Araçlar
Kayıt Giriş

zamanehatunlari.com

BURADASINIZ: Ana Sayfa » Hikayeleriniz » Annem demişti dersin
Pazar, 20 May 2012
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 10
ZayıfEn iyi 

Annem demişti dersin

e-Posta Yazdır

GÜLHAN BROOKEGÜLHAN BROOKE -2

Birgün anne olunca anlarsın derdi hep annem; bildik klişe öyle değil mi?
Değilmiş... Anne olunca anladım.
Düşünün ki çok zor birgün geçiriyorsunuz, tüm terslikler üst üste, sinir katsayınız bine katlamış, değil insanlarla şakalaşmak, konuşmak; insan yüzü bile görmek istemiyorsunuz; vardır ya hani öyle günler; onlardan biri işte. Hani insanın kendine bile katlanamadığı günlerden. Tek istediğiniz güzel bir banyo, belki bir kadeh şarap, hoş bir müzik fonda (Andrea Bocelli alayım lütfen) lavanta kokularıyla stresi yenme çabalarına girmişken tam; içeriden feryat figan bir ses gelir kulakları tırmalayan..” Anneeeeeee!
Kardeşim pastel boyalarımı kırdı, aldı bir de geri vermiyor yaaaa...”

Hadi sıkıyorsa bu olayı halletmeden herhangi bir şey yapabilin de göreyim sizi...
Çocukların oynadığı odaya doğru ilerleme çalışmaları yaparken, kızın yere attığı en sevdiği (!) bebeğini yerden kaldırın önce,sonra oğlanın küçük arabalarının trafiğini de üstünden atlayarak savuşturun, oyuncak çay takımını yan tarafa aldıktan sonra bir hışım yerdeki küçük oyun paralarını da kaldırın; nihayet odaya vardığınızda kapıdan içeri girmeden evvel çocukların boğazlarına uygulamayı düşündüğünüz basınçlı sıkma  isteğinizi dehleyip derin bir nefes alın ve olayı halledin... Olduuuu (aferin sana annecik) nasıl ama kolay değil mi? Kolay, kolay; zamanla  bırakın normal gelmesini, beyninizi bile kullanmayı gerektirmeden, gözü kapalı, iç güdüsel olarak yaptığınız günlük rutinin bir parçası olur, düşünmezsiniz bile...

 

Ben gayet hercai bir kız çocuğuydum; oyuncak bebeklerimi sokakta unutur gelir, annem kızınca hatırlar; misketlerimi kimselere kaptırmazdım. Evimizin kapısından oğullarını (yine) dövdüğüm için şikayete gelen anneler eksik olmazdı,yara bantsız halini hiç bilmem bacaklarımın... Şimdi siz hikayenin büyüyünce herşey değişti, duruldum; çok cici (ne demekse?) hanım hanımcık bir kız oldum diye devam edeceğini umuyorsanız; yanıldığınızın günüdür.

Okullarımı okuyup, günümü gün ederken annem seni kimse almayacak; tamam çeyiz düz demiyorum ama en azından elin biraz iş tutsun feryatlarıyla arkamdan koşturup durur, ben dalgama bakardım. Dediğimi de yaptım, bir valiz dolusu eşya, birkaç kitapla evlendim. Diplomam bile bende değildi (annem biriniz bari bitirin şu başladığınız üniversiteyi deyince ben, benim diplomayı anneme verdim mezuniyetten sonra; bence o benden daha fazla haketti o kağıt parçasına bakmayı, çerçeveye bile koydu iyi mi?)

Gayet kafama uygun bir adam bulunca,hazır soru da tazeyken,bir puro bantına gelin oldum vesselam. Sonraaaaa... Anne oldum.

Annemin bana her kızdığında inşallah senin çocukların ileride sana daha beterini yapacaklar iyi(!) dilekleriyle büyüyen ben; yazılan, bulabildiğim bütün kitapları okuyup, doktorumu çıldırtıp (adam perdeyi açıp bana aşağıdan yoldan geçen insanları gösterip” Görüyor musun şu insanları, hepsi, hergün yapıyor, sen de yapacaksın, bırak artık bu konuda kitap okumayı diye isyan ederken) en samimi arkadaşlarımı her fırsatta köşeye sıkıştırıp soru yağmuruna tutarak, çok modern (epiderol&demerol kombinasyonuyla) bir sekilde, 17 saatlik sevgi çığlıkları eşliğinde, mecburi sezeryanla anne oldum...

