Araçlar
Kayıt Giriş

zamanehatunlari.com

BURADASINIZ: Ana Sayfa » Hikayeleriniz » Gerçek bir hikaye ile aralanan şans kapısı
Pazar, 20 May 2012
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 6
ZayıfEn iyi 

Gerçek bir hikaye ile aralanan şans kapısı

e-Posta Yazdır

KÜBRA RUKİYE ŞENDURKÜBRA RUKİYE ŞENDUR

Aslında gerçeğin ta kendisi değil de nedir hikâyeler?
Her bir yaşam, derin büyük bir hikâyedir.
1983 Yılı Temmuz ayının sıcak mı sıcak bir gününde dünyaya gelen, şimdinin ‘’Zamane Hatunu’’ olarak anılan Kübra’nın ki de bu hikâyelerden sadece biri.

Çok hassas, bazen melankolik, ama çok duygusal bir kişilik yapısıyla bezenen bu çocuk, birbirini çok seven bir kadın ve bir adamın sevgisinin ilk meyvesiydi. Ona bahşedilen güzel bir çocukluktu. Babası tarafından özendirildiği kitaplar vazgeçilmezler listesindeki ön sıralarda yer alırdı. Ayşe’nin Bebeği ve Cin Ali’nin Maceralarıyla başlayan okuma serüveni Dünya Klasikleri’yle devam etti, kitaplar ona kalem tutmayı, kalemler duygularını kâğıtlara dökmeyi öğretti.


Ortaöğrenimine bir meslek lisesinde devam etmeye başladı, kompozisyon sınavlarındaki başarısı öğretmenlerinin dikkatini kısa zamanda çekti. O, sırasının altında her daim bir kitabı olması ve en yeni kitapların takipçisi kimliğiyle tanınırdı.

Gelecek planları Edebiyat ve Hukuk arasında gider gelirdi.
Ne yazık ki, 1999 yılındaki sistem onun hayallerini de çaldı. 1 yıl sonra gireceği sınavla meslek lisesi kurbanı olarak, sistem hayallerine ulaşmasına engel olacak, alan dışına tercihinde ciddi bir puan kaybına uğrayacaktı.

Hayatının mecburiyetleri vardı, arkadan yetişen kardeşler, ekonomik sıkıntıyla boğuşan bir aile ve değişmesi mümkün görünmeyen bir sistem, onu ön lisans programlarından tercih yapmaya zorladı.
Hayatının 3 yıllık bir bölümünü Erzurum’da geçirecekti, zoraki de olsa tercih ettiği bölümü okumak için. Mutsuz olsa, üzülse, hazmedemese de bu, onun hayatıydı ne kadar çabuk kabullenirse alışması kolay olacaktı.

Ekonomik sıkıntılar, ailenin ilde yaşama imkânlarını ellerinden almıştı. Verilen kararla ilin ilçesine taşınacaklar ve okulu biten Kübra yaşam mücadelesine yeni adreslerinde devam edecekti.
Artık hayal etmez olmuştu, istediği bölüme gidememiş, toplumda vasat öğrencilerin gittiği okullar olarak atfedilen iki yıllık bir ön lisans programından mezun olmuş, üstüne bir de istihdam oranı bile olmayan bir ilçede iş aramak zorunda kalmıştı.

Çoktan seçmeli şıkları yoktu, çalışmak zorundaydı. 2004 yılının ona sunduğu sigortasız ve ayda 200,000 TL gibi bir rakamla tezgâhtarlıktı.

Belki de mağduriyetleri yüzünden 350,00 TL’ye bir Diş Hekiminin asistanı olarak işe başladı. Turizm okuyup diş hekimi asistanı olmak tiraji komik gelse de bunu da hazmetmek zorundaydı.
Herhangi bir beklentisi, hayali olmadan yaşamına devam ederken, sürekli okur ve hissettiklerini yazar, bazen tüyleri ürperten, bazen de gülümseten kelimeleri sıralardı peş peşe. Ne var ki yazılanların okuyucusu yalnızca ailesiydi.

Kelimelerle süslediği cümlelerin artık defter arasından çıkma vakti gelmişti. Ailesi yazdıklarını paylaşma konusunda ikna edemedi onu.

Kendisince, yazdıkları basit birkaç satırdan ibarettir. Bunca profesyonel yazar varken kendisinin naçizane birkaç satırı mı okunacak ya da kabul görecekti.

Yazıların gerçek okurlarla buluşması gerektiğine inanan baba, son vuruşu yaptı ve evde büyük bir kıyamet koptu.

Kendin için ne zaman bir şeyler yapacaksın artık diye sordu baba kızına?
Ve ekledi, sana bahşedilen değeri neden kullanmıyorsun, yazdıkça gelişeceğini daha da şevkleneceğinin farkına neden varmıyorsun dedi ve yazıları artık okuyucuya sunması gerektiğini ilk kez bu kadar sert ifade etti.

Çok da ümitsiz bir biçimde Kübra yazılarını topladığı veriyi yanına alarak yerlerini bilmediği, ilçenin yerel gazetelerinin yolunu tuttu.

Kapıların çoğu kapalıydı. Açacak kimse yoktu. Son kapıdan biri çıkarak ilgili kişinin olmadığını incelenmek üzere veriyi bırakmasını söyledi.

Çalıştığı muayenehane de kapanmış olduğu için yeniden iş aramak zorunda kalmıştı. Büyük bir moral bozukluğu ile evin yolunu tutma vaktiydi.

