Araçlar
Kayıt Giriş

zamanehatunlari.com

BURADASINIZ: Ana Sayfa » Hikayeleriniz » Akçukur Köyü İlkokulundan Harvard’a Uzanan Maceram
Pazar, 20 May 2012
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 33
ZayıfEn iyi 

Akçukur Köyü İlkokulundan Harvard’a Uzanan Maceram

e-Posta Yazdır

dr-necla-ilter-kucukcolakDr. Necla İLTER KÜÇÜKÇOLAK

Adapazarı’nın Akçukur köyünde 1969 yılında doğdum ve 7 yaşıma, ilkokula kadar da, orada yaşadım. Babam hukuk fakültesini bitirip avukatlık yapacağı için ben 7 yaşındayken Adapazarı’na taşındık. Lise sona kadar da yaz tatillerini, yani yaklaşık yılın 2-3 ayını, yine köyde geçirdim. Aslında köydeki okul maceram annemlerin okul öncesi avare avare ortalıkta dolaşmayalım diye, ablam birinci sınıfa giderken, beni de altı yaşında kayıtsız olarak köyün tek derslik ilkokula gönderilmesiyle sınırlıdır.

Köy ilkokuluna yönelik aklımda kalan bölük börçük anılarımdan en canlısı, kel olan öğretmenimizle arkasından dalga geçen bir çocuğun, diğeri tarafından derste öğretmene şikayet edilmesi sonrası çocuk önde, öğretmen elinde kocaman bir odunla arkada, sınıfın ortasındaki sobanın etrafındaki kovalamacasıdır. Ne yazıkki öğretmen çocuğu yakaladıktan sonra bayağı bir benzetmişti.

Çocuklarıma, arkadaşlarıma zaman zaman anlatarak güldürdüğüm köy anılarımdan biri benim ve kardeşlerimin isimleriyle ilgilidir:
Ablam ailemizin ilk çocuğu olarak 1968’da doğmuş. Ailenin beklentisi erkek çocuğu olunca kimse ablama bir isim koymakla ilgilenmemiş. Birtek babaannem “Teslime” isminde ısrarlı ama Allaha çok şükür beğenilmemiş (ismi Teslime olanlardan bu noktada özür diliyorum). Hal böyle olunca iş anneme düşmüş. Açmış radyoyu, ilk anostaki bayan ismini ablama seçeceğini duyurmuş ve “Nezahat Bayram’dan Türküler” kurtarmış ablamı adsızlıktan. İki numara bendeniz 15 ay sonra dünyaya gelince, annem kimseyi beklemeden arkadaşının kızının isminden esinlenerek bana da Necla ismini vermis. 1971’de kızkardeşim dünyaya geldiğinde annem gayet deneyimli, yine kimseye sormadan “Ayşe” ismini vermis ama bu sefer babamdan veto yemiş. Köyün kadınlarından yarısının ismi Fatma, diğer yarısının ismi Ayşe olunca bari biraz daha modern bir isim olsun babında Ayşe’yi “Ayşegül”e dönüştürmüşler.

Ve ailemize 1975’de katılan dört numara ile murada erilmiş, erkek kardeşim dünyaya gelmiş. İsim çoktan hazır, dört gözle doğacak erkek evlat bekleniyor zaten: 50li yaşlarının başında vefat eden dedemin ismi Abdullah verilecek, soy yürüyecek, aile ismimiz devam edecek... Ama babannem genç yaşta ölen en büyük oğlunun ismini de vermekte ısrar edince çözüm “Abdullah Hüseyin” olmuş. Dua edip, erkek kardeşimin ismini kulağına söylemesi için köyün camisinin hocası çağrıldı. Hoca efendi geldiğinde babaannem birden 180 derece dönerek bizim şaşkın bakışlarımız arasında “Hoca efendi siz daha iyi bilirsiniz, ismini siz koyun” demez mi... Hoca efendide de isim hazir: “Cabir”. Daha hoca gitmeden babaannem söylenmeye başladı, “Hoca efendi emin misiniz siz bu ismin iyi olduğuna? Ben söyleyemiyorum bile, gavur mu ne?” Tabiki kimse ne Cabir’i ne de Hüseyin’i kullandı. Gerçi babam telefonda “Apo ile görüşebilir miyiz?” diyenlere “Apo İmralı’da” diye yanıt verse de kısaca Apo oldu kardeşimin ismi. Erkek kardesimle halen dalga geçeriz: “Mahşer günü herkesi ismiyle çağıracaklarmış, Cabir derlerse o sensin; şaşırma git”. İşin komiği biz kızların kulağına ismimiz okunmadığına göre “kadının adı yok” durumlarından Mahşer günü nereye gideceğimizi bilmeden ortada kalacağız anlaşılan.

