YASEMİN YÜKSEL
İstanbul’da bir okulda ingilizce ögretmenliği yapmaktayım... Bu yaz, Haziran ayında, muhtesem bir düğünle evlendim...Bir kariyer kadını nasıl evlenir? Tabii ki, bunun icin ruhunda iyi bir espri anlayısı, insan ve yasam sevgisi, yüksek hayat temposu, coskusu ve bilgeligini barındırması, bunları iyi bir sentezle bir araya getirip bunu iyi korumayı bilmesi gerekir...
Mayıs ayı,evlilk hazirlıklarımızın en yoğun ayıydı. Nişanlımla bulusup neler yapılacagını konustuğumuzda, önümüzde hep sayfalar suren bir not listesi oluyordu... Sabırlı,iyimser ve umutluyduk. Birbirimizi seviyorduk, illa ki bu yaz evlenecektik...)
İlk olarak nikah tarihinin alınması gerekiyordu. Nikah tarihinin alınmasından sonra da düğün için iyi bir yer bulunup ayarlanması lazımdı. Koşuşturma başlıyordu!
Eğer Türkiye’de evlenmek istiyorsanız, önünüze onlarca maddeden oluşan bir bürokrasi listesi konuluyor...Almanız gereken belgeler var , göğüs filmi, hastalık testleri ,ikametgah vb..Derken bu koşuşturmacaların sonunda , bu belgeleri almayı başarmanız bile birbirinizi ne kadar sevdiginizin, değer verdiğinizin ve evlenmeye ve hayatlarınızı birleştirmeye ne kadar kararlı ve istekli olduğunuzun sağlam bir ispatı bence...
Okuldaki müdürümden izin alıp , Beşiktaş Sait Çiftçi Kliniği’nde evlilik raporu almak için sabah saat 7 de sıradayım...Kanım alındıktan sonra ajandama bakıp , gün içinde neler yapmam gerektiğini inceliyorum...Akşam 9’a kadar bir yerlere sürekli yetişmem gerek..Olsun, aşk ve sevgi için her türlü meşakkate katlanmaya değer sonuçta...
Kan analizini yapan kişi neyse ki canımı çok acıtmadan işini bitiriyor, 1 hafta sonra sonuçlar alınacak.Bu arada kuyrukta , benimle aynı kaderi paylaşan, ayın 27sinde evlenecek olan bir ögretmen arkadaşla sohbet ediyor ve tanışıyoruz. O da yoğun iş programından ve bürokrasiden şikayetçi...Biz kariyer kadınları,modern dünyada savaşçı Amazon’lar gibiyiz adeta.!
Oradan hemen minibüse atlayıp ,Beşiktaş Verem Savaş Derneği’ne gidiyorum.Orada , göğüs filmim çekilecek ve maalesef bir saatlik bir kuyruk var ( öglen de okuldaki toplantıya katılmak zorundayım, sonrasında da sınav görevim var:).. Yine de, bu kalabalığı süzdüğümde, burada bir hastalık şüphesiyle veya tedavisiyle değil de , evlilik başvurusu için burada bulunduğumu düşünüp şükrediyorum...
Daha sonra dışarı çıkıyorum..Güzel bir gün ve de güzel bir kahvaltı vakti..Beşiktaş Çarşısı , esnaf dükkanları yeni açılmaya başlamış. Başımı kaldırıp gökyüzünü seyrediyorum. Görme terapisi yapıyorum: yapılan son araştırmalara göre , mavi bir gökyüzünü seyretmenin stresi azalttığı ortaya çıkmış...
Daha sonrasında da koklama duyusu ve dostluk faktörü terapisi var : Akşam bir arkadaşımı arayıp onunla yürüyüşe çıkıyorum.. İlkbahar ayları doğal kokuların en yoğun olarak hissedildiği zamanlardır. Yeni açan çiçekler, yeni kesilmiş çimen, nemli toprak kokuları,parlayan güneş insanı canlandırır, yenilenme,canlanma ve hayata yeniden bağlanma duygularına yol açar . Bu dostluk ve huzur dolu yürüyüş, kalabalık alışveriş merkezine gitmekten daha iyi geliyor insana..
O hafta nişanlımı akşam yemeğine davet ediyorum... Birlikte günün yorgunluğunu , güzel bir restoranda güzel bir yemekte zamanımızı paylaşarak atıyoruz... (Bu da tatma duyusu terapisi... Ne de olsa bu hafta da çok yoğun geçecek...)
Nihayet düğün yerimiz de ayarlandı..Ramazan’ın Ağustos ayına denk gelmesi dolayısıyla herkes Haziran ve Temmuz aylarında evlenmek istiyormuş bu yaz.Bütün yaz mekanları bu yüzden kapış kapış rezerve..Biz de, hafta sonları yer olmadığı için -zar zor – Perşembe gününe Beyaz Köşk’te yer ayarladık.
