Araçlar
Kayıt Giriş

zamanehatunlari.com

BURADASINIZ: Ana Sayfa » Hikayeleriniz » Cennet benim olduğum yerdir.
Pazar, 20 May 2012
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 45
ZayıfEn iyi 

Cennet benim olduğum yerdir.

e-Posta Yazdır

suRumuz: SU

Kendimi bildim bileli farklıyım; düşüncelerim, hareketlerim, hayallerim... Ne etrafımdaki insanlar gibi ileriye dönük hayaller kurdum, ne günlük yaşadım... Bildiğim bir tek şey vardı; her gün yeni bir şey öğrenecek, üzülsem de her acıyı ederi kadar yaşayacak ve kendim için her şeyin en doğrusunu seçecektim...

Sabırsızlığım, fevriliğim, merakım taa doğduğum ilk günden aldığım özellikler... Ailemin beni kucaklarına almayı umdukları tarihten tam bir ay önce doğmuşum. Evet, belki de erken doğumum ilk olaydır benim karakterimin, kişiliğimin temelini atan... Evet belki de bu yüzden oğlak kadını olmam gerekirken yay kadını olmuşum ve o yüzden de kalıplara uymayan, çılgın, dobra, zeki, duygusal, özgür, meraklı, sabırsız, patavatsız bir kadın çıkmış ortaya...

Her insanın hayatında bazı şanslar vardır; bazıları gerçekten şanslıdır, bazıları ise şansını kendi yaratır. Şanslı bir kadın olduğumu söyleyemeyeceğim ama hayatta öyle bir şansım var ki, resmen bonus kattı benim hayatıma...

Benim en büyük şansım ailem... Kusursuz babam, mükemmel annem ve dünya tatlısı kardeşim... Herhalde diğer avantajım ise babamın psikiyatrist olması yoksa ben tarzı deli dolu biriyle başa çıkmak her yiğidin harcı değil... Lise deki tek amacı yazın gidilecek yeni tatil yerleri planlamak, seyahat kitapları okumak, sevgilisinin arabayla camlarının önünden geçişini beklemek, hangi tokayı takacağına ve hangi mini eteği giyeceğine karar vermek olan sorumsuz bir kızdan eğitimli, kültürlü, kendine güvenen, haksızlıklara direnen, cesur, bağımsız bir kadın yaratmak her yiğidin harcı olamaz da zaten...

Nedendir bilmem matematikten hiçbir zaman anlamamış olmama rağmen zehir gibi bir beynim ve dile karşı da inanılmaz bir yeteneğim var. Belki de bu yüzden çok dilli bir insan oldum. Evet, gerçekten de öyleyim, zaten susmasını bilmez bir insanım; İngilizce, Fransızca, İspanyolca ve Rusça da hiç susmadan konuşabiliyorum. Üstelik her konuya inanılmaz merakım olduğu için her konuyla ilgili her şeyi okuyup, herkes ile her şey hakkında bildiğim tüm dillerde saatlerce hatta dayanabilseler günlerce susmadan konuşabilirim. Yeter ki yaşam enerjim ve iyi niyet etrafımda olsun... Kötü niyetle, kötü insanlarla karşılaştığımda ise hala küçücük bir kız çocuğu gibi bir köşeye kaçar saklanır, acımın ederinin dolmasını beklerim. Ve dolduğunu hissettiğim de yenilenir, silkinir, eskisinden daha güçlü, daha cesur bir şekilde insanların karşısına çıkarım. İnsanların neden kötü olduğunu hala anlayamadım maalesef... Hep bu yüzden takılıyorum hayatın dikenli tellerine, hep bu yüzden yara alıyorum ama gene de ben hiç kötü niyetli bir insan olmayacağım. Düşsem de, yaralansam da, sırtımdan bıçaklansam da; bu O’nun zayıflığı deyip yeniden toparlanacağım ve inadına istediğim gibi, hak ettiğim gibi yaşayacağım...

Eğitimin etkisine inananlardanım... Eğitildikçe güzelleşiyor ruhumuz... Yeni şeyler öğrendikçe şekilleniyor hayatımız. Yeni bir şey keşfetmenin ve onu yapmanın mutluğundan daha güzel bir şey yok bence hayatta... Bitirdiğim her okul, gittiğim her kurs, aldığım her yeni eğitim bir adım yükseğe çıkardı beni... Özgeçmişime eklediğim her satır, her iş görüşmesinde hayranlık dolu bakışların yönelmesini sağladı bana... Maalesef, iş hayatımda hala hak ettiğimi düşündüğüm yerde değilim ama o yere ulaşacağım. Bunu gerçekleştirmek için gereken azim, zeka ve merak bende var. Hatta belki de merak biraz olması gerekenden fazladır; gördüğüm her kapıdan içeri girmek istiyorum, gördüğüm her insanla sohbet etmek, gördüğüm her tatlıdan yemek... Öğrendikçe olgunlaşıyorum, olgunlaştıkça güzelleşiyorum. Ben güzelleştikçe de hayat benim için daha eğlenceli, daha keyifli bir hal alıyor... Hayattan keyif aldıkça yürekleniyorum, cesaretleniyorum. Ne istediğini bilen bir kadın oluyorum. Bencil değilim ama karşımdakiler beni üzmeye başladıkların da bencilleşmek zorunda kalıyorum.