 

Eski kumaş parçalarının giydirildiği mısır koçanlarından bebeklerle çamurdan yapılmış tencere, tava, kap kacakların yegane oyuncaklarımız olduğunu, evimizde, her yerinden oyuncak fışkıtan bir odanın oyun odası olarak tahsis edildiği, evlerinde play-station, bilgisayar, langırt, Nintendo DS’ler, game-boy, iphone’larla büyüyen çocuklarımın anlaması mümkün değil tabi. Bir bebeğim ya da bisikletimin olmaması çok acayip bir durum onlar için. Köydeki gazlambalı, telefonsuz, elektriksiz günlere hiç girmiyorum.

dr-necla-ilter-kucukcolak2Göbek bağlarımızın akibeti ise ayri bir hikayedir: Annnemin ablamın göbek bağını bir yemek kitabı arasına koymasi bize ablamın pişirdiği harika yemekler olarak geri döndü. Benimki bir ansiklopedi arasına konmuş, o gün bu gündür hep okumaktasın der annem. Kızkardeşiminki ise bir sonraki çocuğu erkek olsun diye horoza yedirilmeye çalışılmış annem tarafından ama ne yazikki horoz kendi yiyeceğine tavukları çağırıp göbek bağını onlara yedirmiş. Kızkardeşimin tavuk gibi sürekli atıştırdığı söylenir. Erkek kardeşiminkinin akibetini doğrusu bilmiyorum ama “göbek bağını tavuk yese de sizinkiler erkek evladı bulmuş” demeyin, yanılırsınız! Erkek kardeşimden önce, doğumda ölen bir kız kardeşimiz daha olmuş.

Belki de annemin bir kadin olarak birinci elden erkek çocuk peşinde yaşadığı sıkıntılarla babamın üç kızı için çevresindekileren daha iyi bir gelecek sağlama kaygısı ile bize nasihatları: “erkek eline bakmayacaksınız, okuyacaksınız, ekonomik özgürlüğünüz olacak”. İlkokul mezunu bir anne ile köyünde o dönemdeki tek üniversite mezunu bir babanın kızları olarak okuduk, ekonomik özgürlüğümüzü kazandık, emeklerini boşa çıkarmadık doğrusu. Tabi ben “okuma” işini abartmış hatta biraz yanlış anlamış bile olabilirim. Tabi bir de göbek bağı faktörü var! Istanbul Universitesi’nde finans doktorası (1998) yaptıktan sonra Avrupa Birliği (Jean Monnet) bursu ile Ingiltere Reading Universitesi’nde bilim masteri (2005) ve ABD Harvard Universitesi’nde kamu yönetimi masteri (2010) programlarını tamamladım.

1969’da Akçukur köyünde başlayan hayat yolculuğum 1986’dan itibaren Istanbul’da devam etmekte. Sekiz yaşinda bir kızım ve 12 yaşında bir oğlum var (oğlumun göbek bağı Harvard, kızımınki Colombia Universitesi’nin bahçesine gömülmüştür; bir bilim kadınına çok yaraşır bir davranış ama, değil mi (!)) Halen müdür yardımcısı olarak bir kurumda çalışmaktayım. Anne ve babamın bana sağladığı imkan ve vizyonu çocuklarım için daha ileriye götürmek, dünyayı bir parça olsada onların gözünde küçülterek hayallerinin peşine gitmelerini sağlamak hedefiyle Akçukur İlkokulu’ndan çıktığım yol beni Harvard’a kadar götürdü.

