GÜLHAN BROOKE -1
Selam Arzu ben...
37 yasında, nişanlı, kariyer sahibi, iyi eğitim görmüş, birkaç lisan bilen bir İstanbul zamanesiyim.
Kendi başıma yaşıyorum, ailemle bağlarım hergenç kadının ki kadar güçlü olsa da, malum özgürlük bizim jenerasyonun en önem verdiği olmazsa olmazlarından...
Özel bir okuldan mezunum, iyi derecede ingilizce,almanca ve italyanca konuşurum.Türkiyenin en iyi üniversitelerinden birini bitirdim ve tabii tahmin edileceği gibi oldukça iyi bir işim,saygıdeğer bir kariyerim var.
Yaş kemale erince hafif bir e artık zamanıdır, bir çocuk yapmak lazım (trend böyle ya şimdilerde) moduna girdim kaçınılmaz olarak. Aslında doğam gereği bir erkekten beklenti içine girmem, gireni de sevmem ama toplum baskısı ve bu yeni cıkan zorlaştırıcı kanunlar yüzünden sperm bankası olayını rafa kaldırmak zorunda kaldım. Bana kalsa hala aynı yolda giderdim ama toplum baskısı, ailemın durumu derken olay nişana kadar geldi,ne şiş yansın ne kebap değil mi a canım...
Yanlış anlamayın Berkecanı seviyorum,iyi bir erkek, fazla bir kötü alışkanlığı da yok, iyi baba olur, seviyelerimiz(gerek okul ve gerek maddiyat açısından) uyuyor, aile durumlarımız da benzer ama o malum; titreten heyecan yok pek; onun için de; zaten her evlilikte aşk,tutku ölür, sevgi yerleşir diyorlar; valla ben evli arkadaşlarımın yalancısıyım...
Hayat gayet güzel geçiyor. İş, spor, sosyal aktivitelerim, güncel sanat olaylarını ,trend yerleri olabildiğince takip etmeye çalışıyorum.Senede en az iki tatil yaparım (yurt içi vedışı olmak üzere) İş sonrası bar uğramalarım, yazın mutlak 5-10 konser seyretmek zaten rıtuelimde...
Modanın sıkı takipçisiyimdir; herkesin bir zaafı vardır ya; benimki de kıyafet, alışveriş canım; o kadar kusur artık kadı kızında da olur di mi ama?
Acayip doğacıyım, herşeyi organik, en doğalından kullanmaya dikkat ediyorum (zaten etmez de yakalanırsan vay haline, milletin ağzına laf mı vereceğiz, aman Allah korusun) Recyclıng çok önemli, plastiği tamamen bırakayım dıyorum ama o da çok kolay olmuyor. Yine de elimden geldiğince cam kullanıyorum şekerim.
Sağlık çok önemli;pilates,doğa yürüyüşleri,diyetisyenimle randevularımı hiç kaçırmam,sene de bir mutlak check-up şart. Hatta laf aramızda arada bir, bir estetikçiye bile uğramayı düşünmüyor değilim (40 larında yaptırırsan yüz estetiği daha doğal oluyormuş diyorlar; gögüsleri artık çocuk doğurduktan sonra toplatayım diyorum)
İş yerine yerim doldurulmaz desem yeridir.Tüm yeni çıkan teknolojiye hakimim; E tahmin edersiniz...(twıtter,facebook,ı-phone,ı-pad ,notebook vs.aklınıza ne gelirse) zaten günümüzde bilmeyene dağ adamı muamelesi yapılmıyor mu?
Sanat,kültür,magazin bilgim oldukça iyidir, çok yardımseverimdir ayrıca, dedikoduyu sevmem, herkesle düzeyli konuşurum, öyle fazla laubali olmam ne kadar çok şey bilirse insanlar hakkınızda ellerine geçen ilk fırsatta silah olarak; yükselme, ayak kaydırma, yaranma adı altında; size karşı kullanıveriyorlar; ne yazık ki...
Çağımız birçok açıdan iyiyken,güven,sadakat,arkadaşlık konularında sürekli tetikte gezmek lazım;malum İstanbul bu... kurtlar sofrası...
İyi bir anne olacağıma inanıyorum,yazılan her dergiyi,kitabı okuyup,notlarımı alıyor,ınternette bloglarda yazılanları inceliyor,sorular soruyorum. Sonuçta benim gibi başarılı bir iş kadınının elinden hiçbir proje kurtulmaz. Okumayı çok severim, takip ettiğim birkaç yazar haricinde,yeni çıkan yazarları da kaçırmam; gündemi sıkı takip etmeyen bu iş hayatında 1-0 yenik demektir.
Süper kadın olmaya çalışmıyorum;zaten süperim kendi çapımda. Arabam oldukça yeni bir model,dairem çok nezih bir semtte... Bir, iki tane iyi görüştüğüm arkadaşım da var (belli sınırlar dahilinde tabii) Zaten her arkadaş her şeye uymaz.Alışverişe çıktığım arkadaşımla derim sohbetlerde tıkanırız;ama filozof arkadaşımla da alışverişin pek tadı olmuyor...
