Araçlar
Kayıt Giriş

zamanehatunlari.com

BURADASINIZ: Ana Sayfa » Hikayeleriniz » 1 Erkeğe 300 gr. Bayan
Pazar, 20 May 2012
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 8
ZayıfEn iyi 

1 Erkeğe 300 gr. Bayan

e-Posta Yazdır

FATMA FERİHA BAYSAN KILINÇFATMA FERİHA BAYSAN KILINÇ
Hayat ne kadar gariptir aslında... Ya da zaman nasıl bir olgudur? Üzerinden yıllar geçse de geçmişe dönüp baktığında insan, bazı şeyler ne kadar silik de olsa, diğerleri de bir o kadar canlıdır meydan okurcasına zamana. Zaman geçtikçe hep daha uzun yıllar öncesine dair anıları hatırlamak, belki de sırf istediğimiz içindir. Hani deriz ya hep dün ne yediğimi hatırlamıyorum diye, oysa geçmişte bizi derinden etkileyen çoğu şey sanki dün gibi yerli yerindedir.

Yıl 1997. Bitmek bilmeyen bir bekleyiş içerisinde geçen yazın sonunda, sınav sonuçları açıklanmış ve ben İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliğini kazanmıştım. Sanırım annem başlarda tam olarak ne iş yaptığımızı anlamadığından olsa gerek bari “mimarlık” kazansaydın kızım demişti bana. Oysa tercihlerimin arasında mimarlık yoktu bile. Kafamda hep mühendis olma tutkusuyla yanıp tutuşuyordum.

Anadolu Lisesi ve Fen Lisesi ile başlayan analitiği üniversiteyle birlikte tamamen hayatıma yerleştirmekti tüm isteğim. Çocukluğumun ve gençliğe ilk adımlarımı attığım dönemlerimin geçtiği ve bana hep bir sahil kasabası tadını veren Çanakkale’den çıkıp İstanbul’a gelecektim. Kayıt için yollara düştüğümde hayatımda ilk defa bu kadar kalabalık ve büyük bir şehre geldiğim için şaşkındım, sudan çıkmış balık gibi.


Devlet yurduna yerleştiğim ilk günümde 8 kişilik odalarda ağlayan çömezler ve onları yatıştırmaya çalışan ablalarımızla yıllar su gibi akıp geçti. İçine tüm Türkiye’yi derinden sarsan depremler, tüm dünyayı sarsan saldıralar ve daha nice önemli olayları da sığdırarak.

Bütün bunlara ilave olarak bana büyük şehirde nasıl yaşanır, nasıl para kazanılır ve sadece kendi başına kazandıklarınla nasıl okunur ve hayatta kalınır onu öğretti İstanbul... O yüzdendir ki aslında, ilk çalışma hayatına 17 yaşında üniversite döneminde başlayarak, hafta içi gündüzleri okula gidip, geceleri ve hafta sonları ise yarı zamanlı çalışarak, okul da bitti yüksek lisans da... Üniversitede ilk senemizde yaklaşık 50 kişilik sınıflarda bayan sayımız ortalamada 3 ya da 4 kişiydi.

Erkeklerin “1 erkeğe 300 gr bayan düşüyor” esprileri arasında, erkeklerin çoğunlukta olduğu bir sektöre ilk adımımı attığımda beni nelerin beklediğini düşünmek yerine, kadın olmanın pratikliğine erkekler gibi düşünebilmeyi de ekledikten sonra ben bu sektörde her şeyi yapabilirim dedim kendi kendime. Onlar gibi düşünmek bana iş hayatında kolaylık sağlayacak, kadın olmam da tüm hayatımı planlamamda beni bir adım öne çıkaracaktı. Yoksa iş, ev, çocuklar ve daha birçok şeyi bir arada nasıl başarabiliriz ki tökezlemeden ve düşmeden.

Artık okul yılları geride kalalı çok uzun zaman oldu ve ben mezun olduğumdan beri şantiyelerde çalışıyorum. Şile ile başlayan maceram, İstanbul, Bodrum ile devam ettikten sonra dağları ve denizleri aşıp Azerbaycan’a kadar uzandı.

