GÜL GÜVENÇ TUNCALI
Aylardan Subat...
Bir iş ilanı vardı Hürriyet'te...
''Zeki Triko'ya trikoda yetiştirilmek üzere genç deneyimsiz eleman aranıyor''
İşte o ilanla başladı benim 20 yıllık Triko serüvenim...
Küçücük... Ufacık tefecik bir St.Michel Fransız Liseli mezunu olarak bu ilana heyecanlanmıştım. O güne kadar Fransızca ders vermenin ve turizm şirketlerinde harçlık çıkarmak için haftasonları tercümanlık yapmanın dışında hiç bir iş deneyimi olmayan ben iyice umutlanmış hatta mesleğimi bile içimde seçmiş, tabiri caizse altın bileziğimi koluma takmaya karar vermiştim.
Aileme konuyu açtığımda, annemle babamın nasıl hayretle bana baktıklarını unutamam. Onların hayreti benim cesaretim...O güne kadar hiç yüzleşmedikleri özgüvenimdi muhtemelen... Tabiki her bilinçli ebeveyn gibi destek oldular ve ben başvuruda bulundum.
Başvuru yapmak, o yıllarda şimdiki gibi e-posta veya faks yoluyla olmuyordu tabii. Bizzat randevu alıp, birebir kendin gidip o an oluşturulan bir kimlik formuyla gerçekleşiyordu. Tam 70 kişi başvurmuştu o ilana.
''DENEYİMSİZ'' lafına inat, gelenlerin çoğu tecrübeliydi muhtemelen. Kendimi bir anda Zeki Başeskioğlu'nun karşısında buldum. O bana bakıyor, beni tanımak istiyordu tabii...
NİYE ? diye soruyor... Neden bu mesleği istiyorsun?
Bendeki cevap şu: ‘Küçüklüğümden beri bebeklerimi hep kumaslarla giydirip annemin örmeye başlayıp bir türlü bitiremediği yün yumaklarla sarıp etek buluz yapardım onlara. En büyük nedenim bu... En büyük hayalim bu... Bir gün büyüyünce bunları profesyonel olarak gerçekte insanlar için yapmayı istiyorum.’
Zeki Bey yüzüme uzun uzun bakıp beni kararlarından haberdar edeceğini söyledi. Muhtemelen olumsuz bir görüşme olduğunu hissederek, hayal kırıklığı içinde ayrıldım yanından. Sonraki bir hafta umudum artık sıfırlanmıştı... Bu arada Üniversite Sınavında da başarım vasattı. Bir anda kendimi ilk defa Eğitimci bir ailenin hayata bir eksiyle başlayan kızı olarak hissetmiştim. Ama o haftanın sonunda ikinci görüşme için tekrar bir telefon aldım.
Heyecanla ama bir o kadar da umutlanarak gittim o görüşmeye... Zeki Bey o zaman Rumeli Caddesi'nde olan mağazanın içindeydi benim görüşme saatimde. İçeri girdiğimde mağazada çalışan ekip ile görüşme yapıyordu. Beni görünce yanına gitmemi işaret etti. Biraz utanarak, biraz da tedirginlikle kalabalık personel topluluğunun arasından geçerek yanına gittim. İşe alındığımı beni personele tanıştırırken öğrenmiş oldum. Çok şaşırmıştım...
Bu kadar basit miydi benim hayallerime ilk adımı atmam ?
Sabırsızlık burcumun özelliği olduğu için dayanamadım ve acemilikle bu sefer ben, beni niye seçtiklerini sordum. Sorarken o kadar korkmuştum ki neredeyse sesimi ben bile duyamadım.
Aldığım cevap şuydu:
‘Seni seçtik, çünkü hayallerinin peşindesin.
Seni seçtik çünkü hayalleri olan insanlar herzaman yaratıcı ve inatçı olurlar, hayallerine kavuşmak için azimle çalışır gerekirse öğrenme aşkıyla işin en zorundan başlarlar: ÇÖMEZLİKTEN...
Seni seçtik çünkü gözlerin çakmak çakmak,hayata hazırım öğrenmeye hazırım diyor. Hem de Hayat okulundan mezun olmayı seçerek, en büyük riski ‘aynı benim gibi’ alarak başlıyorsun herşeye.’ diyerek cevapladı benim sabırsız ama aceleci merakımı.
5 sene sonra Triko Firması kurarak ilk GENÇ TRİKOCU oldum. ITKIB tarafından Newyork'a gönderildim. Ve ilk müşterim de ZEKİ TRİKO'ydu... Artık sadece Mayo imal ediyor ve mağazalarına trikolarını dışardan alıyorlardı.
Bana gelince: Artık hayallerime kavuşmuş, HAYAT OKULUNDAN mezun olmuştum. 20 sene mesleğimi icra ettim.
Yarattım... Ürettim... Yılmadım... Düştüm... Yine kalktım...
Ama Hayallerimin peşinden gitmekten asla vazgeçmedim...
NE KAZANDIM?
Kolumda Altın Bilezik...
Özgüven...
Daha ne olsun...
Sevgiler...
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


Yorumlar
Elinize Sağlık
Sibel Aral
Hikaye senin!! Kısmen de olsa "şans rüzgarı" arkanda! Ama aslolan, azim ve kararlılık senin! Burcuna rağmen(!)))sabı rsızlığının sana sunduğu cesaret senin! Ve akabinde 20 yıllık bir "başarı öyküsü"nün imzası da senin ! Tebrikler ....
Nice yeni zaferlere ! ...
Sene kaç olursa olsun hayallerinden ve bunu bizimle paylaşmaktan asla vazgeçme.
Birde yazmakdan...
Sımsıcak, samimi, gerçek.
Eline sağlık.
Ne güzel anlatmışsın herşeyi, yalın, akıcı ve öz.
Deneyimlerinin yepyeni deneyimlere sebep olması dileğiyle...
Yeni yazılarını bekliyoruz.
Ne güzel anlatmışsın, yalın, öz, akıcı.
Deneyimlerinin yepyeni deneyimlere sebep olması dileğiyle...
Yazılarının devamını bekliyoruz.
bayıldım...
çok çok sevgilerimle,
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.