mutlu değil bebek erkek olmalıydı. Neyse dedi hiç olmazsa sağlıklı.
Bebeğimin kırkı çıkmadan öğrendiğim haber beni yıktı. Annemin alzheimer olduğun öğrendim. Artık annem yalnız yaşayamıyordu. Üç kardeş babamdan kalan mirası bölüştük. Eşim hayatımda unutamayacağım bir konuşma yaptı benle. Bak dedi ''Atasını bilmeyen hiç birşey bilmez bu hayatta, gelinler annene bakamaz al yanına bizle otursun, ne kadar ömrü varsa''.
Şimdi Karadenizli dostlarım bana kızacak ama, gelenek şu karadenizde istisnalar kaideyi bozmaz ama, kadın evde oturur. Erkekler dışarıda istediği çapkınlığı yapar, evlerine döner... Evlilik devam etsin diyorsan susup oturacaksın,taşımak çok zor.. Ama hepsinde şait olduğum ataya saygı,hürmet ve koşulsuz hizmet kimsede yok.
Çok şey öğrendim onlardan... Yıl 1988 ufak bir bebek, hizmeti ağır bir koca, alzheimer bir anne ve ben 23 yaşındayım. Ben babadan kalan bütün mirası eşime teslim ettim,ekonomik sıkıntımız hiç yok. Şahane bir evde şahane iki ayrı hayat yaşıyoruz. Evler arabalar, tatiller... Çok meşkulum evliliğimizi sorgulayacak vaktim yok...
Kız büyüdü İstanbul'un en iyi yuvası, peşinden en iyi ilkokulu... Ben kendimi yemek pişirip evde partiler yapamaya adadım. Eşimle hiç yalnız tatil yapmadım,toplasan beş kere baş başa yemeğe çıkmadım. Durumu kabullendim. Bu arada annem artık yatağa bağımlı hale geldi. Hastaya bakmak zor ama her işte olduğu gibi severek yaparsan hiç yük gelmiyor insana. Hep hatımızın içinde oldu. Tabiki apartman komşularımın desteği inanılmazdı. Bahçe partilerinde bile annemi bezleyip, süsleyip baş köşede oturttuk her zaman. Havuz başında bile bezinin üstüne mayo giydirip şezlongta yatırdık, hep öpülüp koklandı. Sonra birgün tatlı hayat bitti. Eşim lale devrini kapattı. Ben neyim varsa satıp verdim. Borçların bir kısmı kapatıldı. Sadece elimizde bir ekmek fırını kaldı. İyi günde kötü günde birlikte dedim. Son evimi satıp fırını yeniledim. Bana konuşma hakkı vermeyen eşim onunla birlikte iş hayatına girmeme müsade etti. Fırının alt katına kendime bir atölye yaptım.. Kurabiye atölyesi.. Önce kendim yaptım kurabiyeleri,sonra yetiştirememeye başladım, yardımcı aldım. Sonra bir usta aldım. Benim pasta börek çörekler meşhur oldu. Nerdeyse atölyede yatacak kadar çok çalışıyordum ama bir terslik vardı. Biz bir türlü toparlanamıyorduk.. Çok karlı birgün eşim düşüp kolunu kırdı. Evde yatmak zorunda kaldı.
