HİLAL BALABAN
Herkesin bir hikayesi var. Tenekeden ve kartondan yapılmış bir göz odaya gelin giden genç kızların bile. Belki de en çok onların hikayesi dinlenmeli. Ben hikayemi önce yazdım, baktım ki çok uzun oldu, iş hayatıyla ilgili kısmını kırptım kısalttım. Geriye bu kadar bıraktım :)
Ben, her şeyden önce BENİM. 3 çok güzel çocuğun annesi, yakışıklı bir adamın sevgilisiyim. Mesleğim Endüstri Mühendisliği. Derinleştiğim konu: kalite. Ben kaliteciyim yani. Hani şu sürekli her şeyi iyileştirmeye çalışanlardan. :)
Bu hem iyi, hem kötü bir şey aslında. Çünkü bilinç altım da bilinç üstüm de önüne geleni iyileştirmeye çalışır. İnsan kendi yaptığını elli kere baksa ellisinde de değiştirir mi? Değiştirir. Burcun aslan, yükselenin başak olursa, işin de sürekli iyileştirmekse değiştirirsin işte. Ufuk Tarhan’ın “güzeltme” kelimesi muhteşem gelir bana.
Ben her zaman çok çalıştım. Dedim ya, çok uzun olduğu için kestim kırptım o bölümü diye. Hep uzak yerlerdeydi işim. Çok zor insanlarla çalıştım, kadın olmanın dezavantajlarıyla karşılaştım. Rıdo evde hemen hemen hiç yardım etmedi bana. Ailem taaa Hatay’da yaşıyor. Ekonomik çok sıkıntılar, yokluklar çektik. Her cephede tek tabancaydım. Yani anlayacağınız yakınacak bir ton şeyim vardı. Ama ben hiçbir zaman içimdeki beni ve espri gücünü öldürmedim. Kendine acıyarak kendini sevemezsin. Gerçek dertlerle dert olmayan şeyleri ayıklamayı öğrendim içimde. Enerjimi bir vampir gibi emenlerden uzağım. Üç çocuğumu da, aşkımdaki ateşi de, içimdeki “ben”i de, teptiğim yolları da sevdim ben.
O yollar büyüttü beni. Anneliğimi, kadınlığımı, kimliğimi geliştirdi. Her gün üç saat nasıl zaman ayırır insan kendine. Yol budur işte. Giderken de gelirken de türlü türlü şey okuyabilirsin, düşünebilirsin, fikirler üretip not alabilirsin, harika bir akşam planlayabilirsin, hayaller hayaller hayaller kurabilirsin. Aklından Mehtap Erel’e yorum yazabilirsin. Ufuk Tarhan’ın icatladığı bir kelime üzerine bin düşünce üretebilirsin. İstediğin kadar dua edebilirsin. Tuhaf bakışlara, “bak bak bi de başı açık” diyenlere aldırmadan tespih çekip tefsirli Kur’an meali okuyabilirsin. Aklında her şeyi güzeltebilirsin. Yeter ki aklın güzeltmeye alışsın.
Evvelki yıl, 2009 krizi ufukta görününce, B planı olarak kendi işimi kurmaya karar verdim. Otomotiv sektörü kırmızı çizgilere gidiyordu yine. Patronlarım olumlu karşıladılar. İşten ayrılmamak şartı ile. Onlara gönül borcum çok. Tamam dedim. Deneyeceğim. İki yıl önce İzmit’te kreş açtık hiç olmayan paramızla. Can arkadaşım Hanna finanse etti beni ilk açılışta. Gebze yine devam ama çok daha esnek çalışma saatleri ile.
Şimdi mi? Bugün hem mesleğimi zevkle yapmayı sürdürüyorum hem de çok ama çok sevdiğim “DEĞERLİ” kreşimle istediğim gibi ilgilenebiliyorum.
