Araçlar
Kayıt Giriş

zamanehatunlari.com

BURADASINIZ: Ana Sayfa » Hikayeleriniz » Hanım olmak zor be hemşire...
Pazar, 20 May 2012
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 5
ZayıfEn iyi 

Hanım olmak zor be hemşire...

e-Posta Yazdır

ASLIHAN HAROĞLU

ASLIHAN HAROĞLU

Seneler seneler önce, develer tellal, pireler berber iken, ben nenemin beşiğinde tıngır mıngır sallanır iken, annesi babası çalışan, anneannesinin 2+1 kutu evinde pamuklar içinde büyüyen, ailesinden ayrı bir yerde teyzesi dahi olsa kalmamış ve sokak hayatı annesi işten gelince başlayıp akşam ezanı okununca biten bu hanım evladı kızımız Aslıhan, henüz üniversiteyi bitireli 1 sene olmuş mastırı ise bitmemişken, mühendis olarak Doğunun güzide bir şehrinin 30 km ana yola 100 km de şehre uzak, kışın yolları kardan ve çığdan kapanan bir ilçesine atanır ve masalımız tamda burada başlar.

Bu büyük fırsatı değerlendirmek için doğruca Erzurum'a gider. Ama daha gittiğinin akşamı Ankara'daki aile meclisi ayrılığa dayanamaz ve istifa edip dönmesini ister. Oda çok üzgündür ailesinden ayrı kaldığı için. Ertesi gün gözlerinden kaçmayı kafasına koyduğunu anlayan müdürü onu Erzincan'ın ilçesi Çayırlı'ya gönderir belki fikri değişir diye. 110 km lik yolculuğun ardından görev yerini ve evini gören kızımız hemen yumuşar ve kalmaya karar verir.


Yeni işinde 23 yaşında şeftir. Yaklaşık 30 personel onun emrindedir ve çoğu babası yaşındadır. Bizimki kendine çay getirildiğinde neredeyse tepsiyi ellerinden alıp "Amca zahmet oldu buyur otur ben getiririm" diyecektir. Yanı başındaki zile 8 ay belki hiç dokunup su yada çay istememiştir. Biri getirirse hadi içeyim bari derken işin aslı sabahtan beri o çayı bekliyordur.

 

Günler ayları kovalar ve tabi herkes iç yüzünü ortaya sermeye başlar. O personelden bir tanesi kızımızın da şefi olan asıl şefle kanka olmuştur. Ufak ufak kızımızın kuyusunu kazıyordur. Çünkü iş konusunda savsakdır ve uyarılmaya tahammülü yoktur. Hatta bir gün kızımıza "Şükret ki bayansın yoksa öyle sırıtamazsın" der. Ama kızımızda artık piştiği için "Bence sen şükret ki bayanım yoksa sende böyle sırıtamazdın" diye lafı yapıştırır.

Bu sırada şefin karısı da kızımıza kafayı takmıştır. Kocasından kıskanmaktadır. Personelin eşlerini arayarak "Bu kıza dikkat edin kocalarınızı elinizden alır" der. Personelin eşleri de kızımızı arayarak "Aman bu kadına dikkat et senin hakkında neler diyor" derler. En sonunda şefin karısı zevk için telefon edip kızımıza küfürler etmeye başlar. Daha önce bahsettiğimiz savsak personelde bu arada boş durmayıp, lojmanın kendi adına kayıtlı elektirk aboneliğini iptal ederek elektiriği keser. Tabi kızımızın dostları da vardır. Aynı akşam Erzurumdan en büyük müdürlerin haberi olur ve ilçe elektirk kurumunu arayarak dakkasında açtırırlar kızımızın elektiriğini.

Ama şefin karısının tacizleri bitmez. Kızımızda en sonunda ailesine durumu anlatır ve aile Ankara'dan gelir dertleri nedir sorar. Teoride derdini tam anlatamayan şefin karısı işi pratiğe döker ve kızımızın isyan etmesi ile devlet dairesini basıp kızımıza saldırır. Üç dört erkeğin zor zaptettiği kadıncağız süratle olay yerinden uzaklaştırılır. Kızımızın yanında son olaylardan sonra kalan annesi doğruca mahkemeye götürür ve dava açtırır. Ardından alınan raporla kızımız doğru Ankara'ya gider.

Mahkeme sessiz sedasız devam eder ve iki yalancı şahitle saldıran kadın aslında hakarete uğramıştır ve merhametli yüreği kızımızın hakaretlerini affetmiştir. Tabi Allah kimsenin ahını yerde bırakmayacağı için kızımızınkini de bırakmaz ve tayinini babasının memleketine çıkartır. Şef ve karısı ise o sürgün yerinde en az 3 sene daha kalacaklardır. Üstelik son olaylardan sonra personel cephe almış ve artık yüz vermemektedir.

Kızımızın enteresan iş hayatı bununla bitti mi, hayır. Hala babasının memleketinde 90 civarı personelle (tamamı erkek) beraber çalışmakta ve şefliğine devam etmektedir. Tabi bir farkla. Artık zile cayır cayır basıp geç kalan çay için personel azarlamaktadır. Galiba ayarı hepten bozulmuştur. Tabi işinin garipliklerini ve kadın olmanın zorluklarını sonuna kadar yaşamaktadır. Onlarla aynı tuvaleti kullanmakta işi gereği köy kahvelerinde gezip çiftçilerle istişare etmektedir. Hamileliğinde sık sık çiftçilerin üstüne öğürmüş, kusmak üzere iken adamları kovalayıp tuvalete zor yetişmiş ama personeli tarafından hep el üstünde tutulmuştur.6 yıllık çalışma hayatı dolu dolu geçmiş ve kim bilir daha ne tuhaflıklara gebedir. Tüm bu olaylar kızımıza şunu öğretmiştir; komedi=dramın + zamandır ve her şerde bir hayır her hayırda bir şer vardır. Evet, gökten üç elma düşmüş; biri dinleyene, ikinci anlatana üçüncü dolgun olanda her şeye rağmen kadın olduğu için gurur duyanlara...

Paylaşmak ister misin?:

Deli.cio.us    Digg    reddit    Facebook    StumbleUpon    Newsvine

Yorum ekle


Güvenlik kodu Yenile