Araçlar
Kayıt Giriş

zamanehatunlari.com

BURADASINIZ: Ana Sayfa » Hikayeleriniz » Benim İçimde Bir Aslan Var!
Pazar, 20 May 2012
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 5
ZayıfEn iyi 

Benim İçimde Bir Aslan Var!

e-Posta Yazdır

cheerfuldemetRumuz : CHEERFULDEMET

İnan, senin de var!

Bak, benim fotoğrafıma; ne kadar ufak-tefek gözüküyor, değil mi? Bunun içinden aslan nasıl çıkar diye düşünmüş bile olabilirsin.

Öyle bir şey ki; sessiz-sakin görünüşünün ardında yatan bir dev kimi zaman seni bile şaşkına uğratırcasına uyanıp ayaklanabilir, hayatın içinde pankart açabilir, naralar atabilir, yumruk sallayabilir, belki seni bile silkeleyip şöyle omuzlarından, aklını başına getirebilir; eğer ki sen izin verirsen.

Herşey insanın kendi içinde bitiyor. Belki klişe bir cümle gibi geliyor kulağa ama seçim senin; ya soruna göz yummak, yokmuş gibi varsayıp onunla yaşamaya devam etmek ya da sorunun üzerine gidip onu çözmek, hayatına bir artı olarak döndürmek...

Ben 28 yaşındayım, sekiz aylık evliyim- daha çiçeği burnunda sayılabilirim yani. İki seneyi aşkın süredir İstanbul’ da yaşıyorum ve bir şirketteki beş yıllık rutin kariyer hayatımı radikal bir kararla sıfırlamış, şu an kendi karakterimle çok çeliştiği halde uzun süreli bir işyeri her zaman için tercihimken bu şehirde beşinci firmamdan ayrılmak üzereyim.


İki sene içerisinde altıncı firmaya yelken açıyor olmak kulağa ürkütücü geliyordur, doğrudur. Kimileri de “Vayy bee, çok cesurmuş” diyebilir. Özgeçmişime bakan şirketler çok çabuk iş değiştiren biri olduğumu da düşünebilir. Kendi bakış açılarına göre haklı olabilirler ama annemin sık kullandığı bir deyimi ile kazın ayağı öyle değil işte...

Beş senelik bir zaman zarfından sonra çalıştığım firmanın beni tatmin etmediğine kesinlikle kanaat getirdiğimde gidip istifamı verdim.

Öğrendim ki İstanbul haritasına bakarak orada yaşamanın nasıl birşey olduğunu anlayamam. Gidip görmem, yaşamam, denemem lazım. İlk adımı atmazsak devamını asla göremeyiz. Bazen kaybetmek pahasına bile olsa, sırf denedim demek için bile yapılmalı birşeyler. Yoksa torunlarımıza anlatabilecek zamane hikayelerini nasıl buluruz gençliğimizin cesaret dolu yıllarından...

Cebimde ikibin TL ile bilmediğim, tanımadığım bir şehire hayatımı kurmaya geldiğimde nereden bilebilirdim ki birkaç ay sonra cebimdeki paranın sonuna bir sıfır atılacak ve hepsi benim eksi haneme yazılacak...

Öğrendim ki herşeyimiz varken hiçbirşeyimizin olmayacağını unutmamamız lazım. Hem maddi hem de manevi anlamda ummadığımız anlarda inişler-çıkışlar olabilir. Hayatın gerçeklerini göz ardı etmemeliyiz; ki daha güçlü savaşabilelim onlarla.

İstanbul’da ikinci işyerim kriz sebebi ile beni işten çıkardığında sanki hayatımı kendi ellerimle mahvediyormuşum gibi hissettim. Bir hafta geçmeden kurumsal bir firmada çalışıyor bulunca kendimi, şansımın döndüğüne inandım, dünyalar benim oldu.

Öğrendim ki hayattaki eksiler de hızlı bir şekilde artıya dönebilir; insanın içindeki ümidi, kendine olan inancını hiçbir zaman kaybetmemesi gerekiyor. Sana senden başka yardım edebilecek, sorununu çözebilecek başka bir “sen” yok.

Ve unutulmaması gereken şöyle de bir şey var ki; gökyüzü her zaman bulutlu olamaz, elbet bir gün güneş açacaktır. Yağmur yağdığında şemsiyemizi kullanabilirsek eğer, güneşli havalar geldiğinde kurumak için beklememize gerek kalmaz.

Her zaman bir işyerinden diğerine geçiş sürecim çok kısa olmadı tabii ki... Bir aydan fazla süreyi kapsayan iş arayışım da oldu ve bu zaman zarfı içerisinde para kaynağım otomatik olarak kısıtlandı. Bir yandan iş ararken bir yandan da bir süredir hobi olarak sürdürdüğüm takı ve aksesuar tasarımına daha fazla vakit ayırabilme ve kendime internet üzerinden bile olsa ufak tefek gelir getirebilecek işler bulabilme imkanına sahip oldum.

Öğrendim ki insanın hayatında alternatifleri olmalı, tek bir işe saplanıp kalmak bir süre sonra sizin bu iş dışında başka bir işi yapamayacağınıza inandırır sizi ve körü körüne takıldığınız, belki de hiç sevmeden yaptığınız bir iş sizin tüm ömrünüzü çalar siz farkında olmadan ya da çok daha parlak bir kariyer hayatı ellerinizin arasından akıp gidiyordur. Yeteneklerimizi geliştirmekte, girişimci olmakta her zaman fayda var; ne zaman nereden ne çıkacağı hiç belli olmaz ve önünüzde nasıl kapılar açacağını tahmin bile edemezsiniz. Gören gözlerle bakmalıyız çevremize ve zorlukların altında fırsatların yattığını, onları bir hazine gibi bizim bulmamız gerektiğini bilmeliyiz.