 

Arkadaşlarımla ilişkilerimde çok başarılı olduğumu söyleyebilirim ama önce onların benim farklı tarzıma alışmaları gerekiyor. Karşımda ki insanı sevmişsem, yıllar süren ve harbi dostluklar kuruyorum. Sevmemişsem başarılar dileyip yoluma devam ediyorum. Yargılanmaktan hoşlanmadığım gibi yargılamaktan da hoşlanmıyorum... Erkeklerle ilişkilerime gelince, işte bu konuda çok da başarılı olduğumu söyleyemeyeceğim... Aşık olmadığım taktirde duygusuz ve umursamaz, aşık olduğum da ise tam bir geyşa moduna giriyorum ve her iki durumda da başarısız ilişki listem kabarıklaşıyor. Aşık olduğum zaman gözüm dünyayı görmüyor, bir anda romantizm ve arzu beni esir alıyor sanki kalbimle görüyorum dünyayı, özellikle de aşık olduğum adamı... Bana verdikleri umurumda olmuyor, ben ona verdikçe mutlu oluyorum... Sonra bir gün geliyor, içimde ki mantık uyanıyor, kalbime sertçe bir yumruk atıyor, gözümün önünde ki perde kalkıyor ve o taptığım insan bir anda tüm gerçekliğiyle öylece karşımda duruyor. Beynim bir anda mukayese yapmaya başlıyor, sorguluyor ve bir karar veriyor “bu adam senin değerini bilmiyor, onu geride bırak ve yoluna devam et”. Giderken de sözde kahramanıma şunu hissettiriyorum “cennet benim olduğum yerdir ve maalesef sen orada yaşama şansını kaybettin”. Erkek gibi erkek bulana kadar da bütün ilişkilerimin hep aynı şekilde sonuçlanacağını düşünerek yeni bir sayfa açıyorum. Kadın duruşuma erkek yüreği ekleyip, yeni maceralara koşuyorum...

Çok sıkı bir dış ticaret uzmanı olmama ve bu işi karakterime en uygun iş olarak görmeme rağmen çok severek yaptığım bir şey daha var... Kıyafetleri süslemek... Çok sıradan bir bluzu alıp, üzerinde hayal gücümü kullanıp tamamen bana özel bir kıyafet yaratmayı çok seviyorum. Eserlerimi görenlerin beğenisi çok doğru bir yolda olduğumu hissettiriyor. Çok sevdiğim bir arkadaşımla, yeni bir şey yapalım hayatımıza tat gelsin ana fikirli muhabbetimizden sonra bu yeteneğime ve onun bu konudaki hevesine hayat vermeye ve hayatımıza tat katmaya karar verdik ve bir marka yarattık, sos!!!! Herkesin ve özellikle kendimizin hayatına sos katmak istiyoruz. Henüz yolun çok başındayız ama istedikten sonra bizi kim durdurabilir ki?

Paylaşmak ister misin?:

Deli.cio.us    Digg    reddit    Facebook    StumbleUpon    Newsvine

Yorumlar

0 nurhan 27-08-2010 13:59 #8
sevgili su kendini o kadar güzel anlatmışsınki yazında küçük bir kız çoçugunun zamanla büyüyerek olgunve mükemmel bir kadına ne isteidigin bilen ve tutugunu koparan bir insana dönüşmesini mükemmel bir dille anlatmışsın ve bu tür yazılarının devamını bekliyoruz hayatta tutgun her işde başarılı olacagından eminim seni kutluyorum
Alıntı
0 pembe 26-08-2010 16:39 #7
bir insan kendini bu kadar mı güzel tanımlarrrr. kadın olarak seninle gurur duymamak elde değilll süpersinnnn....!!!!
Alıntı
0 bir gül 26-08-2010 16:36 #6
sevgili su bir insan kendini bu kadar güzel anlatabilir,emi nim ki ailen seninle her zaman gurur duymuştur
başarılar ve yoluna devammm....
Alıntı
0 bahar 26-08-2010 09:47 #5
Gerçekten sadece 'Güzelmiş'demeye içim elvermiyor.Duygularınızı böylesine güzel ve samimi anlatmanızı kutluyorum.Birçok bayanında duygularını yansıtmışınız.Tekrar kutluyorum.Süper bir yazı..
Alıntı
0 lara 26-08-2010 09:01 #4
yazını çok begendim çok guzel kendini anlatmışsın SU başarılar..
Alıntı
0 naz 26-08-2010 08:17 #3
bir yazı bu kadar muhteşem olur...bir hayat bu kadar guzel ifade edilir...
Alıntı
0 GökhanT 24-08-2010 16:00 #2
Sadece "Güzelmiş." demek yetmez bu yazıya.
Zamane hatunlarından en göze çarpanı... Bence çok az insan, 1000 kelimeyle kendini bu kadar samimi ve dürüstçe özetleyebilir. SU bunu başarmış. Bunun adı "kendinden haberdar olabilmek" bence. Belki de SU'nun en büyük silahı bu. Çoğunluğumuzu alt edebilecek, büyük bir silah.
Alıntı
-1 fatih 24-08-2010 07:51 #1
güzelmiş...
Alıntı

Yorum ekle


Güvenlik kodu Yenile