Araştırmak, sorup soruşturmak, tatmin edici cevap alınamazsa stresini yapmak çağımız hastalığı. Bizler bu modern çağda bilgi (kirliliği, özellikle internette) erişim kolaylığı ve köleliği içinde pek de; amaaaan nasılsa bu da büyür, Allah rızkını verdi, geleceğini de güzel eder inşallah deyip; rahatlayabilen bir jenerasyon değiliz kanımca; ya da ben bir istisnayım ve fikrim de budur... diyelim.

Daha doğmadan çocuk için okul araştırmaya girişmiyor muyuz? Sağlık (Amerikada sizi –tövbe, tövbe- olur da ölürse masraf fazla olmasın diye çocuğunuzu sigorta -ölüm sigortası- yaptırmaya ikna etmeye çalışan, gayetle de tanınan firmalar var) gelecek, sosyal, emeklilik sigortası yaptırmak için debelenmiyor muyuz? Organik yiyecek, giyecek (yok artık!) oyuncak derdıne düşmüyor muyuz? Bulabildiğimiz tüm pedagoji kitaplarını okumuyor muyuz? Ne farkımız var annelerimizden,onlar bunun %10 unu yapmamışken, deli miyiz biz? Yoooo... zamaneyiz canım, zamane.

Bence kadınla erkeğin en büyük farkı da burada başlıyor zaten.Kariyer sahibi erkek koca, baba olsa da ondan beklenenler pek değişmiyor; valla ben bez değiştirmeyen koca-baba istemem diyen benim gruptansanız bol şans diliyorum...

Oysa kadın eğitiminin,kariyerinin üstüne,eş,anne önlüğünü giymekle kalmayıp; aşçı, temizlikçi, bebek bakıcısı, öğretmen, ev sahibesi, alışveriş sorumlusu, oyun arkadaşı, nöbetçi gece bekçisi (yeni bebek sahipleri bilir) doktor, hemşire, pedagog, dişçi vs. gibi bir çok yaftayı da üstüne geçirip; gündüz Clark Kent, akşam Superman -burada woman olacak- hayatı yaşamaya başlıyor.
Şikayet var mı, şikayet? Yoook... Kanımca mazohistlik; ben de dahil; tüm hemcinslerimin karşı koyamadığı(mız) takıntısı. Böyle bir duruma güle oynaya, bayıla bayıla koştuğumuza, popülaritemizden, coolluğumuzdan, özgürlüğümüzden böylesine  kolayca ve istekli olarak vazgeçtiğimize; o senelerce üstüne titrediğimiz şahane(!?) vücutlarımıza rahatlıkla 20 kilo, sarkma, çatlak, kırışık, selülit, varis, çürük diş ekleyebildiğimize; üstüne çekeceğimizi bildiğimiz doğum sancılarını dört gözle beklememize; bakılırsa tek cevap MAZOHİST oluyor.

Hani derler ya kullanılmayan uzuvlar zamanla mutasyona uğrayıp ya şekil değiştirir, ya da yok olur diye; insanlara sonradan uzuv (ameliyatsız) eklenmesine ya da oluşumuna diyelim de mutasyon diyebilir miyiz?

Eğer diyebiliyorsak o zaman ben zamane kadınının anne olduktan sonra ahtopot kompleksine girip, ekstra kol ve hatta bacak (durumuna göre) sahibi olduğuna (en azından olmak istediğine) inanıyorum. Yoksa siz bana 5 alışveriş çantası, bir bebek bezi çantası, bir kadın çantası taşırken; kucağında yeni doğmuş bir bebeği de taşıyıp, bebek arabasını tek hamlede açmak için kaç kol ve bacağa ihtiyaç olduğunun hesabını bir yapıverin lütfen. Bu arada arabanın kapısını açmayı, bagajdan bebek arabasını çıkartmayı saymıyorum bile.
İşte böyle yetilere sahip oluveriyor zamane kadını.  