Harvard’da özellikle ‘liderlik’ alanında aldığım dersler ve seminerler bu alanda Türkiye’de katedilecek çok yol olduğunu düşündürdü. Lider olmaktan çok ‘lidere/otoriteye/büyüğe/üste biat’ etmeyi öğreten kültürümüzün daha çok lider yetiştirecek şekilde  evrilmesi aslında bizim elimizde, en azindan Harvard liderliğin öğretilebileceğine inaniyor. Bu alanda sadece kendi çocuklarıma bir vizyon açmak yerine, iş dünyasındaki deneyimimi Harvard’da edindiğim bilgilerle harmanlayarak, bunları daha geniş bir kitleyle paylaşmak amacıyla Temmuz 2010’da Istanbul’a döner dönmez çesitli üniversitelerle görüşmeler yaptım. Şimdiki hedefim, işime paralel olarak liderlik üzerine dersler/seminerler verme projemi hayata geçirmek. En iyi öğrenme yöntemi, öğretmektedir felsefesinden yola çıkarak şimdilik “eğitilme” sürecime ara verip, eğitmek yolunda yolum açık olsun diyor, kızlarımıza istenirse herşeyin yapılabileceğini gösteren bir rol-model, bir örnek olmayi diliyorum!

Paylaşmak ister misin?:

Deli.cio.us    Digg    reddit    Facebook    StumbleUpon    Newsvine

Yorumlar

0 Nahide Dalgan Cebeli 07-09-2010 13:05 #8
Böylesi zor ve zahmetli bir yolculuğu bu kadar rahat anlatman bile ne kadar çalışkan, sebatlı ve zorunların üstesinden gelen biri olduğunu kanıtlıyor. Örnek bir yazı olmuş, çocuklara okutmak lazım. Bu zamana kadar elde ettiğin başarıların için seni bir kez daha kutlamak isterim. Ayrıca, eğitmenlik günlerinde de sana başarılar dilerim. Yolun açık olsun.
Alıntı
0 Neslihan 06-09-2010 14:25 #7
Necloş,
Akıllı, gayretli, belki de böyle bi hikayeden gelen ciddi miktarda ciddiyet sahibi, ceylan gözlü kadın. Her zaman istediğini yap, kim ne derse desin. Be that way yaniiiiii. Its good knowing u hakkaten.
Alıntı
0 banu polat 03-09-2010 10:45 #6
Yaptıklarını biliyor ve memnuniyetle izliyordum ama bu nükteli yazım dilin de ayrıca güzel.
Çok aranan bir eğitmen olacağına eminim yolun açık olsun.
Alıntı
0 Özgür Köylüoğlu 03-09-2010 09:34 #5
Necla'cığım,
Gerçekten örnek bir hayat hikayesi. Okuma, öğrenme, öğretme işi en keyifli işlerden biridir.
Hep doğru yoldan gitmişsin ve gitmeye de devam ediyorsun. Başarılar diliyorum.
Alıntı
0 Berrin Askin Bozkurt 03-09-2010 04:45 #4
Yalnizca cocuklarinizin degil, bizlerinde ufkumuzu aciyorsunuz. Demek ki olabiliyormus dedirtiyorsunuz . Tebessumu bol ve anlamli bir yazi. Paylastiginiz icin tesekkurler. Boston'dan selamlar.
Alıntı
0 bengu aksu 03-09-2010 02:54 #3
Cok guzel bir yazi sevkle okudum neclacim egitmen olarak devam edecegin bu yolda sansin acik olsun...
Alıntı
0 Aysun Belge 02-09-2010 21:22 #2
Cok guzel, zevkle okudum..
Alıntı
0 handanenginkalp 02-09-2010 20:32 #1
Gözlerim dolarak okudum, çok güzel ve örnek bir yazı...sevgiler
Alıntı

Yorum ekle


Güvenlik kodu Yenile