Araçlar
Kayıt Giriş

zamanehatunlari.com

BURADASINIZ: Ana Sayfa » Hikayeleriniz » Ben Neden Zamane Hatunuyum?
Pazar, 20 May 2012
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 148
ZayıfEn iyi 

Ben Neden Zamane Hatunuyum?

e-Posta Yazdır

athenaRumuz: ATHENA

Ben neden zamane hatunuyum? Neden mi? Belki de kendime hakim olamadığımdandır. “Zamane” kelimesinin sadece “günümüz” anlamına gelmediğine inandığımdan olabilir. Benim için “zamane” biraz da zamana şekil veren demek olduğu içindir hatta.

Hayatımdaki her an hem o anı hem de her anı yaşama hevesimden de olabilir. Rüyalarımı, ertesi gün eşe dosta anlatılacak “hayrolsun hikayeleri” olarak görmeyip ilginç birer anekdot olarak bir yerlere not almama da bağlı olabilir zamaneliğim. Yerken, içerken, sevişirken, uyurken hatta kavga ederken, sistemin bana unutturmaya çalıştığı kadınlığımı koruma çabamdan da geliyor olabilir.

Benim zamane hatunluğum; liseden moda tasarımı okumaya başlayıp üniversitede de aynı bölümden birincilikle mezun olup şimdi başka bir iş yapıyor olmamdan da belli denilebilir. Sektörlerin, piyasaların, yöneticilerin değişen dinamiklerinin benim vücut kitle indeksime uygun olmamasından da kaynaklanıyordur herhalde.

Üniversitede bir türlü adamakıllı arkadaş edinemeyip hala oradaki hocalarımla görüşebiliyor olmam da aslında zamaneliğimin bir göstergesi olabilir. Belki de “moda tasarımcısı” olacağım deyip başladığım okulumun staj dosyasını personel kıyafetleri yapan bir firmada hazırlamam beni zamane hatunu yapmıştır. Bu konudan pek emin değilim. Ama orada birebir gördüğüm zorluklara bağlı olabilir. İnsanı “Tasarımcıyım ben be, ne sandınız?” havalarından uzaklaştıran iplik temizleme ve paketleme gibi süreçlere sesimi dahi çıkarmadan katlandığım içindir mutlaka. İşinin her aşamasını öğrenmelisin ki yarın hatanın nereden kaynaklandığını bilebilesin sözüne inandığımdandır, kim bilir?


İşyerinde tacizin ne olduğunu birebir yaşayıp da kendimi yapayalnız bulup işten ayrılmak zorunda kaldığım için aslında biraz da... Prim vermediğim için... Parasız kalmayı göze aldığım için... Ben detayları vermeyecek kadar delikanlı olduğum için zamane hatunuyum belki de...

Tekstil sektöründeki son iş yerimde o zamanlar hayalimi süsleyen bir araba ile kaza yapıp patronun bana ticari bir araba tahsis etmesi ile küçük binek otomobillerden nefret etmem de zamane hatunu olmamda önemli bir etken sayılabilir. Ama bu sizi ilgilendirmiyor da olabilir.

... Ve aynı işyerinde çalışırken birgün laptopun üzerine düşüp ekranını parçalamamın ardından beynimde tümör olduğunu öğrenip henüz 26 yaşında yaşam sevincimi kaybetmemin de sizce zamane hatunu olmamda bir etkisi olmayabilir. Doğrudur da. Zamane hatunluğum; ilaç tedavisine bir son verip ameliyat olmayı isteyecek cesareti göstermemdedir çünkü. Hayatımı tam anlamıyla değiştiren bir beyin ameliyatına girerken dahi sosyal sorumluluk projesi düşünmemdendir. Ve ağlamamdan... Ameliyata girerken korkudan şarıl şarıl ağlamamdandır. Sonrasında da artık sıradan biri olmadığımı hissettiğim için biraz da.

Hikaye yazmaya başladığım için de zamane hatunu olmaya başlamış olabilirim. Hatta kalemimin –beynimin aslında- başka bir iş için çalışmaya başladığını farkettiğim için... Reklam tasarlamak istediğim için... Yazmak, çizmek, ifade etmek, inandırmak istediğimden... Artık bana ait olmayan dışı güzel içi boş vücutları giydirmek istemediğimden... Salt bunun için “koskoca ben”, bir asistanlığı kabul edebilme kabiliyetini gösterdiğimden bile olabilir. Hayatımın en güzel zamanlarını geçirdiğim prodüksiyon şirketinin bana kazandırdığı, farkında olmadan öğrettiği tecrübeler nedeniyle de olmuşumdur ben zamane hatunu.

Sonra bir ajansa geçip Güzel Sanatlar’ı bitirmiş olmanın verdiği avantajla art direktörlükten metin yazarlığına, müşteri temsilciliğinden yardımcı kreatifliğe kadar her işi yapmaya çalışmamdan da olabilir diye düşünüyorum ben. Ve sistemin aslında beni kesmediğini anladığım için... İsyan edip tüm bunları kendim de yapabilirim deyip her şeyi bir anda bırakacak cesaretimden dolayı zamane hatunuyum ben. Tam 1,5 yıldır kendi kendime koşturduğum için. Yaptıklarıma, yapamadıklarıma kendim katlandığım için. Çok büyük firmalarla görüşüp işi alamasam da “Harika bir tecrübe oldu!” diyebildiğim içindir. Reklam ajansımızı üç arkadaş yola çıkarak kurduğumuz halde bugün tek başıma işim, aşım, onurum için savaştığımdan zamane hatunuyum ben!