Annelerimiz 40 gün sokağa çıkarmazmış yeni doğanı, bırakın araba, bebek koltuğu, ana kucağı taşımayı...

Kariyer de yaparım çocuk da diyen zamanelerin sayısı oldukça arttı geçtiğimiz seneler içinde, ki bunun hiç de yanlış bir tarafı yok. İşin zor tarafı mükemmelliyetçi zamanenin sınırlarını zorlamaktan,herşeye yetme çabasından bazen zamanı,  zamanında, zamanlıca kullanamaması; hayatı arkasından koşarak yakalamaya çalışırken pek de keyfine varamaması olabilir mi acaba?
Hayat kısa, çocuklar çok çabuk büyüyorlar. Bir yerelerde okumuştum bir zamanlar. Hindistanda dağcılara tırmanma için yardım eden rehberler bir müddet sonra birden durup, oturmuşlar.Dağcılar kaptırmış kendini, tırmanış acelesi içinde. Ne oluyor demişler rehberlere. Baş rehber”Çok hızlı yürüdük, ruhlarımız arkada kaldı. Bekleyelim ki bize yetişsinler” diye cevap vermiş.
Bütün karmaşasına ve koşuşturmasına rağmen hayatın, iş, ev, aile derken arada bir durup dinlenmek, hayatın tadını çıkartmak lazım diyorum, ne dersiniz. Annem ne dediyse dedi; o kendince yaptı herşeyi (bence gayet de iyi bir iş çıkarmış) ben de kendimce yapıyorum; inşallah yüzüm kara çıkmaz.

Atıverin bir DVD playera, ya da eşiniz olaya el koysun, alıverin o duşu gitsin...
Unutmayın eşler ve anneler mutluysa herkes mutlu olacaktır.
İyi dinlenmeler, hayatınız hoşça geçsin...

Paylaşmak ister misin?:

Deli.cio.us    Digg    reddit    Facebook    StumbleUpon    Newsvine

Yorumlar

0 sazi 28-09-2010 02:35 #1
:lol:SEVGILI GULHAN,
HIKAYENIZI OKURKEN BEN BILE YORULDUM BENI COK GERIYE OGULLARIMI YETISTIRMEYE CALISTIGIM, GECMISE GORE O DEVRIN ZAMANE GUNLERIME GOTURDUN.ZATEN IYI YAZMA SANATI DEDIGINDE BUDUR,OKURKEN HISSEDEBILMEK.HIKAYENI COK BEGENDIGIMI SOYLEMEK ISTERIM.USTELIKTE TEBRIK EDERIM SIZI:NEDENMI?IYI BIR ANNE OLDUGUNUZ ICIN.HERKES COCUK DOGURABILIR,AMA ANNE OLMAK FEDAKARLIK DEMEKTIR.ASLINDA,BIZDEN ONCEKI NESIL ANNELERLE ZAMANELIK DISINDA PEK FARKIMIZ YOK.HERSEY EVLATLAR ICIN, IYI BIR EVLAT YETISTIRMEK AILENINDE SEREFI DEMEK.BEN YENI ZAMANE ANNELERINDE (SOZUM MECLISTEN DISARI) GOZLEMLEDIGIM BIR KAC SEYI SOYLEMEDEN GECEMIYECEGIM.BUGUN ANNE VE BABA EGOSU COK ONDE GIDIYOR..FEDAKARLIK VE EGONUN AYRILMASI LAZIM DIYE DUSUNUYORUM.YANI BIZMI COK ISTIYORUZ YOKSA COCUKLARIMIZMI?SECIMLERDE NE KADAR COCUGUN SOZ HAKKI VAR?YADA NE KADAR COCUK OLABILIYORLAR?
UZUN LAFIN KISASI ANNE OLMAK BIR SANATTIR.BU INCE SANATTA BUTUN ANNELERE GUZEL ICRALAR DILERIM.SABIRLA
Alıntı

Yorum ekle


Güvenlik kodu Yenile