FERYAL İŞ
Dönüm noktasındayım, üniversite son sınıftayım...
Bir üniversite, 5 yıl ve son sene! Artık sona yaklaştığımı düşünüyorum ama umudumu nedense, deneyimli reklamcılar ve baskıcı çevre öldürmeye çalışıyor. Evet, tam 13 yaşında karar verdim reklamcı olmaya, hatta ''reklam yazarı'' nedir bilmediğimden, fikir patlaması yaşayan ve çok eğlenen, hayalgücünü reklama aktaracak kişi olacaktım kendimce! Kazandım... Kimse söylemedi ama kazanmanın, deli gibi istemenin yetmediğini, ''tanıdık amcan yoksa işi alamazsın'' demediler ki! Yine de amcam olmadan çok şey başardığıma inandım, inanıyorum, inanacak mıyım bilmiyorum!
Kısaca, özetle, bir nefes kariyerimi anlatmalıyım herkese...
Kazandım fakat 4 yıl bir anda 5 yıla çıktı, olsun ingilizce bu eee reklamcılıkta olmazsa olmaz dedim ve hazırlık denilen, 1 yılın gerçekten bomboş geçtiği, üniversite yıllarımın eğlencesini uzatmaya yarayan bir döneme girdim.
Yeniyiz tabii, boş durmayayım dedik, içimdeki patlangaç heyecanı da yanıma alıp, fakültedeki hocaların yanına gittim.
- Boş durmak istemiyorum, staj yapabileceğim bir yer var mı? dedim. Şanslıydım, tam yok cevabını alnımın ortasına yerken, o sırada odada bulunan K... Tv. çalışanı bana ne kadar istediğimi anlatmamı söyledi, o anda ne saçmaladım ne dedim bilmiyorum ama K... Tv. nin reklam ajansında, derslerden sonra 3 ay gittiğim Müşteri İlişkileri kısmında staj yaptım. (Hoş her şey karışıktı, metin yazarlığı yapan strateji de, stratejideki ise müşteriyle temasa geçip oradan hop çekimlere gidebiliyordu.) Yorgunluk, müşterilerle gerçekten ilgilenip koşuşturma, beyin akümü bitirmeye yetiyordu... Telefonla müşterilerden bir saat alıp görüşmeye gidip reklam vermesi için ikna ediyorduk. Hayır benim mesleğim, hayalim bu olamazdı, onca yıl bunun hayalini mi kurdum dedim ve korkunun da vermiş olduğu gazla, internete dalıp; ajansları, çalışanları, reklam yapım aşamasını, ödülleri... vb. araştırmaya başladım. Bugün sahip olduğum bu bilgilerin çoğunu o zaman öğrendim.
Daha sonra ajans işlerine, stajyerliğe ara verdim...
Boş durmak mı? HAYIR hem de kocaman bir hayır.
Web sitesi yaptım, arkadaşlarla bir kaç yarışmaya katıldık. Kısa bir film çektim, hiç umudum yoktu ama Jüri Özel Ödülünü aldı. Hala hayretler içindeyim, çünkü sadece eğlenmek ve kendimi her alanda geliştirmek için yaptığım bir uğraş, yarışma bitimine son 1 saat kala bitirebildiğim bir film, nasıl oldu da ödüle layık görüldü?
Öğrenciyiz tabii, kan kaynama noktasında... Küçük ajanslarda kartvizit satışı yaptığımdan tutun da günübirlik fuarlarda stand görevlisi olarak bile çalıştım. Hayatın her alanını görmek hoşuma gidiyor, ben galiba zor olanı seviyorum.
Derken, kaliteli ajanslardan biri olan, gerçekten çalışmayı çok istediğim bir ajans olan F. tarafından ilk staj görüşmeme çağırıldım. (Böyle kısaltınca da sanki gazete sayfalarında ki suçlu veya mağdur insanlarındanmışım gibi hissettim...)
Şaka bir yana, nereden tahmin edebilirdim ki, hatırladıkça gülme krizine gireceğim bir hüsran görüşmesi olacağını.
2. sınıftaydım. Çok heyecanlıydım. Ama kitap yazarsam başarısızlığım olarak anacağım bir enstantane yaşamaktan öteye gidemedim. Şimdi iyi ki de yaşamışım diyorum. Deneyim böyle olur. Diyalogu aynen paylaşıyorum.
F. - Müşteri Temsilcisi olarak staj yapmak ister misin?
Ben - Aslında metin yazarlığı istiyorum fakat oraya ulaşmak için alttan başlayabilirim. (ders 1 - Müşteri Temsilcisi, Metin Yazarından aşağı bir konumda değildir.)
F. - ..........? Hangi dersleri seviyorsun? Neden?
Ah Ben - Bütün dersleri seviyorum, Reklamcılık dersini daha fazla çünkü hocamız Gamze hoca!
