Araçlar
Kayıt Giriş

zamanehatunlari.com

BURADASINIZ: Ana Sayfa » Hikayeleriniz » Umutsuz İş Kadını İsmet Regl Olursa
Pazar, 20 May 2012
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfEn iyi 

Umutsuz İş Kadını İsmet Regl Olursa

e-Posta Yazdır

Rumuz : Umutsuz İş Kadını

Bugün tatlı mı tatlı, bir o kadar da cinli mi cinli bir gün geçirdim. Nasıl mı?
Her şeyden önce berbat bir karın ağrısıyla uyandığımı söylemeliyim. Tataaaamm! Regl olmuştum! "Yeni regl, yeni regl, yeni regl, yeni regl... Biiizlere kutlu olsun !" şarkısı eşliğinde yataktan doğrulup hazırlanmaya başladım.

Başladım başlamasına ama, tabii işe gitmesi gereken ve henüz o sabah regl olmuş her hatunun bildiği üzere, aldığım ılık duş yetmedi beni kendime getirmeye. Zaten kibrit çaksan parlayıverecek durumda uyanmış, sebepsiz yere burnumdan soluyordum. Bir de üstüne üstlük aç karnına ağrı kesici içmek zorunda kaldım. Sonra, 9-6 cı, ya da 8-5çi her neyse, regl olmuş ama işe gitmesi gereken her hatunun nefret ettiği kısma geçerek, su toplamış ve dolayısıyla beni en az iki kilo fazla gösteren göbeğimi hem kapatabilecek hem de bana kendimi iyi, daha da önemlisi güzel hissettirmeyi başarabilecek bir kıyafet aramaya giriştim, ki bu da normalden 15 dakika daha uzun sürdü.

Oysa işe gitmeyip evde kalarak popomda eşofman, ayaklarımın altında sıcak su torbası, üstümde kırış kırış bir tişörtle uzanıp yan gelip yatmak, bir yandan sıcak çikolatamı yudumlarken bir yandan da kitap okumak için sol ayak serçe parmağımı bile feda etmeye razıydım. Neyse, olmasını istediklerimi düşünmeyi bir an önce kenara bırakıp hemen toparlanmam, kendime gelmem gerekiyordu. Zira modern dünyanın çalışan “köle hatunlar”ı kervanına katılabilmeye hak kazanmam için ayrıca makyaj yapmam, kıyafetime uygun ayakkabıları ve onlarla uyumlu olacak çantamı bulmam ve ayrıca bir önceki gün kullandığım çantamdakileri, o gün kullanacağım çantama bocalamam da epey zamanımı alacaktı çünkü. Tüm bu yapılanlar yetmezmiş gibi, böyle “muayyen” günlerde daha da elektriklenen ve kendimi Taş Devri çizgi film karakterlerinden Kaptan Mağara Adamı gibi hissetmemi sağlayan sevgili saçlarımı da, normal insan saçına benzetmem hatırı sayılır bir zaman dilimini daha harcamama sebep oldu. Bunların hepsini yaparken bir yandan da altı bezlenmiş bebekler gibi hissetmemi sağlayacak "kadın bağlarından" bir demet tıkıştırmayı da unutmadım tabii çantamın içine.

Neyse, evden zor da olsa çıkabilmeyi başarabilen ben, İstanbul'un o HARİKA sabah trafiğinde, son derece CENTİLMEN, bir o kadar NAZİK, araba kullanmayı hiçbir zaman erkekliğini ispat etmek olarak görüp bunu hırs haline GETİRMEMİŞ, bir bayan şoför gördüğünde her zaman KİBAR davranan, BEYEFENDİ erkek şoförlerden birkaçına el kol hareketi yapıp, kalan birkaçıyla da ağız dolusu küfürleşerek, şirketin otoparkına tek parça halinde varabilmeyi başardım. Bu dingin sürüş sırasında da "regl cinleri"nin yanına ayrıca eklenmiş olan, "trafik cinleri”ni başımdan savuşturmaya çalışarak ofisin bulunduğu kata çıktım. Ama nerdeeee? Bana zaten rahat nefes almak bile haram ! Daha e-maillerimi bile açamamış, sabah kahvemi almak için aşağı bile inememiştim ki, benim menopoz patrondan bir çağrı geldi sabahın 8'i 25 geçesinde! Eyvah! İşe geç kalmıştım! "Günaydın efendim" diye açtığım telefonda lafı ağzıma tıkarak "İsmet", dedi. (Evet ismim erkek ismi ama ben bir hatunum) "Nerelerdesin sen? Kaçtır arıyorum, ulaşamadım.” Ben tam “Efendim kusura bakmayın...” gibilerden bir girizgahla açıklama yapmaya başlıyordum ki, her zamanki gibi lafı ağzıma tıkarak, “Sus ve beni dinle” dedi. “Birazdan ofisteyim. Direktörlerimi ara ve hepsine onları 10 dak.sonra toplantı odasında onları bekliyor olacağımı söyle. Sen de not alacaksın toplantıda. Orada ol" dedi ve kapattı telefonu. Allah'ım ne bitmez çilem varmış. Kahvaltı etmekten de geçtim, sabah kahvemi bile içemeden, bana “Günaydın” bile demeyen bir menopoz patronun yanında çalışıyor ve bir işgününe daha regl olmuş olarak başlıyorum. Tabii kendisi çocuk doğurmadan menopoz olmuş bir patrona regl olduğunuz için geç kaldığınızdan bahsedecek olursanız, başınıza gelebilecekleri sizin hayalgücünüze bırakıyorum...

 

Neyse, patron beş dakika sonra şirkete vardığında, direkt toplantı odasına geçtik. Ben de henüz kahvaltı bile edememiş, üstüne üstlük regl olduğu için hem normal günlere oranla daha iştahlı, hem de canı daha fazla tatlı çeken biri olarak gözlerim masadaki küçük kurabiyeciklerde, not tutmak zorunda kaldım.

Bu işkence biter bitmez, sanki eşyalarımı topluyormuş gibi yapıp sallanarak, herkesin toplantı salonundan çıkmasını fırsat bilip masanın üstündeki kurabiyelerden hatırı sayılır bir kısmını zekle mideye indirdim.

Sabahtan öğleye kadarki zamanım daha önceden kesonumun bir çekmecesine atmış olduğum abur cuburları atıştırmak ve öğle yemeğinde de mideme indirdiklerimi ancak sodayla sindirebilecek kıvama getirene kadar tıka basa yemekle geçti. Onunla da kalmadım, akşamüstü ofisin alt katındaki cafeden cheesecake sipariş edip onu da afiyetle yedim. Ara ara azan karın ağrımdan ve içtiğim ağrı kesicilerden, başımın üstünde akbabalar gibi dolanmaya devam eden regl cinleri sayesinde de ofis içinde yaptığım gereksiz birkaç çıkıştan ayrıca detaylıca bahsetmeye gerek yoktur sanırım.

Günün finalinde ise, nasıl olsa yarın tatlı yeme isteğim ve gereksiz saçmalamalarım biraz olsun azalır diye ümit ederek, televizyon karşısında, kucağimda bir kase dolusu bol tuzlu patlamış mısır ve elimde “diyet” kolamla, son kiraladığım filmi seyrederek uyuyakaldım...
İşte size regl İsmet’in bir çalışma günü : Yedim, bağırdım, çağırdım...

Paylaşmak ister misin?:

Deli.cio.us    Digg    reddit    Facebook    StumbleUpon    Newsvine

Yorum ekle


Güvenlik kodu Yenile