Belki bu satırları okuyan sen, sevgili zamane hatunu tam da bugün işsiz kaldın; ödenecek borçların var ve sen nasıl iş bulacağını, hayatını maddi anlamda nasıl idame ettireceğini bilmiyorsun.

Belki de evinde senden ilgi bekleyen tatlı mı tatlı bir yavrun var ve sen işyerinde geç saatlere kadar çalışman gerektiği için ona istediğin ilgiyi gösteremiyorsun, aklın hep onda.

Ya da akşama misafirlerin gelecek, yemekleri nasıl yetiştireceğini bilmiyorsun, panikledin.

Yeni evli olup eşinle daha fazla vakit geçirmek istiyor da olabilirsin.

Belki işyerinde sorunların var, huzursuzsun, kafan karışık, tam olarak ne yapman gerektiğini kestiremiyorsun.

Sorunun ne olursa olsun mutlaka çözümü olduğunu bil. Sorunları zaten biz kafamızda yaratırız. Sen öncelikle kendine hayatta gerçekten ne istediğini sor.

Biliyorum, hem işyerinde hem evde türlü türlü rollerin var ve belki de yaşının geçtiğini düşünüp artık hayattan ne istediğini sormanın çok da yerinde bir soru olmadığını düşünüyorsun kafanda.

Ama yanılıyorsun.

Şiddetle yazımın başlığını tekrar okumanı tavsiye ediyorum sana ve kendine tekrarlamanı;

“Benim içimde bir aslan var!”

İnan buna, aynaya bak ve her aynaya baktığında tekrar et bunu.

Hayatta istedikten sonra gerçekten başarılamayacak hiçbirşey yok. Hayat ne istersek onu veriyor bize.

Sen eğer ki kendini artık bazı şeyler için zamanın geçtiğine ya da birşeylerin imkansız olduğuna inandırırsan zaten o şey her ne ise senin için bitmiştir, gerçekleşemez. Hiç düşme üzerine bundan sonra, hayallerinin arasına bile alma.

Biliyor musun ki çalışan kadın salt ev hanımı rolündeki bir bayandan kat be kat daha mutlu? Çünkü üretiyor, kendisine, hayata katkıda bulunuyor. Eşine destek oluyor belki, çocuğunu istediği okula gönderebiliyor bu sayede ya da sadece çalışmak için çalışıyor, gönüllü olarak bir projede rol alıyor.

Peki, çalışan kadının çocuklarının daha özgüvenli olduğunu biliyor muydun? Çünkü senin özgüvenin var. Mutsuz bakan gözlerle nasıl kendine güvenen, ayakları yere basan, kendinden emin bir evlat yetiştirebilirsin ki?

Bir ailen varsa anlam kazanıyor yaptıkların aslında. Sanıldığının aksine, tüm enerjisini işine verenler çok başarılı, evli-çocuklu olanların performansları düşük diye bir genelleme mevcut değil. Aksine ayakta kalmak için bizi kamçılayan şeyler bunlar, değil mi...

Yoksa uykusuz geçen bir gecenin ardından sabah makyajında sarıldığımız göz altı kapatıcısı nasıl ayakta tutabilir ki bizi...

Çalışmak... Hayatta etkin bir şekilde rol almak, evde-işte... Seyirci kalmamak çevresinde olup bitene.. . Ucundan tutup taşımak bir şeyleri bir adım öteye...

Herşeyin kendi içinde saklı olduğuna inanmak ve inandıkça daha güçlü olduğunu hissetmek...

Şimdi anlayabiliyor musun neden bazıları onuncu basamaktayken bazıları daha ilk basamağa bile çıkamamışlar?

Çünkü adım atmamışlar.
Çünkü adım atacaklarına inanmamışlar.
Çünkü genel olumsuz kanılar arasında boğulmuş, kendilerine bir tanesini seçmiş, ona tutunmuşlar...

O zaman ben sana tutunacağın daha güzel bir sebep sunuyorum şimdi.

Diyorum ki sana sen önemlisin.. Sen değerlisin... Sen olmasaydın bu hayatta; eşinin gömlekleri bu kadar düzgün ütülenemez, çocuğunun gözleri bu kadar ışıl ışıl bakmaz çevresine, patronunun istediği raporlar bu kadar hızlı hazırlanamazdı... Basit şeyler değil bunlar. Sen olduğun için oluyor bunlar ve elini çekmenle herşeyden; emin ol, bütün uyum bozulacak ve sen aslında elini biraz daha uzağa uzatırsan hangi başarıların, hangi mutlulukların altına imza atacağını artık sen düşün.

Yapamayacağın şey yok senin. Unutma; aslanlar güçlü hayvanlardır, cesurdurlar, çeviktirler. Ormanların kralı derler ya... Ve belki de bilmediğin bir şey bu; aslanlar sürü halinde yaşarlar, sosyal varlıklardır...

Biz her birimiz içimizde bir aslan beslemiyor muyduk? O zaman ancak birbirimize destek olarak, paylaşım içerisinde bulunarak kendimizi ve çevremizi zenginleştirebiliriz, öyle değil mi?

Hal böyleyken, aslında herşey bu kadar basitken o zaman neyi bekliyorsun?

Ben mi?

Ben içimdeki aslanı çoktan dışarı çıkardım. Bundan beş sene sonra da biliyorum ki ben yirminci basamakta kükrüyor olacağım...

Beşinci basamaktan sevgilerle...

Paylaşmak ister misin?:

Deli.cio.us    Digg    reddit    Facebook    StumbleUpon    Newsvine

Yorum ekle


Güvenlik kodu Yenile