Çantamda hala kalem kutusu, rengarek kalemler, silgi, kalemtıraş ve küçük bir defter bulundurup Kapalıçarşı’da yürürken, Moda’da çay içerken, vapurun alt kıç kısmından İstanbul’u seyrederken aklıma gelen bir kelime dahi olsa not almamdan da kaynaklanıyor olabilir. Bir de AVM’leri sevmediğimden bence... Özgürlüğümü kısıtlayan hiçbir yerde fazla vakit geçiremediğimden...
Cesaretim sayesinde her fikri özgürce paylaştığımdan, kendime saklamadığımdan... Her zaman kriterlerin bir hayal olduğuna inandığım, kişi beyanını esas aldığım, ayinesi iştir kişinin deiğim içindir. 28 yaşında Türk İşaret Dili öğrenmeye başladığım için bile olabilir.

Üzüldüğümde dibine kadar üzüldüğüm, sevindiğimde göklere kadar sevindiğim için... Kahkalarla gülebildiğim ve titriye titriye ağladığım için... Başkaları için neler yapabilirim diye sürekli düşündüğüm, kime faydam olacaksa orada olduğum içindir muhtemelen.

Başıma gelenlerden, gelmeyenlerden, duyduklarımdan, gördüklerimden, gözlemlediklerimden, futbolseverliğimden, kendimi sosyal ağlara hapsetmediğimden, harika yemekler yaptığımdan, sevdiklerime gerçekten sarıldığımdan ve havayı değil yanaklarını öptüğümden, tarihi özellikle mitolojiyi bir Selanikli olarak çok sevdiğimden bile olabilir.

Belki de doğuştan zamane hatunuyumdur da bunları ondan yapabiliyorumdur. Ne farkeder ki?
Anlayacağınız say say bitmez sebeplerim var benim. Çünkü ben, gerçek hayattan beslenen bir hayalperestim.
Ya siz?

 

Paylaşmak ister misin?:

Deli.cio.us    Digg    reddit    Facebook    StumbleUpon    Newsvine

Yorumlar

0 Dyg7 03-09-2010 18:00 #9
Özkardeşim olmasan ne fark eder ki, sen benim şu hayatta neredeyse 25 yıldır elimi bırakmayan kardeşimsin. Ben, yaşadığı her anın hakkını bu kadar verebilen, ettiği her lafın arkasını bu kadar doldurabilen birini daha tanımadım. Zamane Hatunu.. Moda, reklam vs derken kim bilir bir gün bir bakmışsın en büyük kitapçıların en çok satanlar köşesinde senin adını görürüz. İnandığın yolda yürümeye devam et dostum, yüreğin gibi güzel kapıları bir bir açacaksın o yolda...
Alıntı
0 Rabiya Ürgüp 31-08-2010 09:51 #8
Sevgili ATHENA'cım,
Gözlerim dolu dolu okudum güzel hikayeni, yüreğine, ellerine sağlık. Ben her zaman söyledim; senin özü, sözü harbi, mert (hani derler ya; adam gibi adam, erkekler üstüne alıp hemen heveslenmesinle r) delikanlı bir kız olduğunu... ve bizler seni tanımaktan son derece mutlu ve gururluyuz. Hayatının bundan sonraki kısmında mutluluk, sağlık ve büyük başarılar hep seninle olsun bizim güzel ve ipek kızımız...
Alıntı
0 esenkaya 31-08-2010 09:03 #7
çok güzel harika olmuş kalemine sağlık
Alıntı
0 DEĞER 31-08-2010 08:58 #6
Bu kadar güzel yazılmış bir düşünce karşısında ne diyeceğimi şaşırdım.Söyleyebileceği m tek şey "keşke bütün kızlarımız ve kadınlarımız da senin gibi mücadeleci olsalardıda güzelim TÜRKİYE'miz bu hallere gelmeseydi". Eline, diline ve yüreğine sağlık diyorum. Mücadelenden hiç bir zaman vaz geçme.
Alıntı
0 Selenay Suyolcubaşı 30-08-2010 17:16 #5
Fazlasıyla etkileyici çok hoş bir yazı içtenlik süper =) kısacası bayıldım ve çok etkilendim.

Tebrik ederim.. İpek abla..=)
Alıntı
0 İkbal AYDIN 30-08-2010 12:55 #4
Sevgili İpek

Şahane bir zamane hatunusun ve bunu şahane bir şekilde kaleme almışsın. Eline sağlık güzel yüreğine sağlık.
Alıntı
0 Alparslan 30-08-2010 10:42 #3
O kadar içten bir yazı olmuş ki. İnsana gerçekten de ümidini kaybetmemeyi öğretiyor gibi. Zamane hatunu olmak böyle bir şey olsa gerek...
Alıntı
0 cevat 29-08-2010 23:42 #2
harika bir yazı olmuş kendine güvenen ve hedefi sadece başarmak olan bir kişisin.Umarım senin bu yazının,azminin ve yaptıkalrının değerini alırsın.Bu yazıdan anladım ki sen tam bir zamane hatunusun.
Tebrikler...
Alıntı
0 zeynep kıyak 29-08-2010 17:21 #1
Çok dürüst, çok içten, çok samimi bir hikaye...
İnsanın başına, hayatta herşey gelebilir dedirten, herşeye rağmen, ümidini kaybetmeden dik bir şekilde yürümeyi, mücadele etmeyi bilen, satır aralarından yazarın adeta telaşlı ve umutlu ayak seslerini duyduğumuz, bir hikaye olmuş...
yüreğine sağlık athena..:)
Alıntı

Yorum ekle


Güvenlik kodu Yenile