(Bak ya cevaba bak, heyecan böyle bir şey işte, o sırada beynimden şu geçiyor aslında, bütün derslerden nefret ediyorum, bu ne biçim soru? Ben buna çalışmamıştım ama...) Burada ki ders 2'yi söylememe gerek yoktur umarım!
Klasik biz seni arayacağız diyerek yolcu edildim, ellerim bomboş, kariyerim çırılçıplak olarak geri döndüm.
Bir süre sonra... 3. sınıf olduğumu, artık vaktin geldiğini anladım, nefesimi tuttum ve hiç umudum yokken, bir yolculuk ertesi, hala otobüsteyken telefonum çaldı! İnanamadım, ama inanmalıydım, T. diyordu ses, ben şoktan inanamamış bir daha tekrarlatmıştım çok iyi hatırlıyorum. Bir gün önce cv bir yana sadece ajansın sitesinden İk'ya saçma sapan bir başvuru yapmıştım, tanıdığım da yoktu, nasıl olabilirdi? Prodüksiyon da staj yapmam isteniyordu, reklam yazarlığına ulaşmak için bir basamak diye düşündüm ( merak etmeyin bu sefer F. ile yaptığım görüşmede ki saçmalığı yaparak dışımdan seslendirmedim bunu ), tabi ki de hayır diyemezdim, pardon! O zaman heyecandan ayaklarım titrerken nereden bilebilirdim ki o titreyen ayakların staja giderken geri geri atacağını... ''Kış stajyeri'' diye bir lakap var bence, o da şu:
-Sen bir halt değilsin, sadece sana ihtiyacımız var, aslında yok, kim çağırdı seni? Neyse para vermeyeceğiz, burada jr. olarak başlayabileceğini de aklından bile geçireyim deme!
Yaşadım, biliyorum! Çok şey öğrendim orada, ajansların nasıl bir halde olduğunu, kimseye güvenilmeyeceğini, stajyersen yesen de yemesen de sen bir hiçsin... Gerçekten iyi fikirlerin olabilir ama orada onların sözü geçer, senin fikrin müşteriye gitmez. Her şeyine rağmen seviyordum ben bu mesleği, beni koparamadılar, silemediler! (Gerçi daha belli değil) Bir süre sonra bitti stajım, karışık durumlardan dolayı bitme sebebini es geçeceğim...
Artık her reklamcı adayının geçireceği buhran dönemine girmiştim, üretim durmuştu bende! Fikir kabızlığı, diyorum ben buna. Ne yapıp etmeli, reklam yazarı olarak staj yapmalıydım başka yolu yoktu, ya reklam yazarı stajyeri ya da elveda reklamcılık merhaba devlet memurluğu... Ben memur olamam hayır yazarken bile içim gıcıklanıyor, yüzümü asarak işimi yapamam... Günler geçiyor, geçiyor, geçiyor... Ben hala maillerime cevap alamıyordum, bir yandan maillerim gitmiyor, maillerimin ulaştığı 3-5 ajans da cevap vermiyordu. Yaza kesin staj bulmalıydım, bu benim kariyerim için önemli bir adım olacaktı. Tekrar aynı adreslere başka mail adresleriyle Cv'mi yolladım. Cevap yok. Sonra karar verdim telefonla arayacaktım, evet tek tek hepsini! Neden beni çağırmıyorlardı öğrenmeliydim. Aradım...
İlki, stajyer alımlarımız bitti dedi. (Şaşırtan olay şu ki adını vermeyeyim aynı ajans 1 ay önce stajyer alımlarımız daha başlamamıştır diye cevap atmıştı.) Devam et Feryal, diğerleri ise başka mail adresi vererek beni olmadık yerlere yönlendirdi. Bir tanesi ise ''Tamam sen yazın bizde staj yapacaksın'' dedi. Küçük bir ajanstı ama olsun en azından boşta kalmayacaktım, yine de içimde büyük bir mutluluk yoktu. Garantilemiştim kendimi, rahattım.
Bilmiyorum neden bir kaç gün sonra o ajansa mail atmak ve kendimi kesinkes garantilemek istedim. İyi ki de yapmışım... Ajansın verdiği cevabı duyunca, sektöre hiç duymadığım küfürleri bile istemsiz bir şekilde beynimden geçirdim, bayan olmama rağmen. (Aslında biraz isteyerek!) Şöyle diyorlardı,
-Aslında Feryal sen 3 ay bizde staj yapacaktın, karar verilmişti fakat burada ki stajyer arkadaşlardan biri devam etmeye karar verdi o yüzden seni alamayacağız kusura bakma. Hayatta başarılar.
Yok çekinmeyin, siz de ediniz küfür!