Ben ilk defa başımı atölyede çıkartıp, hesap kitap incelemeye başladım. Çalan telefonlar alacaklılar, dehşet durumdaydık. Eşim bunları benden gizlemişti. Kısa bir süre sonra fırınıda kapatmak zorunda kaldık. Ev kiramızı ödeyemez hale düştük. Çok yakın bir arkadşımız destek oldu. Kızına yaptığı eve bizi taşıdı. Eşim bizi terkedip gitti. Ben ufak bir çocuk, yatalak bir anne ile beş kuruşsuz ortada kaldım. Depresyona girmek bile lüks bu hayatta. Arkanda ufacık sana destek olacak birileri varsa girbilirsin depresyona. Bırakırsın kendini, bilirsin biri tutar ucundan. Benim depresyona girecek lüksüm yoktu... Zerrin Arbaş fırınımız varken karşı komşumuzdu. Gel beraber çalışalım dedi. Başarılı bir emlak danışmanıdır. Hiç umudumu yitirmedim. Çok lüks arabaların camından baktım boğazın güzelliğine hep.. Baktığım cam değişmişti. Otobüslerin camından bakıyordum artık boğazın güzelliğine, Benim için fark yoktu. Güzellikleri görmek istersen koşullar ne olursa olsun görürsün... Uzun zaman emlak danışmanlığı yaptım. Artık kızıma ve anneme bakabiliyordum Sonra bir kafenin işletmesini aldım. Arnavutköyde minicik bir ev tuttum. Kızım Yüzyıl ışıl ilkokullarındaydı.
Bankalara borcum gırtlağa kadar. Arnavutköy ilkokuluna yazdırdım. Sekizinci sınıfı orda okudu. Beyoğlu'nda başka bir kafenin işletmesinide aldım. Kızımı görmeden sadece uykusunda öperek 2 yıl geçirdim. Deli gibi çalıştım. Annemi sabah yedirip temizliyor,biberona mama hazırlayıp koyuyordum. Öğle okuldan gelen kızım anneannesini doyuruyordu. Gece eve geliş saatim en erken 01:00 gece yarısı. Bütün gün altı kirli olan annemi kucağımda banyoda yıkayıp temizledikten sonra gece yarısı doyurabiliyordum. Uyuyan kızımın koynuna girip bütün kemiklerimin ağrısını onun sıcaklığınla tedavi ediyordum. Büyük miktarda borçlar ödedim. Çok yorulmuştum artık. Ortaköy'de görümceminde yardımıyla minik bir butik açtım. Eşimden boşandım ama ailesinden asla, dünya şekeri bir görümcem ve kayınvalidem var. Ortak açtığım butiği işletmesini 4 yıl yaptıktan sonra devrettim.
Davet organizasyonları yapıyordum bu arada.Zamanında çok misafir ağırlamanın faydası oldu. Düzenlediğim bir davete katılan bir tv yapımcısı yemekeri çok beğenip. Bunları kim yaptıysa tanışmak isterim bizde yemek programı yapsın demiş. Tanıştık, 6 sene sabah kuşağı programında canlı yayında hergün yemek tarifi yaptım. Annem 16 yıl yatalak yaşadıktan sonra onu kaybettim. Huzurluyum öpe koklaya bütün sevgimle baktım ona. Kızımı önce bir fransız kolejinde okuttum. Şimdi İstanbul üniversitesinde çok başarılı bir öğrenci. Hayatımın en acıklı kısmıysa eşimin akciğer kanserine yakalandıktan sonraki kısmı oldu. Boşanmış olmamıza rağmen onu yanlız bırakmamak adına 2 yıl hastahanelerde yaşadık. Her ne olursa olsun kızımın babası ve bir dönem hayat arkadaşım olmuştu. 2 yıl süren ameliyat ve tedaviden sonra 1.5 yıl çok sağlıklı yaşadı. Bundan 2 yıl öncede kanserden değil kalp krizinden kaybettik. Artık hem anne hem babayım.
Ayrıca dünyanın birçok yerinden eski takı parçalarını toplayıp değerli ve yarı değerli taşlarla birleştirip bence müthiş takılar yapıp satıyorum. 45 yaşındayım. Hayatta hatarım oldu. Ama sevmekten ve inanmaktan hiç vazgeçmedim. Her koşulda gülümsedim. Her fırsatta kendime zaman ayırdım. Yine gezdim,yine yedim,yine içtim. Ve şunu öğrendim... Güç para değil, güç sevgi... İnsan isterse her şart ve koşulda hayatın tadını çıkartabilir.
Mutluyum ve kendimi hayata karşı başarılı buluyorum.
Sevgiler
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.