İstabul benim vazgeçilmez aşkım. Trafiği ne kadar deli etse de,bazen nefes alamasam dahi vazgeçilmezim.Önlem olarak arkadaşlarla yeni trend metro kullanmaya çalışıyoruz (o trafiğe de ancak o zaten)arabamdan vazgeçemem ama arada fedakarlık ta yapmak lazım; ne de olsa bu bizim şehrimiz...
Berkecanla düğüne yer arıyoruz,butık otel olsun diyorum,şu Kanlıcadaki.Allahtan düğün koordınatörleri var da insanın başı ağrımıyor. Daha şimdiden çocuk için okul bakın diyor kızkardeşim (yok canım henüz hamile değilim, sırasıyla) beklersek bütün iyi okulların bekleme listeleri dolarmış,siz de havanızı alırsınız dedi... Bu işler eskiden de böyle mi yürüyordu hatırlamıyorum; anneme sormak lazım;ama herhalde kardeşimin bir bildiği vardır.Zaten bilinçli olmak çok önemli,doğar doğmaz üniversıte için hesap açtırmak lazım(Amerikadaki gibi)Malum biz çocuğum oyuncu manken adayı adı altındaki sigorta fırsatını kaçırdık.
(Sonuçta başarılı olmak imkansız değil,işin başındaki fedakarlıkların sınırı ve miktarı hırsınızla ve tabii midenizle ilgili bir durum.Kimi arkadaşlarım:” Azimle yatay vaziyete geçen koltuğu kaparmış .”deseler de hala bazı (cüzi) ististanalar vardır herhalde. Biz de kendimizce gereken başvuruları, yatay! geçişleri yaptık zamanında maksat başarı...
Dıyemediğimden ben size hikayenin aslını anlatayım...
Arzu ya, arzulara kızmıyor, yargılamıyorum, hoşsohbet olanları bile vardır muhakkak. Benim adım Arzu değil, eğitimimiz, kitap ve İstanbul aşkımız haricinde pek benzer yanımız da yok doğrusu.
Cok övünürüm ben İstanbulluluğumla;hiçbir yere de değişmem ama benım hikayem Amerikada sürüyor.Kırkıma merdiven dayadığım şu günlerde hayatın bana verdiklerine (eşim, çocuklarım, hayatım, işim için) hergün şükrediyor (Secret) teknolojiyi hayatımın aracı olarak kullanıp;sevdiklerimi hayatımın amacı olarak sabitlemeye çalışıyorum.
Zamane denir mi artık bizim yaşımızdakilere o tartışılır ama bizden önceki jenerasyonla bizim yetiştirdiklerimiz arasında dengeli bir köprü kurmaya çalışmaktan başka birşey düsünemıyorum ben artık. 18 yıldır aynı işi yapıyorum. İyi de olduğumu söylerler işimde; getirisini günüme, çocuklarımın geleceğine yönlendirmekten ibaret; mesai bitti mi başlıyor benim 24-7 işim (emeklilik , sigorta, tatil yok malum) gönüllü kölelik de diyor bazıları olsun...
Sağlığımıza elimden gelen özeni göstermekle beraber ancak zaman yettiğince spor yapabiliyoruz; yediğimize, içtiğimize çok önem veririm ,ondan taviz yok; kitap okumak hayatın en güzel serüveni, terapisi ve bazen de kaçışıdır benim için. Çocuklarıma da elimden geldiğince vermeye çalıştığım bir alışkanlık (sanırım şimdilik başarılı da oldum; en sevdikleri şeylerin başında kütüphaneye gitmek geliyor.)
Hayat doğduğun değil doyduğun yerde devam ediyor. Sevdiklerimizle, geçmişten ders alıp geleceğe güzel olanını taşımayı başarabilsek, yenilikleri yine zamanın süzgeçinden geçirip zamanı, zamanında, zamanlıca kullanmayı başarabilirsek: Başarı...
Hayatı seviyorum ,bana ailemi, çocuklarımı verdiği için. İşimi seviyorum sevdiklerime gerekli maddiyatı sağlamamı sağladığı için (malum kuru ekmek suyla da yaşatmayacağız ya) Başarı göreceli kavramdır. Akşam yatağa girdiğinde kendinden memnunsan,şükredebiliyorsan geçen güne, sağlık versin Allah ve çocuklarıma uzun ömür diyebiliyorsan, bir, iki de gönül dostun varsa, değmeyin gitsin... Bence en başarılı sensin zaten...
Arzu değilim ben, olmak da istemiyorum; yollarımız kesişmişti birgün İstanbul da muhtemelen ama büyük ihtimalle başka sokaklarından devam ettik o güzelim şehrin. Arzu olmak istemiyorum, zaman; sunduklarıyla; yetsin bana yeter....
Kalın sağlıcakla, zamanınız bol olsun....
| < Önceki | Sonraki > |
|---|