İki gün aradan sonra çalan telefon, gazeteden geliyordu. Yazılar, gazete yazı işlerince beğenilmiş ve haftalık yayınlanan gazeteden ona bir köşe verilmesi uygun bulunmuştu. Gazetenin yolunu tuttu, yerel de gazetecilik yapmanın zor olduğu ve yerel gazetecilerin para kazanamadıkları konulu bir sohbet dinledikten sonra gazete hakkında bilgi aldı.

Kübra, ilçenin en güçlü Gazetesinin Köşe Yazarı Kübra Hanım olmuştu. Tanınırlığı atmış, okuyucuları çoğalmıştı. Onu ne bürokratlar, ne iş adamları, ne siyasetçiler, ne ev hanımları, ne öğretmenler, ne öğrenciler, ne boş gezenin boş kalfaları okur olmuştu.

Artık 80.000 nüfuslu ilçenin tek bayan yazarıydı.
Aldığı okuyucu yorumları inanılır gibi değildi. Her kesimden haftalık yazısını bekleyen kendisiyle tanışmak isteyen onlarca insan oluşmaya başlamıştı.

Kentte hazırlıkları başlayan Kurtuluş Etkinlikleri için kaleme aldığı yazı yerel yönetim belediye başkanınca çok beğenildi ve takibe alındı Kübra Hanım.
2,5 – 3 ay sonra kendisi ile görüşmek isteyen belediye başkanıydı. Aslında bu bir görüşme değil iş teklifiydi.

Bu teklifi reddetmedi, düşünmek istedi, hem çalışmak zorundaydı hem de bu iş seçme şansı olmadığı diğer işlerle kıyaslanamazdı bile.

İlçe de herkesin torpiller bularak girmeye çalıştığı ilçe belediyesi gibi bir kuruma sadece yazdığı yazılar sayesinde kabul edildi. Hiç kimseyi tanımadığı bu ilçede işsiz ve mutsuz gezerken o günün şartlarında büyük bir kapı aralanmıştı önüne.

İlçe belediyesinin Basın Yayın ve Halkla İlişkiler departmanında çalışmaya başladı.
Herkes tarafından çok sevilen yazıları seviyeli, işinden taviz vermeyen, kurumun önemli mihenk taşarlından biri olmuştu artık. Çalıştığı birim sürekli üretiyor, gazete ve dergilere ilçenin tanıtıldığı yazılar Kübra’nın klavyesinden çıkıyordu. Kurumun web sitesinde yayınlanan haberlere onun parmakları hayat veriyordur.

Başta anlayamadığı kıskançlıklar, zamanla saygıya, tebriklere dönüşmüştü. Sakladığı yazıları paylaşmayı öğrendiğinde, önüne büyük bir kapı aralandığının farkına varmış kalemine daha fazla sarılmıştı.

Röportajlar, haberler, kurumun yayınlarının editörlüğü, belgesel yazıları vs. derken o artık herkesin adından takdirle bahsettiği biri olmuştu.

Farklı olmayı başarabilmişti. Çünkü çizgisinden, prensiplerinden dürüstlüğünden hiç taviz vermemişti. Destek olan ve takdir eden sayısı artmıştı.

Her şey güllük gülistanlık değildi. Siyasi bir kurumda çalışıyor olmanın zorlukları, 22 yaşındaki bu kalemi yazılarıyla ezmeye çalışan ve kaleme sarılan bazı yazarların girişimleri yıldırmaya yetememişti.

Bütün bu zorlukların yanında, kendi birimi dışında birçok birimin işini hallediyor, herkes onu arıyor, ona soruyordu. Mesai mefhumu olmadan çalışan tek kişiydi o. Artı kendisini çok seven, çok fazla kıskanan, uzaklardan da olsa müdahale eden, Karadenizli bir nişanlı olunca hayatı iki katı zorlaşıyordu. Üstüne bir de evlilik hazırlıkları içinde bulunduğu durumun zorluğunu artırıyordu.

Çalıştığı bir işi vardı. Zorluklarını kolaylaştıran aldığı duaları yanındaydı ve tabi ki ailesi ve onu seven müstakbel eş adayı.

En önemli ilkesi, inandıklarını yazması, kalemini satmamasıydı. Bir süre sonra kendisinden beklenen başkalarının menfaatine yazacağı yazıları prensibine ters düştüğü için yazmaması nedeniyle çıkar ve prensip tartışmaları yaşayacağını anladığında, tartışmalara yer vermemek ve yıpranmamak için ve artık evliliğe adım adım yaklaşmış olmanın verdiği heyecanla işinden onurlu bir şekilde istifa edip, kendini kuracağı yeni yuvası için çalışmalara adadı.

Sene 2010 Kübra Hanım şimdilerde kendi okuduğu bölüm olan turizmle ilgileniyor istediği ve sevdiği işi yapıyor, çeşitli gazete ve sitelerde yazmaya devam ediyor.

Sevgisinden kıskanan ve yazma çizme işine karşı çıkan eşinin de desteğini yanına almış olmanın gururunu yaşıyor.

İş hayatındaki zorlukları mı? Hala devam ediyor elbette ama güzellikleri ile birlikte.
Kendisine yeni bir yerde yeni bir hayat kurması hiç de kolay olmadı. Ama başardı, yeni işinde çektiği sıkıntıları sabırla göğüsledi, şimdilerde hayatın tadını çıkarıyor.

O, iş hayatının zorluklarının beraberinde çeşitli kolaylıkları da getirdiğini görebiliyor olmasında dolayı işini, eşini, evini, ailesini, özel zamanlarını bir arada şimdilik götürebiliyor.

Hayat önüne başka nasıl hikayeler çıkarır, bekleyip görecek ...

 

Paylaşmak ister misin?:

Deli.cio.us    Digg    reddit    Facebook    StumbleUpon    Newsvine

Yorum ekle


Güvenlik kodu Yenile