Çocuklarım mı? Kızlarım okullarından defalarca “örnek öğrenci” belgesi getirdiler. Saygı kelimesinin gerçekte ne anlama geldiğini biliyorlar. Kendi başlarının çaresine bakmayı ve sorumluluk üstlenmeyi biliyorlar. Onları sürekli kontrol etmem, taşımam gerekmiyor. Sadece yol arkadaşı olmam yetiyor. Nasıl mı yaptım? Ben televizyonun ve bilgisayarın ailemizi parçalamasına izin vermedim. Toplantı yapmaya alıştırdım onları. Ağlayarak bir şey istediklerinde yeter ki sussunlar diye ucuz yollara kaçmadım. Onların yerine öğretmenleri ile ben konuşmadım, arkadaşlarıyla problemlerini çözmeye çalışmadım. “Ben sizin annenizim. Avukatınız, hizmetçiniz ya da bekçiniz değilim” lafını okula ilk başladıkları gün söyledim ve ısrarla anneleri olarak kaldım. Çok esprili, çok komikler, birlikte çok eğlenebiliyoruz. Birlikte olmak istiyoruz ve bundan çok zevk alıyoruz. E tabii bazen kavga da ediyoruz. Kartal ise bu havanın içinde görerek büyüyor.
Sevgilim mi? Rıdo hala benim büyük aşkım. Ben de onun. 18 yıllık ilişkimiz boyunca, ne kadar kızarsak kızalım birbirimize hakaret etmedik. Saygı sınırlarını her koşulda koruduk. Birbirimizi malsınmadık. Bu kelime üzerine düşünülürse bir çok evlilikteki asıl sıkıntı çözülebilir bence. Hem matrak hem seksi ilişkimize hep inandık. Evlilikle, kişisel özgürlüklerimiz arasında çok dengeli bir sınır koyup onu koruyabildik. Tabii ki hala feminist mücadelem sürüyor ama aşk varsa o mücadele de eğlenceli olabiliyor.
Kendim için mi? Bir dostumun, başımdaki sıkıntılara isyan edip “Hilal, insanı delirten bir iyimserliğin var” dediği iyimserliğimi besliyorum. Sayısız kişisel gelişim kitabı okudum, okumaya devam ediyorum. Ruhumu da güzeltmeyi sürdürüyorum. Yemek yapmayı çok seviyorum, mutfağıma yatırım yapmaktan zevk alıyorum. Ehliyet aldım. Bu beni çok daha özgür yaptı. İngilizce kursuna gittim. Tülay bana reiki yaptı. Geçenlerde bir yoga seansına katıldım ve devam etmeye karar verdim. Hanna bana “sen indigo çocuksun ama farkında değilsin” diyor. Moshe ile tanıştırmak istiyor. İndigo muyum değil miyim bilmiyorum ama geriye dönüp baktığımda “evet yaşadım” demiş olmayı ve yaşamına değdiğim insanlarda huzurlu bir anı olarak kalmayı çok önemsiyorum.
Bundan sonra mı? Bu iğne deliğinden geçmeyi başararak 40 yaşında ekonomik tüm sorunlarımdan arınmış olacağım. Bir yılım kaldı. DEĞERLİ güzelerek yoluna devam edecek. Yani uzgörülü nesiller için çocukların dünyasına değer katmayı sürdürecek. Tek başıma elimde bir harita ile tatile çıkacağım. Sonra ailecek bir keşif turu yaşamak istiyorum. Deneyim hediye edilen bir site var. Oradaki her hediyeden kendime almak istiyorum. Sevgilimle birlikte buruşup, ellerimizin üstündeki damarların sayıldığı yaşlara kadar çocuklarım, torunlarım, ailelerimiz ve dostlarımızla sayısız ziyafet sofraları paylaşmak istiyorum. Çocukları güzel düşünüp güzel söyleyen bir anne olmayı başarmış olmak istiyorum.
Hilal BALABAN ben
39 yaşından gün almaya başlamış
12 yaşını devirmiş Ilgın’ın, 12 yaşından gün almaya başlamış Hande’nin, 4,5 yaşındaki Kartal Kaan’ın annesi
Ve dahi kreşteki çocuklarının Hilal annesi, müdür annesi, baksanası, hişti
Rıdo’nun sevgilisi, hayat ortağı
DEĞERLİ Kreş’in Kurucu Müdürü
TEZEL OTOMOTİV’in Kalite Müdürü
Sosyo-inter hayatın aktivisti
Bir dolu insanın yürek dostu
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.