Sırada, belediyeye nikah başvurusu, davetiye ve nikah şekeri seçimi var. Ben bu arada, hem işlerimi idare edip hem de organizatörlük işi yaparken, düğün organizatörü olmaya karar verdim..Neden olmasın? Düğün hazırlıkları hem çok zevkli bir iş, hem de ruhuma hitap ediyor!
Bu sene okulda da işler çok yoğun.Sene sonu genel kurul, okul kapanış toplantısı var. Toplantı biter bitmez Cağaloğlu’na koşup davetiye bakacağım. Orada da önümüze bir sürü katalog ve davetiye örneği getiriyorlar, seçim yapmak hem o kadar zor hem de o kadar zevkli... Nihayet, kelebekli bir modeli beğeniyoruz... Kelebeğin kanatları açıldığında davetiye okunuyor, şirin bir davetiye bulduk sonunda..
Ertesi hafta gelinliğimi seçecegim... İstikamet; Nişantaşı... İki saatlik bir turdan sonra şahane bir gelinlik buluyorum. Kabarık etekli, süslü ,şatafatlı bir prenses modeli.Çok mutluyum!’’ 2 saatte gelinlik mi alınır?’’, diyor annem... ’’Anne, akşam özel derse yetişmem lazım, zaten mükemmel oldu, önemli olan da bu değil mi?’’ diyorum..Ve de çok mutluyum!
Sırada, belediye evlilik başvurusu ve nikah memurunun alınması var..Sabahın erken ssatlerinde Beşiktaş Evlendirme dairesinin yolunu tutuyoruz nişanlımla ..O çok heyecanlı, ne de olsa tarihi bir an..Nikah memurları ile odada sohbet ediyoruz..Evlenecek çiftlerle ilgili anılarından bahsediyorlar biraz..Çitlerden bazıları o kadar heyecanlanıyormuş ki, nikah masasında ismleri sorulduğunda heyecandan isimlerini unutuyorlarmış. Gülme terapisi: bol esprili bir sohbetten sonra oradan da huzurlu ve mutlu bir şekilde ayrılıyoruz..Geriye bazı detaylar kaldı.. Davetiyelerin yazılması ve gönderilmesi, mekanın süslenmesi, kuaför ve saç modeli seçimi. Düğünümde kendi davetiyemi kendim yazmayı hayal etmiştim hep .Kısa zamanda Kaligrafi çalışıp altın yaldız kalemle davetiyelerimi de ben yazıyor ve gönderiyorum...
Güzel şeylerle uğraşmak insanı gerçekten hayata bağlıyor..Düğün mekanı süslemelerini de ben yapıyorum ve belki de emekli olduktan sonra da yapacağım işi düğünüm sayesinde bulmuş oldum!..
Aşk ve dokunma duygusu terapisi: Nişanlımla el ele, düğün organizatörlerinin yolunu tutuyoruz. Hidiv Kasrı’nın bahçesinde , düğün pastamızın ve yemeğimizin tadımını yapıyoruz. Her aşamayı teker teker konuşarak ve hayal ederek ,her şeyi daha yoğun ve hissederek yaşıyoruz....
Kuaför randevusu da ayarlandı. Tam bir sanatçı kadrosu olan kuaför salonuna, sade bir kız olarak giren bir gelin , salondan bir prenses, bir peri kızı olarak ayrılıyor..
Duyma terapisi: Müzik! Nihayet müzik seçimlerini de yaptık.Müzik dinlemek insan ruhunu en çok besleyen gıdalardan biri (diğeri de sevgi)... Selami Şahin’in eşiyle barışmak için bestelediği o özel şarkıyı: Ben Bir Tek Kadın Sevdim’i düğün dansımız için seciyoruz..
Ve nihayet düğün günümüz geldi: Her şey mükemmel,harika ,olağanüstüydü... Konfetiler, pembe masalar, pastamız,düğün yemeğimiz , kırmızı halılı köşkten merdivenlerden inişimiz,,her şey her şey mükemmeldi... İnsanların dostluğunu, pozitif enerjisini, bizimle aynı duyguları paylaştığını hissetmek harikaydı..
BİR KARİYER KADINI NASIL EVLENİR? YA DA, BİR KARİYER KADINI NASIL YAŞAR?
Hayatı ve insanları sevmesiyle, ümitleri, hayalleriyle, kararlılığıyla,içindeki kendi krallığıyla, inancıyla, azmiyle, ailesiyle, paylaşımlarıyla, iyi niyetiyle, coşkusuyla, zekasıyla, kültürüyle, hoşgörüsüyle, şefkatiyle, sevmesiyle, sevilmesiyle... Ben de bütün bunları yaşadım ve yaşamaktayım ve bütün bunları tüm okuyucularla tüm kalbimle ve coşkumla ve içtenliğimle paylaşmak istedim... Umarım başarılı olmuşumdur!
Sevgiyle kalın.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|