25 ay önceydi... Hayatımda ilk defa yurt dışına çıkmanın verdiği ne yapacağımı bilmediğim bir şaşkınlık içinde bir müddet bakındıktan sonra yabancılar için olan bir kuyruğa geçip beklemeye başlamıştım.

Sanırım bu acemiliği birkaç kere gidip geldikten sonra atarım diye düşündüm ne de olsa daha çok yeniydim. Sıram geldiğinde konuşmasından hiçbir şey anlamadığım bir adam bana “vize var mı?” dedi sanırım, ben de “yok” dedim. Acemice vize için gereken 1 sayfalık kâğıdı doldurup elimde fotoğraflarla yeniden geçtiğim kuyruktan, sadece 5 dakika sonra vize almış olarak çıkmış ve bagajlarıma doğru yönelmiştim. Yaklaşık 15 dakikadan fazla zamandır bandın üzerinde dönüp duran bavullarımı alıp bir de araba bulduktan sonra artık son x‐ray kontrolü ve çıkış kapısı karşımdaydı. Kalbim o kadar hızlı çarpıyordu ki ya beni karşılamaya kimse gelmemişse ve ben orada bavullarımla yabancı bir diyarda tek başıma kaldıysam diye bir korku kaplamıştı içimi. Birkaç adım yürüdükten sonra görmüştüm Garip Dayıyı.

Garip gibi değildi aslında; cüsseli, şişman ve uzun boyluydu Garip Dayı. Ama yine de adını Garip koymuşlar nedendir bilinmez. Oysa hayatı boyunca Garip diye çağırılmak, garip olmadığı halde kendini garip hissetmesine sebep olmuş mudur acaba? Artık yaklaşık 40 dakika süren bir yolculukla şantiyeye doğru çıkmıştık yola. Daha arabada giderken, görüşmem sırasında günde 8 saat olduğu söylenen mesai saatlerinin 12 saat olduğunu öğrenmiştim Garip Dayı’dan. Ve sonrasında da haftada bir gün olarak söylenen Pazar iznimizin ayda 2 gün olduğunu...

Bu şartlar içinde başlayan maceramın ilk 7 ayında çoğu zaman günde minimum 16 saat çalıştım. Kalan zamanlarımda da kendimi yaşadığım lojmana atıyor ve sadece yarım saat gibi bir süre kitap okuduktan sonra uyuyakalıyordum. 14 gün çalışmanın sonrasında gelen Pazar iznimizin değeri ise paha biçilemezdi.

Bu tempo o kadar ağır ve hızlıydı ki hasta olmamak için vitamin içiyor, Türkiye’den getirdiğim bitki çaylarından enerji verici karışımlar hazırlıyordum kendime. İlk kışımda zaman kaybetmemek adına haftanın bir gecesini nar temizleme günü ilan edip, diğer akşamları yatmadan önce nar yemeye adamıştım kendimi. Bu insanüstü çalışma şartlarına rağmen 7. ayın sonunda nişanlanmış ve nişandan 3,5 ay sonra Türkiye’de hazırlıkları ışık hızıyla tamamlanmış şekilde evlenmiştim. Öyle bir hızdı ki bizimki düğünden 7 gün önce Türkiye’ye gelip, jet hızıyla bir Pazar günü seçtiğimiz gelinliği 3 gün içerisinde diktirip, düğünümüzün ertesi günü de balayına bile çıkamadan Azerbaycan’a geri uçmuştuk. İşte bu hızda tam 25 ayı doldurdum Azerbaycan’da. Geldiğimde henüz temelleri yapılan kulelerimiz bugünlerde bulutlara meydan okurcasına gökyüzünü delip geçiyor.

Ve ben 125 mt yüksekteyken, yüzümü denize çevirdiğimde, kavurucu sıcağının etkisini bir nebze hafifleten rüzgâr yüzümü yalayıp geçerken, bir yandan da “Yine 1 erkeğe 300 gr bayanın düştüğü bir şantiyedesin ve her zamanki gibi ayaktasın” diye fısıldıyor kulağıma...

 

Paylaşmak ister misin?:

Deli.cio.us    Digg    reddit    Facebook    StumbleUpon    Newsvine

Yorum ekle


Güvenlik kodu Yenile