Bu yazıyı okuyan arkadaşlarıma minik bir tavsiye, garanti diye bir şey yok bu meslekte unutmayın! Bitti dedim, artık yazın garsonluk falan yaparım para kazanır vaktimi öyle geçiririm diye düşünürken;
Ring, ring, ring! Telefon çalıyor, ben uyuyorum, telefona baktım, İstanbul'dan arayan bir numara, nedense çok sevindim, hemen zıpladım ve alo... Evet istediğim, beklediğim, hayal ettiğim telefon, L. İstanbul. Aylık stajyer alan, böylece bir çok insana staj yapma imkanı sunan L. beni haziran ayında hemde reklam yazarlığına çağırıyordu, evet dedim evet istiyorum. Sesimi hep isteksizmişim gibi yapmayı denesemde olmuyor n'apabilirim.
Çok harika, muhteşem, gerçekten aile ajansı olan bir yerde, beni reklam yazarı yapan bir staj yaptım. Bitmemesini istediğim, stajyerlere babacan bir tavırla yardım eden, toplantılara girdiğimiz, dur ya ben reklamcıyım artık dediğim L. seninle her zaman çalışmak isterim... Bazıları tabii ki olmazsa olmaz çekilmez insanlardı, ama yine de sunum bile yapmıştık... Hatta kreatif ekipte yer aldığım bir ilanım bile gazetede yayınlanmıştı. Durun, durun... Bomba komik bir olayı anlatayım.
Sunum günü: Stajyerler 1 ay üzerinde çalıştıkları markalara reklam kampanyası hazırlar, bunun üzerine çalışır ve son gün ajans başkanından tutun da ajansın kedisine kadar herkes onları izler. Her zaman ki gibi heyecan kurbanı ben başrolde... Herkes toplanmıştır ve ajans başkanını beklemektedir. Ajans başkanı toplantı salonuna gelir ve girişte bizim ekibe dönerek,
-Çocuklar markanız nedir?
Ben - MALGİDA!
Markamız neydi söyleyeyim, Algida Max! Gülmeyin ama...Tamam kopabilirsiniz, gerçekten feciyim! (Şanslıyım ki stajyer arkadaşlarımdan başka kimse duymamıştı.) Neyse bu stajdan aldığım gaz beni tutamazdı. Haziran sonrası için başka bir ajansı ayarlamak L.'den sonra zor olamazdı. Sınıf arkadaşlarımın da olduğu B. B. ile görüşme yapmıştım L.'de başlamadan önce onlarda beni temmuz için çağırmışlardı. Yine güvenmedim, L. bitmeye yakın garantilemek istiyorum ya ben, aradım ajansı...
''Merhaba, Feryal ya kusura bakma, seni staja alan kişi işten çıktı, o görüşmüştü senle hemde burada stajyer çok, yer yok, üstelik sana burası küçük gelir, o yüzden seni alamıyoruz.'' dedi. Şok, şok, şok... ''Bu profesyonelliğe sığar mı?'' dan bir girdim, her şeyi söyledim ve sonra iyi ki de orada staj yapmadım. Yani soruyorum size, benle görüşen kişi benim ne tanıdığım ne torpilim, benim şansıma onla görüşme yapmam benim kurban edilmeme sebep olabilir mi?
Sonuçta, İstanbul'daydım... Yurtta kalıyordum, ve bir umut, işten çıkan Art Director'un bir ajansta tekrar işe başlarsa beni yanına alacağını öğrendim. Onunla ilgili olmamasına rağmen bu hatayı düzelteceğini söyledi bana, ufacık bir umut doğdu bende ama sektör için! Bekledim, ailem bir yandan boş duruyorsam eve gelmemi diretirken (eee haliyle bayanız ya!), bir yandan da bende yurtta her yere acil staj yeri mailleri atıyordum...
Yok.
Bu sefer olmadı, kuyruğumu kıstıra kıstıra maceraya bir süreliğine Mardin'e giderek ara verdim.
Şimdi hala Mardin'deyim, geri döneceğim ve sektöre hızlı bir giriş yapacağım günü bekliyorum. Bu sırada çok şanslıyım ki 2 ajans aradı yarın görüşmeye gel dediler, haliyle uçak biletimi almıştım, görüşmeleri kaçırdım… Zaten hayat hep beklemediğiniz zamanlarda fırsatlar sunar ki, tercihlerinizin bedelini ödeyebilesiniz.
Daha sonra bu hayat hikayemi, reklamcıların piri sayılan Haluk Mesci’ye gönderdim. Kendimden ve bilgilerimden şüphe duymamı sağladı ve bunu yazdığı cevapla da okkalı bir tokat niteliğinde yüzüme indirdi. Acımasız olması beni incitsede bir o kadar da güven duygusu aşıladı. Ona şimdi teşekkür ediyorum ve yıllar sonra tekrar hayat hikayemi ona yolladığımda yazım yanlışım çıkmaması için dua ediyorum.
Duracak değilim, dönüşte bir kaç ajansla görüşerek, işe başlamalıyım.
Çok fazla ayrıntıya girmesem de, 22 yaşımda kariyer maceram şimdilik bu kadar. Artık iş arıyorum, Jr. Reklam Yazarı olmak için...
Kulağa hoş geliyor...
JR. Feryal İş
| < Önceki | Sonraki > |
|---|

